9 Kasım 2019 Cumartesi

YENİ BİR HAYAT - BÖLÜM 2


Yeni Bir Hayat serüveni ile ilgili yorum yapan okurlarımın hepsine teşekkür ederim. Yapılan bazı yorumlarda yaşamımda yapacağım değişikliklerle ilgili beklentiler oluşmuş. Yorumlara verdiğim cevaplarda belirttiğim üzere bugünkü tecrübe ve aklımla aynı çocukluğu yaşasaydım bireysel olarak herhangi bir şey değiştirmeyi düşünmezdim belli bir yaşa kadar. Belki siz okurlarımın benim düşünemediğimi önermeniz iyi bir fikir çıkarabilir ortaya.

Yaşam çizgisinde bazı kritik dönüm noktaları vardır bildiğiniz üzere. Bunlardan belki de ilk karşılaşılan meslek seçimimiz. Ben de bu yüzden ilk ayrım noktasını buraya koydum. Doğal olarak her dönüm/ayrım noktası ufaklığı mektuptan ayırıp ona farklı bir öykünün kapısını aralayacak. Ufaklık (yani on yaşındaki ben) bu ayrım noktalarında benden ve benim kaderimden ayrılacak. O ayrılma anından sonra ben onun kader yoluna girmiş olacağım. İlginç bir rotada ilerlemeye devam edelim bakalım neler çıkacak. En az sizler kadar ben de merak içindeyim. İyi okumalar.

*** BÖLÜM 2 ***

Liseye kötü bir başlangıç yapacaksın ufaklık. Sonradan terk ettiğin futbol tutkusunun bunda ne kadar payı var bilmiyorum. Okul çıkışında her gün top koşturacaksın, hava kararana dek. Hatırladığım kadarıyla ilk yalanlarına başlayacaksın. Her akşam geç vakit eve döndüğünde, seni pür merak içinde bekleyen annemizi "Elektrikler kesildi, bu yüzden öğretmen dersleri elektrikler gelene kadar uzattı" diyerek, saçma sapan bahanelerle kandıracaksın. Zavallı kadın. Bak, ufaklık yapma bunu. Hiçbir zaman yalan söyleme, hele annemize hiç söyleme. Çünkü o çocuklarını gözünden sakınır hep, bizleri incitecek en ufak bir söz dahi söylemez, değil kaba kuvvet, bir fiske dahi vuramaz.

Muallâ adında mesleğine yeni başlayan güzel mi güzel, tatlı mı tatlı bir matematik öğretmeni seni yeniden hayata bağlayacak. Lisenin ilk sömestre'sindeki altı kırık notu bir sonraki dönem düzelteceksin, Muallâ hocan sayesinde. O sana güvenecek, sen de onu yanıltmayacaksın. Sonraki yıllarda başarılı bir öğrenci olacaksın.

Ergenlik diye bilinen bir azgınlık dönemin olmayacak ama duygusallığın yakanı bırakmayacak. Üç yıl lisede birlikte okuduğun bir arkadaşına ilgi duyacaksın. Güzel desem, güzel değil. Sıska, gözlüklü, soluk benizli bir tip işte. Tahtaya kalktığında tebeşir tozuna karşı allerjisi nedeniyle sessiz öksürük nöbetine kapılan, kısık sesli bu kızın hangi özelliği seni çekecek inan ki bunca tecrübeme rağmen bilemiyorum. Oysa öyle sınıfın olacak ki, tam bir hababam sınıfı, bir sürü güzel kız erkekleri tavlamanın peşinde. Sana çocuk gözüyle bakacak diğer kızlar. Sübyan lafını ilk kez o yırtık kızların ağzından duyacaksın. Uzaktan her hareketini izleyeceksin onun, senden kopya çekmek için yanına davet ettiğinde, havalara uçacaksın. Fakat yine arkadaşlık teklif etmek cesaretini göstermeden ona, lise maceran sona erecek. Senin için hayırlı olan da bu zaten.

Lise ikinci sınıfa giderken eve ilk kez televizyon girecek. Çiğli'deki arsa 10.000 TL'ye satılıp eve Grundig marka bir TV alındıktan sonra kalanı senin üniversiteye hazırlık dershane parası olarak saklanacak. Televizyon dediğim evin odasında bir köşeyi kaplayan, önünde ahşap sürmeli akordiyon kapağı kapatılıp kilitlenen kocaman bir camlı dolap. Sinema gibi bir ekran, perde yerine camı var. Filmler, eğlence programları, dizi filmler falan izlenebiliyor işte. Henüz haberler dışında canlı yayın yok tabii. Şimdi televizyonu bilmeyen sana canlı yayını anlatmak istemiyorum. Zamanı gelince öğreneceksin zaten. Anteni, regülatör adında bir kara kutusu var. Başlangıçta epey karışık geliyor insana ama kolay alışacak, kolay kolay bırakamayacaksın. Anteni kurmak zor bir iş, epey uğraşacaksınız iyi görüntü almak için. Günlerden cumartesi, bunca yıl geçse de hiç unutmam, ilk olarak "Emirganda Piknik" eğlence programını ailecek, büyük bir heyecanla gözlerinizi kırpmadan izleyeceksiniz. TV dolabının kilidi ders çalışma zamanlarında sadece birkaç kez kilitlenecek. Sonra aksesuar gibi üzerinde kalacak. Evdeki herkes bu aptal kutusuna hipnotize olmuş gibi alık alık bakacak. 

Dershaneye başladığında bir arkadaşınla tanışacaksın. İyi bir çocuk, babası banka müdürü. Böyle bir arkadaşın olduğu için hem gurur hem de eziklik duyacaksın. Hele bir gün ders çıkışında yanına gelip "Hamburger yemeye gidelim mi?" deyince ne yapacağını şaşıracaksın. Çünkü hamburger nedir, nasıl yenir henüz bilmiyor olacaksın. Üstelik cebinde ona yetecek paran da yok. Hayır demek ondan da ağır gelecek. Gideceksin onunla beraber. Arkadaşın defalarca yediği hamburger köftesinin ne kadar pişirileceğini, üzerine yumurta sarısının patlatılmadan nasıl ilave edilmesi gerektiğini ustaya anlatırken onu hayranlıkla izleyecek, dönüp sonra sana "Senin nasıl olsun?" deyince kısaca "Aynısı" cevabını vereceksin. O leziz şeyi yiyip masadan kalkarken hesabın hepsini ödeyince derin bir nefes alıp teşekkür edeceksin arkadaşına. Birkaç gün sonra "Kazandibi yemeye gidiyoruz, gelir misin?" diye sorduğunda lokantalarda beleşe arta kalan yemekleri yemeye gideceğinizi sanma. O güzel bir sütlü tatlını adı. Eğer cebinde paran yoksa nazikçe bir bahane uydur peşlerinden gitme.

Meslek seçiminde pek karışık olmayacak kafan. Kararını çoktan vermişsin zaten. İki kriterin var, biliyorum. Birincisi İzmir'den, daha doğrusu yaşadığın aile ortamından uzak kalmak, ikincisi inşaat mühendisliği. Çevrende üniversite kazanan hemen hemen hiçbir kimse yok. En fazla okuyanlar liseyi ancak bitiriyor, o da tekleyerek. Çok ümidin olmayacak senin de. Belki farkında bile olmayacaksın ama babamız da aynı fikirde, yani üniversite kazanabileceğin aklının ucundan dahi geçmiyor. Sendikanın birinde sana memurluk işi ayarlamanın peşinde. Annemiz ise olabildiğine umutlu. Oysa, topu topu yirmi üniversite var o zamanlarda. Milli piyangodan büyük ikramiye çıkması gibi bir şey. Hiçbir yakının üniversitenin yanından geçmemiş ki sen geçesin. Annemiz benim oğlum doktorluğu kazanacak diye geçirecek aklından, ya tutarsa.

İnşaat mühendisi nedir bilmeyeceksin. Nereden bileceksin ki. Sadece apartman diktiklerini sanıyorsun onların. Bu işin laz ustaların tekelinde olduğunu çok daha sonra öğreneceksin. Yolları, tünelleri, barajları, limanları yaptıklarını, kanalizasyon, içme suyu, sulama, hava alanı gibi nice dalda çalışabildiklerini öğreneceksin inşaat mühendislerinin. Evet tercih etmeyi düşündüğün bölüm seni fazlasıyla ihya edecek. Bu işin teknik yönü. Şimdi sana bazı gerçekleri anlatacağım. Sen yok, ben yine inşaat mühendisliği okuyacağım dersen karışmam. Dikkat ettiysen şimdiye kadar alacağın kararlarda sana yol gösterip pek müdahale etmedim. Aslına bakarsan lisenin son sınıfına kadar hiçbir kararda senin etkinin de söz konusu olmadığını biliyorum. İlk kez bir yol ayrımına giriyoruz şimdi. Ya önerilerimi dinleyecek, yolunu değiştireceksin, ya da benim yolumda giderek kaderimizi birleştireceksin.

Lisede en samimi arkadaşın Hikmet olacak. Orta halli bir ailenin çocuğu o. Beş kardeş, hepsi de erkek. Abisi var Mustafa, matematik öğretmeni. Sınava birlikte hazırlanacak, takıldığınız matematik sorularını Mustafa abinize soracaksınız. Efendi, dürüst bir çocuk Hikmet. Babası bütün çocuklarını toplayıp rakı masasına oturduğunda o neşeli atmosfer seni büyüleyecek. İlk rakıyı onlarla birlikte içeceksin. Ne güzel bir tablo diyerek huzur bulacak, belki ilk kez böylesine mutlu bir aileye tanık olacaksın. "Böyle bir ailem olsa, neden İzmir'den kaçayım ki" diye geçireceksin içinden. Büyük abisi evli, "Nar Çiçeği" dediğini öğreneceksin karısına, ilk tanıştığı günden beri. Ne güzel bir lakap, ne güzel bir isim değil mi?  Nar çiçeğini hiç görmeden güzel bir çiçek olduğunu hayal edeceksin. Mustafa abi, hızlı devrimcilerden, Ankara'ya gidip yürüyüşlere katıldığını anlatacak arkadaşın. Aileden biri gibi içlerine alacaklar seni. Üniversite sınavlarına hazırlanırken kah Hikmet gelecek, içinde derme çatma bir masa, iki sandalyenin olduğu evimizin karşısında terk edilmiş eve, kah onların evinde çalışacaksınız birlikte. O terk edilmiş evde çalışmaktan sıkıldığınız zaman, müsvedde kağıtları buruşturup top haline getirecek, boş odada yaptığınız maçlarda stres atacaksınız. Hikmet, abisinin yolunda gitmek isteyecek. Tercihlerinin çoğunu matematik öğretmenliğinden yana kullanacak. Oysa öğretmenlik senin aklının ucundan geçmeyen bir meslek.

Şimdi beni iyi dinle ufaklık. Mühendislik iyidir hoştur da, bizim memlekette bu iş hiç kolay değil. Zevkli kısmını bırakıp bambaşka şeylerle uğraşacaksın. Mezun olduğundan sonra ilk yıllarında yabancı bir şirkette çalışacaksın. O senin en güzel yılların olacak. Tamam, dağ başında olacaksın ama hem huzur, hem de iyi para kazanacaksın. Sonraları yine iyi para kazansan da bu meslek seni umduğun kadar mutlu etmeyecek. Sen gel bunu bir düşün yol yakınken. Henüz yedi sekiz yılın var. Bu süre zarfında tekrar tekrar bu mektubuma dönüp yönünü bulacaksın. Zamanı geldiğinde, bu yazdıklarımı bir kez daha oku, eminim ki beni daha iyi anlayacaksın. İsterdim ki bu mektubumun ekleri olsun. Bu ek kalın bir roman olurdu emin ol. Sana Türkiye'de inşaat mühendisliğinin ne olduğunu anlatan bir roman. Gerçi hangi meslek kolay ki bu ülkede. Ama en zorlarından biri de bu seçmeyi düşüneceğin meslek sanırım. Sen gel beni dinle, vazgeç bu sevdadan. Yaşadıklarımı bilsen anlarsın beni, seni bu sevdadan neden vazgeçirmeye çalıştığımı. Bu meslekten seni niye uzaklaştırmak istediğimi mektubumun ilerleyen bölümlerinde okuyacaksın. Ama eğer bana hemen inanır teklifimi kabul eder de önerdiklerimi yaparsan bundan sonra yazdıklarımı yok say. Çünkü kaderin değişecek, hiçbir benzer tarafımız kalmayacak. Benden farklı bir yola girip o yolda ilerleyeceksin ve bu sefer sen çizeceksin benim kaderimi. Yok eğer tercihinde ısrar edersen bir inşaat mühendisi olarak aynı yolda yürümeye devam edeceğiz, ta ki bir sonraki yol ayrımına kadar.

Ufaklık, şimdi dikkatini topla, sakın hata yapma. Üniversite sınavında yirmi tercih yapacaksın. Yine aynı tercihleri yap. Bütün tercihlerini puan sıralamasına göre yüksekten düşüğe göre sıralayacağını biliyorum. Tercihlerinin çoğu inşaat mühendisliği ve mimarlık bölümleri. Daha inşaat mühendisi ile mimar arasındaki farkı bile bilmiyor olacaksın ama olsun varsın. Arada boşta kalmayım diye aralara serpiştireceğin bölümler olacak. 7. tercihinde A.Ü İngiliz Dili ve Edebiyatını yazacaksın, ne alakaysa, filoloji diyorlar diye havasından mı yazmıştım bunu hatırlamıyorum. 8. tercihini kazanacaksın, bu tercihin ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümü olacak. 9. tercihin ise A.Ü Antalya Tıp Fakültesi. Sen gel 9. tercihini bir öne al. Böylelikle hem annemizi sevindirmiş olursun hem de çok istediğin gibi evden uzaklaşırsın. Biliyorum, mühendisliği tıptan daha çok seviyorsun ama beni dinle, inanıyorum ki sonraki hayatında daha mutlu günlerin olacak. Karar senin ufaklık, tamam mı diyorsun yoksa mektubumu okumaya devam etmek mi istersin?

 YENİ BİR HAYAT *** BÖLÜM 1 ***

22 yorum:

  1. bu tarz yazıları okumayı çok seviyorum. otobiyografik bir romanı okuyormuşum gibi oldu bi an. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kısmen öyle. Bazı eksiklikler olabilir; kısım kısım anılar aktarılıyor, arada boşluklar var biliyorum. Aralar doldurulunca bütünlük sağlanabilir belki. Mesela kardeşlerimden çok fazla bahsetmedim. Teşekkürler:)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Daha konulara tam girmedik, tehlikeli sular korkutuyor beni:))

      Sil
  3. Önce birinci bölümü okuyayım iyisimi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, maalesef bölümler birbirinden bağımsız değil:)

      Sil
  4. Benim demek istediğim bu da değildi :D Yani biraz kurgusal düşünmüştüm. Mesela bir seçimi alıp onu başka türlü yapsaydınız nerede ne durumda olacağınız gibi. Şöyle bir teori vardır ya; her bir seçimle aslında alternatif bir kader yaratıyoruz. Yani o noktada hikayemiz kırılıp ikinci bir hikayeye paralel gidiyor ve bu paralel evrenler milyonlarca. bazı insanlar bu teoriye pek inanır, hatta "dejavu" hissi bile bundandır falan derler ama bilemedim, bence sadece hoş bir hikaye kurgusu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım aynı şeyi düşünüyoruz, ya da sizin dediğinizi anlayamadım:) Mektupta kurgu yok, tamamen gerçek olay ve duygular, düşünceler var. Mektubun dışında yazacağım yaşam öykülerinin başkahramanı aynı ama olaylar ve diğer kişiler kurgusal, sayısı ise dönüm noktalarının sayısı kadar olacak. Söz konusu öyküler mektupta işaret edilen dönüm noktasına kadar mektupla aynı ve gerçek, dönüm noktasından sonra ise tamamen kurgusal yaşam kesitlerinden ibaret olacak. Mektupta kaç adet dönüm noktası verildiyse o sayıda öykü çıkacak. Kısaca mektupta kurgu bulamayacaksınız ama dönüm noktalarının her birinden başlayacak yeni öyküler tamamen kurgu olacak.

      Sil
  5. Devamını da okumak isterim, ilgi çekici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devam edecek, kaç bölüm olacak ben de bilmiyorum:)

      Sil
  6. Bana bir şey anlatırken detaysız anlatırsanız sizi yorarım demiştim bir blog yazımda, hangisi olduğunu hatırlamıyorum :D Bu seri tam da istediğim şey. Upuzun yaşamı upuzun anlatmak... Neredeyse hiçbir şeyi atlamadan, harika. Her bir bölümünü çok çok merak ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru demişsiniz:) Benim de hoşuma gitti. Mektubun sonuna kadar yaşam kesitlerimi biliyorum ama mektup tamamlandıktan sonra her bir dönüm noktasında beni alıp farklı yaşamlara sürükleyecek kurgusal fasıl beni de heyecanlandırıyor:)

      Sil
  7. :) en çok arkadaşlarını, aşkımsıları ve muallayı sevdiim :)

    YanıtlaSil
  8. hıhım okuruz mektubunuuuu :)

    YanıtlaSil
  9. Ne güzel arkadaşlar onlar gözümde canlandı ders çalışırken bir anda oyun oynamanız filan ne güzel anlatıyorsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vefasız arkadaşım olmuş olabilir belki ama hatırladığım kadarıyla hiçbir zaman kötü arkadaşım olmadı. Teşekkürler:)

      Sil