KATEGORİLER

29 Haziran 2022 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 149

Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetleri etkinliğimiz tüm heyecanıyla devam ediyorÖnceki haftaların sohbet konularını ve konu başlıklarını öneren arkadaşlarımızın  isim listesini burada bulabilirsiniz. Ağaç Ev Sohbetleri'nde bu haftanın konusunu sevgili Tozzerresii / Murat Karakılıç belirledi:

"Mutlu olmak isteyen insan ile mutlu kalmak isteyen insan arasındaki fark nedir?"

Mutluluk... Her insanın peşinde koştuğu bir kavram. Kişiye özel ve yaşama anlam veren tatlar ve hazlar bütünü. Bazen güzel bir çiçeğin kokusu, kulağa hoş gelen bir melodi ya da sevdiğin insanla gün batımını seyre dalmak. Bazen dostlarla rakı masasında Akdeniz şarkıları mırıldanmak. İlk çocuğunun ilk adımları, okuldan mezun olup kepleri havaya fırlattığın an. 

Yanlış hatırlamıyorsam, daha önce de mutluluk konusunu tartışmıştık ya da yazılarımdan birinde bu konuya değinmiştim. O zaman da belirttiğim gibi insan yaşamında biteviye sürüp giden bir mutluluk söz konusu olamaz. Varoluş felsefesinde kendime en yakın hissettiğim filozoflardan biri olan Schopenhauer, hayatın acı ve kederle donatılmış olduğunu, aralara serpiştirilmiş mutluluk kırpıntılarına tesadüfen kavuşma anlarında bunların tadını çıkarmamız gerektiğini savunur.

Dışarıdan mutlu görünen pek çok insanın hangi dertlerle uğraştığını, ne acılar çektiğini, nelere üzüldüğünü bilemeyiz. Ömrü boyunca mutlu bir yaşam süren insan yoktur. Genellikle dertlerimizi içimize atar, mutlu anlarımızı dışarı yansıtırız. Bazen de kendimizi zorlar mutluymuşuz gibi davranırız. En önemlisi mutluluk anlıktır, gelir ve geçer. Bazen bu anları hatırlayıp mutlu oluruz. Acı, üzüntü, keder bazen uzun süreli olabilir. Sözgelimi yatalak bir hasta ya da çaresiz bir illete yakalanmış insan sürekli olarak içinde bulunduğu durumu düşünür. Bu halde olsalar bile dostlarını yanlarında görmek onları kısa süreliğine mutlu eder.

Mutluluğun istenerek elde edilebileceğini düşünmek sadece bir yanılsamadır bana göre. Ruhsal yönden sağlıklı bir insan günlük yaşamında anlık mutluluk kırpıntılarını azami ölçüde yakalar. Zanneder ki mutluluk her zaman elinde. Oysa o, önüne gelen güzellikleri fark edip haz almayı bilmiştir sadece. Bazıları hayal kurmanın bile insanı mutlu edeceğini düşünür. Doğrudur. Ancak hayat öyle acımasızdır ki, en mutlu olduğumuz bir anda acı gerçeklerle yüzleştirir bizleri. Bu bakımdan isyan etmeye hiç gerek yok. Yaşamı acısıyla, tatlısıyla kabullenmek, değiştirip düzeltebileceğimiz şeylerin üzerinde çalışıp sorunları gidermek, elimizde olmayan ya da gücümüzün elvermediği durumları da akışına bırakmak (varlığını kabul etmesem de) kalıcı mutluluğa giden ehven-i şer bir yol.    

Eğer mutluluk istemimizle erişebileceğimiz bir olgu olsaydı o zaman kalıcı olmasını tercih etmek akıllıca bir seçim olurdu muhtemelen. Çünkü mutlu olmayı istemek münferit olaylardan haz almaya ilişkin bir seçim. Mutlu kalmak ise yaşam boyu o şeylere sahip olmak demektir. Yukarıda belirttiğim üzere her insan, her anını mutlu yaşamak ister ama çoğu  zaman elinde olan bir şey değildir bu durum. 

Madem mutluluk her istediğimizde ulaşabileceğimiz bir durum değil, o zaman oturup bizi ziyaret etmesini mi bekleyelim? Elbette bu tembelce bir tavır oluşturur. Mutlu olmak için, bir yandan dertlerimizi unutmaya çalışırken diğer yandan gözlerimizi açıp o küçük mutluluk anlarımızı yakalamaya ve onların tadını çıkarmaya mahkumuz. Belki biraz vurdumduymaz olmak her şeyi sorgulayan pimpirikli biri olmaktan evlâdır. Diğer taraftan biraz ön hazırlık yapıp mutlu anlar için uygun ortamı hazırlamak da elimizde.  Ne var ki bu durum asla mutlu olmamızı garantilemiyor. Demek istediğim de tam olarak bu. Sözgelimi güzel bir tatile çıkıyorsunuz, her şeyi dört dörtlük plânlamışsınız. Yola çıktınız ve hiç beklemediğiniz bir kaza geçirdiniz, ya da bir telefon geldi en yakınlarınızdan biri...

22 yorum:

  1. Peki bizim ülkede mutsuzluk edebiyatının, melodramanın mutlu hikâye ve yaşamlardan daha çok takep görmesi?! Çözemediğim terslikler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birleşmiş Milletler 2022 raporuna göre dünya mutluluk endeksindeki yerimiz 149 ülke arasında 112. Mutsuzluk edebiyatı, melodram ülkemizde değil de dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya'da mı talep görsün? Finlandiya'da Ferdi Tayfur gibi bir sanatçının çıkıp onca taraftar bulmasını hayal edebilir misiniz?:))

      Sil
  2. Daimi mutluluk diye bir şey yok dediği niz gibi,insan kendi kendini mutlu kılacak bir şeyler bulmalı, mutluluk gelsin de beni bulsun diye beklemek olmaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, daimi bir mutluluk söz konusu değil. Mutluluk istememizle, maden arar gibi peşinde koşabileceğimiz bir şey de değil. Sadece mutlu olmaya hazır olmalı ve mutluluk yollarını açmalıyız bence. Yoğun iş yaşamında, ekonomik zorluklarda mutluluğa karşı antenlerimizi kapatıyoruz doğal olarak. Bu son derece doğal bir durum aslında. Mutlu, huzurlu toplumlarda bireysel mutluluk da artar. Evine ekmek götürmekte zorlanan bir babanın mutlu anları geçim sıkıntısı çekmeyen bir babanınkine göre son derece azdır. Ailecek sağlıklı olmak en temel mutluluk kaynağıdır ama onca sorun arasında bunu dahi fark edemiyoruz maalesef.

      Sil
  3. Yazınızda farklı felsefimsi bir tat aldım. Gerçekten mutlu olabilir miyiz ya da mutluluğun ölçüsü gibi sorulara cevap veriyor sanki. Her insanın içinde yarattığı mutluluk ve haz farklıdır. Mutluluk hazdan doğar. İnsan iç huzura ne kadar kavuşursa gerçek mutluluğa o kadar yakınlaşir. Her insan için farklı anlam taşısada herkesin amacı aynı. Bu güzel yazı için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, gerçekten de felsefe yapıyoruz. Mutlu bir hayat sürmek yaşayan her insanın en büyük amacı. Herkes farklı şeylerden mutlu olabilir. Bu yüzden mutluluk şudur, budur diye kavramı dar bir çerçeveye oturtmak anlamsız. Eğer herhangi bir şeyden haz alıyorsanız budur mutluluk. Aynı fikirde olmamıza sevindim. Ben de teşekkür ederim:)

      Sil
  4. Sizin yazılarınızı gerçekten çok beğeniyorum. Öyle bir akıcı ve güzel anlatımınız var ki okudukça okuyası geliyor insanın 🤗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim:) Bu güzel sözler için size minnetarım.

      Sil
  5. Arthur Schopenhauer siz de mi kendinize yakın görüyorsunuz? Buralar karışacak artık:)
    Farklı bakış açısına sahip olmak ne güzeldir, ayrı pencereden bakmamı sağladığınız için teşekkür ederim, emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karışacaksa böyle karışsın:)) Fikir tartışmaları en fazla haz aldığım şey. Elbette insanı geliştiren geniş perspektiften olaylara bakış ve farklı fikirlere açık olmak. Ben de size teşekkür ederim:)

      Sil
  6. Mutlu kalmak... Sürdürülebilir değil. Mutluluk, sizin de dediğiniz gibi anlık bir his Mr. Kaplan. O anları yakalayıp tadını çıkarmak gerek her fırsatta :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda % 100 hemfikiriz Mrs. Kedi:) Gözümüzü, kulaklarımızı ve gönlümüzü açıp her fırsatı değerlendirmeliyiz yaşamımız boyunca:)

      Sil
  7. aman yaa iyi ki hayat, sohbenhaver in düşündüğü gibi acı ve kederle donatılmış değil amanin öyle olsa çekilmez valla. hayatlarımız genellikle mutlulukla donatılmış neyse ki :) arada az da olsa bazen acı keder olabiliyordur herhalde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında nereden baktığımıza bağlı biraz da. Bardağın dolu ya da boş tarafı. Hayatta hem acı, keder hem de sevinç ve mutluluk var. Şofbenhavır Amca ile birlikte biraz uyanıklık yapıyoruz sadece. Zira acı ve keder bizi seni şaşırttığı kadar şaşırtmıyor. Çünkü zaten hayat elem ve keder diyor ve bunu normal karşılıyor ya da daha sabırlı oluyoruz. Mutlu anların değerini ise daha fazla önemsiyoruz, zira onların farkına varmak daha zor. Üzüntü bizi gelip her hâlükârda yakamıza yapışır ama mutluluğu keşfetmek gerek. Ama her ikisi de her zaman bizim istediğimiz anda karşılaşacağımız şeyler değil. Allah elem keder vermesin diye dua etsek bile bazen şanssızlık peşimizi bırakmıyor. Diğer taraftan en çaresiz anımızda bir bakıyorsun Hızır yetişip bizi mutlu ediyor:)

      Sil
  8. Hepimiz yaşamı daha anlamlı kılmak, amaçlarımıza ulaşmak, daha mutlu olabilmek için uğraşıyoruz. Beklentilerimize ulaşamadığımız zaman mutsuz oluyoruz. Elimizdekileri yitirmemek için uğraşıyoruz. Mutlu olamadan mutlu kalamayız ki. Bireysel ve toplumsal mutluluklar var elbette.
    Çocuklarımız için iyi bir okul, iyi bir öğretmen bulmak bizi mutlu ediyor. Elimizde olmayan ani bir atama, okul değiştirme tüm aileyi mutsuz edebilir. Mutluluk kesintiye uğrar. Tarlası için yağmur bekleyen bir çiftçi yağan yağmurla mutlu olur ama sele dönüşen yağmur onu mutsuz eder.
    Seçimlerde istediği partiye oy veren bir seçmen beklediğini bulamayınca mutsuz olur.
    Evliliklerde mutlu bir evlilik bir kabusa dönüşebilir.
    Mutlu olabilmek için çabalamak gerekir ama koşullar uygun olmazsa elimizde olmayan nedenlerle mutluluk mutsuzluğa dönüşebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belirttiğiniz üzere çok geniş bir kavram mutluluk. Aklıma biri tuğlacı diğeri çiftçi iki kardeşin hikayesi geldi. Yağmur yağsa biri yağmasa diğeri mutlu olacak. Tanrı bu durumda her ikisini birden nasıl mutlu edebilir? İsteklerimizin olması, sağlıklı olmamız, sevindirici bir haber, hepsi birer mutluluk kaynağı. Sanırım zor yaşam koşullarında mutlu olmamız gereken pek çok şeyi de ıskalıyoruz. Dolayısıyla küçük mutluluklar bizi kesmiyor, her zaman hedef büyütüyoruz. Bu durum isteklerimiz gerçekleşmeyince mutsuzluğun da kapısını açıyor aynı zamanda.
      Bence kalıcı mutluluk söz konusu değil. Mutluluk anlık ya da kısa süreli haz halleri. Arzu ve isteklerimiz gerçekleştiği, haz aldığımız ortamlar, tatlar, kokular, kulağa hoş gelen bir melodi, aldığımız mutlu bir haber ve bunlar gibi niceleri... Hepsi mutluluk vesilesi. Yaşamın geri kalanı monoton ya da acı, keder, üzüntü. Zaman zaman düşünürüm, son yirmi dört saattin ne kadarında üzüldüm, ne kadarında mutlu oldum, ne kadarı monoton geçti? İnsan elinde olmadığı durumlarda üzülür. Mutluluk hissetmek, farkına varmakla artar. Söz gelimi kahve seviyorsanız, en iyi cinsten olmalı, güzel kavrulmalı, kokusunu iyice ciğerlerine çekmelisiniz. Koltuğunuza dayanıp o enfes tadı damağınızda duyumsamalısınız. Oysa çoğu zaman kahve içiyoruz ama içtiğimizin farkına bile varamıyoruz. En kötüsü de, monoton geçen zamanlarımız. Eğer bir günün akşamından bugün ne yaptım diye kendiniz sorduğunuzda, cevabınız kocaman bir hiçse, kötü:))

      Sil
  9. Anda kalıp anı yakalamak bence mutluluk, ya da belki küçük şeylerden keyif almak. Keyif alacağın şeyleri yapmaya özen göstermek. Öyle bir mutluluk tanımlaması yapılıyor ki insanlar asla bu mutluluğa erişemiyor o yüzden. Yani herkes için farklı bence mutluluk sebepleri o yüzden kendimize odaklanıp, kendimize iyi gelen şeyleri yapmak bence mutluluğa giden yolun başı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılıyorum. Gündelik telâş içinde pek çok güzel anı kaçırıyoruz. Oysa tahmin edemeyeceğimiz kadar çeşitli, haz duyacağımız anlarımız var. Mutluluk, peşinde koşularak yakalanacak bir şey değil, sadece geldiğinde bunu hissetmek ve sonuna kadar tadını çıkarmak önemli:)

      Sil
  10. Düşüncelerinize katılıyorum. Bence de mutluluk anlık ve kontrol edilemez bir duygu. Yalnızca şu var, tutum ve beklentilerimiz ruh halimizi etkiliyor. Elimizde olmayan sebeplerle gelişen kaza, hastalık, maddi kayıplar vs gibi şeyleri hesaba katmazsak, hani gündelik hayatta bazı insanlar homurdanıp dururken bazıları daha sakinlerdir ya benzer olay ve durumlara karşı; işte bu, yaklaşım ve belki de mizaç farkından kaynaklanan bir durum. Mutlulukla da ilgisi olduğunu düşünüyorum. Bu nokta aklıma gelen bir diğer soru, mutluluk ile içsel huzur aynı mıdır oluyor? Cevabı konusunda emin değilim. Sanırım bunu ayrıca düşünmem gerekli. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle Ağaç Ev Sohbetleri için ideal bir katılımcı olduğunuzu belirtmek isterim. Yazılarınızda kullandığınız üslûp son derece içten, bazen karşınızdaki birine anlatır gibi, bazen de kendinizle tartışırcasına düşüncelerinizi ifade ediyorsunuz.
      Mizaç farklılıklarının mutlulukla bir ilgisi olabileceğini ben de düşünüyorum. Zira bazı insanlar nemrut, bazıları her zaman güler yüzlü. Fakat dışarıdan görünen yüzlerinin iç dünyalarını ne kadar yansıttıklarını bilmemiz mümkün değil. Güleç bir insanla ilişki kurmak bir mutluluk nedenidir. Somurtkan bir insan ise mutsuz eder insanı. Bazıları iç dünyalarını olduğu gibi dışa yansıtırlarken bazıları bunu büyük bir ustalıkla gizlemeyi başarırlar. Bakarsınız, aman ne kadar neşeli, ne kadar kendisiyle barışık dersiniz ama içinde ne fırtınalar koptuğunu, ne dertlerle uğraştığı bilinmez.
      Mutluluk dediğimiz gibi anlık, ya da kısa süren bir duygu patlaması. Sözgelimi biletinize büyük ikramiye vurmuş olabilir. Oley, havalara sıçrarsınız sevinçten, mutluluktan ne yapacağınızı bilemezsiniz. Kısa süre sonra bu duruma alışırsınız. Daha sonra bu parayı nasıl değerlendiririm plânları başlar. İç huzuru daha geniş bir zaman dilimine sahiptir bence. Hani ihtiyacı olan birine yardım edersiniz. Bir insan olarak görevinizi yaptığınızı düşünür, kendinizle gurur duyarsınız. Bu sizi belli bir süre rahatlatacaktır. Mutluluk genellikle dışarıdan size gelen şeylerdir. Güzel bir çiçeği koklarken, gözlerinizi bir anlık kapar, mmm nefis bir koku dersiniz. Çiçek olmasa bu mutluluk size ulaşamaz. İç huzuru ise sizin dışarıya verdiğiniz bir şeydir. Elbette her ikisi de birer mutluluk kaynağı. Bir de iç huzuru çoğu zaman elimizde olup istediğimiz zaman erişebileceğimiz bir şey. Mutluluk ise önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek şeklinde ortaya çıkar. Yani hadi ben mutlu olayım diyerek mutlu olmayı garantileyemezsiniz. Önünüze birçok engel çıkabilir. En fazla yapacağınız, ona ortam hazırlamak. Elbette bu, zor yaşam koşulları içinde pek o kadar kolay değil sanırım:))

      Sil
  11. Yazınızı ve dahil yorumları okudum:) okumayı özlemişim blokları onu fark ettim ve aklıma çokta klişe gelebilir size ama "herkes cennete gitmek ister, ama kimse ölmek istemez" sözü geldi. Herkes mutlu olmak istiyor ama kimse mutlu etmek derdinde değil. Ben mutlu ederek mutlu olunulacağını düşünüyorum. Üstelik yapabiliyorlar karşılık beklemeden yapılan güzellikler...
    Hamza Yusuf'un "Kalbin Simyası" kitabını tavsiye ederim okumak isteyenlere.
    Güzel bir konu ve güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) "Önce can, sonra canan" sözünü hatırlattı bana yazdıklarınız. Fakat güzel bir noktaya temas ettiniz. Gerçekten de bu yönüyle düşünmemiştim. Mutlu etmek, mutlu olmanın en kolay ve garantili yolu. Ben bunu daha ziyade yukarıdaki yoruma verdiğim cevapta olduğu gibi iç huzuru olarak değerlendirmiştim. Evet, insanın her ne şekilde olursa olsun içinin huzurla dolması mutluluk verir. İyi bir hafta dilerim:)

      Sil