Bugün kapalıyız. Tatil günümüz yani. Tatil günümüz derken tatil yanımızda çalışanlara. Biz yine çalıştık sayılır. Ne mi yaptık? Malum havalar soğudu. Taş Ev'i ısıtmamız lazım. Üst kat döşemesi ahşap olunca şömine yapma imkanımız kalmamıştı. Geçen sene şöminecileri gezerken Polonya yapımı döküm sobalar dikkatimizi çekmişti. İzmir'e gitme nedenimiz bu.
Telefonumun şarjı çok çabuk boşalıyor. O neyse de yüzde yirmi doluluk oranından aşağı düştüğünde her an kapanma tehlikesi var. Geceden şarja koymayı unuttuğumdan kapanmış yine. Şarja koydum dolması için. Dolduktan sonra kapalı iken arayan numaralar gelmiş telefonuma. İlk arayana geri dönüyorum. Karşımdaki kadın sesi telefon cevap vermeyince kapıya kadar gelip girişteki levhadan bugün kapalı olduğumuzu öğrendiklerini söylüyor.
Bahçeden çıkarken Zeytin peşimizi bırakmıyor. Demir kapıyı kapatıyorum, çit boyu ilerleyip çitin bir aralığını bulup dışarı atıyor kendini. Tam üç kez çıkıyor dışarı, ben gerisin geriye kapıyı açıp içeri koyuyorum. Çünkü çıkmasını biliyor ama aynı yerden geri girmesini beceremiyor.
Polonya döküm sobaları odun yakıyor. Bizde de odundan bol ne var? Önündeki geniş yanmaz cam sayesinde içeride yanan ateşin görünmesi şömine havası veriyor. Pik döküm sobaların görünümü oldukça modern ve bizim salonu ısıtabilecek büyüklükte olanlarının ağırlığı 150 kilodan başlıyor. Isıtma güçleri kW olarak ölçülüyor. Bize gösterilen Polonya sobalarından 10 kW gücündeki birini beğendik ancak yakıt haznesi ufak geldi gözümüze. Daha büyüğü yokmuş. Onu bırakıp geniş hazneli ve aynı ısıtma gücüne sahip şömine kazanı üretiminde dünya birincisi Fransız Invicta yapımı döküm sobayı beğendik. Soba oldukça ağır. Yerinden oynatmayı denedim, kıpırdamadı bile. Ünal Ustayı arayıp haftaya Taş Ev'in salonuna çıkarabilmek için adam göndermesini istedim.
Ahşap döşemenin ateşe karşı korunabilmesi için sobanın altına ya granit ya da kalın cam konulması lazım. Ağacın güzelliğinin kaybolmaması için 10 mm kalınlığında ısıya dayanıklı bir cam altlık aldık. Odunluk ve maşa takımı elbette olmazsa olmazlarıydı sobamızın.
Hava kapandı, akşama doğru yağmura döndü. Gaziemir Optimuma uğradık. Kızımı aradım nöbetteyim deyince hemen kapattım telefonu. Akşam karanlığında döndük yaylaya. Zeytin tahmin ettiğim gibi içeri girememiş kapıda dönüşümüzü bekliyor. Bir sevindi, bir sevindi ki anlatamam.
Eşimin migren ağrıları tutuyor akşama doğru. Arkadaşları ziyaret edecektik, geçenlerde oğullarını evlendirmişlerdi de Taş Ev'i yalnız bırakmamak için ilk kez eşimden ayrı bir düğüne katılmıştım. Telefon edip ziyareti erteliyoruz.



















