KATEGORİLER

2021 PLANI (1) Gezi (27) Günce (613) Kitaplarım (185) ÖYKÜ (122) Sohbet (274) ŞİİR (3)

22 Kasım 2021 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 118

Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetleri etkinliğimiz tüm canlılığıyla devam ediyor. Önceki haftaların sohbet konularını ve konuları öneren arkadaşlarımızın isim listesini burada bulabilirsiniz. Bu haftanın konusunu sevgili Gülten belirledi. İnsanın yaşamını olumsuz etkileyen en önemli sorunlardan birini masaya yatırmış arkadaşımız. İşte haftanın konusu:

"Unutkanlıktan şikâyetçi misiniz, şikayetçiyseniz nasıl başa çıkıyorsunuz, unutkanlıkla ilgili ilginç bir anınız var mı?

Soruya vereceğim cevap biraz da yaşama bakış açımla doğrudan ilgili olsa gerek. Unutkanlık meselesi gündelik hayatımızın bir parçası. Yaşamı iyi ve kötü halleriyle olduğu gibi kabullenen biri olarak üstesinden gelemediğim durumlardan şikâyetçi olduğum pek nadirdir. Unutkanlık da işte o durumlarda biri ve bundan (en azından şimdilik) çok fazla şikâyetçi olduğumu söyleyemem. 

Eskiden saçma bir saplantım vardı, izlerini hâlâ hissederim. Beynimizin kapasitesi sınırlıymış gibi gelirdi bana, bu yüzden içini boş ve işe yaramaz şeylerle doldurmamalıyım diye düşünürdüm. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak pek çok lüzumsuz detayı eleyerek onları unutmaya zorlardım kendimi. Oysa gerçek bunun tam aksiydi. Bir süre sonra, yorulmasına aldırmaksızın beynimizi ne kadar çalıştırır, onu gerekli ya da gereksiz ne kadar bilgiyle doldurursak o denli işlev göreceğini öğrendim. Yine de bu saplantımdan tam manasıyla kurtulmuş değilim. Sözgelimi hoşlanmadığım bir kişinin varlığını aradan birkaç yıl geçtikten sonra hafızamdan tamamen sildiğim, ona dair hiçbir şeyi hatırlamadığım olmuştur.

Dikkatimi vermediğim konularda unutkanlık gösteririm genellikle. Bir keresinde büyük bir alışveriş merkezinin otoparkında arabamı park ettikten sonra yerini gösteren numaraya bakmayı unutmuştum. Otopark çok bloklu ve çok katlı olduğu için numara olmaksızın arabayı bulmak hayli zordu. Bloklar A, B, C gibi harflerle, katlar ise turuncu, yeşil gibi renklerle etiketlenmiş, park yerleri ise ayrıca numaralandırılmıştı. Bu unutkanlığım koca otoparkta en az yarım saat arabamı aramama neden oldu. O günden beri bu park yeri numarası mevzuuna çok dikkat ediyorum.

Unutkanlık bazen takıntıya dönüşüyor. Aklım başka yerdeyse arabamı kilitleyip kilitlemediğimden emin olamıyorum. Bu yüzden çoğu kez dönüp kontrol etmek zorunda kalırım. Şimdiye kadar belki bir kez kilitlemediğim oldu ama bu bende takıntı haline gelmesine yetti. 

Bana kalsa yaşadığım ufak tefek unutkanlıklarımdan dolayı hiçbir önlem almazdım. Aile Hekimim kızım olunca kafamın estiğini yapamıyor, onu kıramıyorum. Geçen hafta kan örneğimi aldırdı. Bilmem ne değerim düşük mü ne çıkmış. Yanılmıyorsam unutkanlıkla ilgiliydi. Her doktorun yaptığı gibi ilâç yazdı hemen. Hap neyin içmem şimdi dedim. O da iğne yaparım o zaman dedi. Kaçış yok, ayda bir B12 iğnesi vurmaya başladı.

Bütün unutkanlığım arabamla ilgili değil elbette. Ömür boyu aklımdan çıkmayacak bir olay var ki bunu daha önce blogumda anlatmıştım. Bazı arkadaşlar için tekrar olabilir. Üniversite mezuniyet balomuzu düzenleyen ekibin başındaydım. Ankara'da yemekli, müthiş bir organizasyon yapmıştık. Bu güzel geceye başka bir bölümde okuyan çok sevdiğim bir arkadaşımı özel olarak davet etmiştim. Organizasyon işi kolay değil. Hiçbir aksaklık olmaması, konukların geceden memnun kalması için kafa ve beden olarak devamlı çalışmak zorundasın. Arkadaşım kız arkadaşı ile birlikte salona girdiğinde onları kapıda karşıladım. Hoş geldiniz dedikten sonra refakat ettim, yerlerini gösterdim ve müsaadelerini isteyip konukları karşılamak üzere yeniden kapıya koştum. Öğretim üyeleri, hocalarımız, arkadaşlar, onların misafirleri birbiri ardına salonu doldurmaya başladı. Organizasyon komitesindeki diğer arkadaşlarla birlikte hocalarımıza yerlerini gösterirken bir yandan da otelin müdürüyle yemeklerin ne zaman servis edileceğini, sahne alacak solistlerin sırasını, çiçeklerin nereye konulacağını falan konuşuyoruz. Zaman su gibi akıyor ve ben kendimi bu akışa veriyorum. Ne zaman başladı, ne zaman bitti farkında bile değilim. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes memnun evlerine dönerken biz de komiteden arkadaşlarla birlikte güzel bir iş başarmanın keyfini yaşıyoruz. 

Unutkanlıktan bahsediyorduk, ne var şimdi bunda diyeceksiniz? Sormayın, ertesi gün aklım başıma geliyor. Benim özel olarak davet ettiğim arkadaşı ve yanında getirdiği kız arkadaşını o hengâmede unutmuşum! Salona geldikleri, yerlerini gösterdiğim andan itibaren oradan oraya koştururken bir daha yüzlerini dahi görmediğimi hatırlıyorum. Oysa aynı masaya oturup onlara eşlik etmem gerekiyordu. Ne yalan söyleyeyim, ben de öyle düşünmüştüm davet ederken. Bir anda başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Ne kadar büyük bir ayıp... Nasıl yüzüne bakacaktım şimdi arkadaşımın ben? Yalnız olsaydı neyse, yanına bir de kız arkadaşını alıp gelmiş, rezil oldu kıza. Nasıl olmasın? Sakın bu organizasyonu bir gazino programı gibi görmeyin dostlar. Siz hiç özel bir eğlencenin içinde bulundunuz mu? Yapılan esprilerden bihabersiniz, seçilen sohbet konuları sizi sarmıyor, yıllarca aynı sıraları paylaşan arkadaşların şakalaşmalarını buruk bir gülümsemeyle izlemek zorunda kalıyorsunuz, etrafınızdaki insanlar bu da kim diye bön bön bakıp duruyorlar yüzünüze. Velhasıl yabancısınız herkese, ibret-i alem için selâm verebileceğiniz tek bir Allah'ın kulu yok çevrenizde! Empati yapıyorum, zor iş vesselâm. 

Sonra ne mi oldu? Arkadaşımın peşine düştüm, özür dileyeceğim, affetmesi için yalvaracağım. Ben hiç oturmadım ki, hep ayaktaydım diyeceğim. Yok izini kaybettirdi, ne telefona cevap verdi ne aradı. Yıllar geçti, dile kolay, tam kırk yıl... Ve kader bizi yıllar sonra buluşturdu. Evlenmiş o da, iki oğlu olmuş. Eşiyle eşim aynı memleketten, birbirlerini çocukluktan itibaren tanıyorlarmış. Ve yeniden görüşmeye başladık. Geçmişte kalan bu konu hiç konuşulmadı aramızda. Görünüşte her şey küllenip unutuldu gibi, onu bilmem ama bende o iz hiç kaybolmadı, kaybolmayacak.

Haydi yazın siz de, unutamadığınız, sizde iz bırakan ilginç unutkanlıklarınızı. 

27 yorum:

  1. Gülten Hanım ne güzel bir konu belirlemiş🧿👏👏. Zaman zaman unutkanlık olabiliyor pek çoğumuzda. Gözlük gözdeyken başka bir yerde aranmıyorsa bir sorun yok demektir😎.

    Arkadaşınızla hayat sizi yeniden buluşturmuş. Keşke konuşsaydınız, yükünüz hafiflerdi. Zira affedilemeyecek bir kusur da değilmiş bana göre. Yüreğinize, emeğinize sağlık Mr. Kaplan 😊🤚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, güzel bir konu gerçekten:) Unutkanlık yüzünden insan bazen hüzünlü bazen de komik olaylar yaşıyor. Gözlük gözdeyken gözlüğünü aramak, sigara bitmeden yenisini yakmak sıradan konular:)

      Yazıyı yazdıktan sonra düşündüm, niye konuşmadım diye. Sonra hayal meyal hatırlar gibi oldum. Sanırım bir meyhanede oğlunu yanına almış, birlikte sohbet ediyorduk. Belki kafalar bulutlanmaya başladıktan sonra bu konuyu açmış olabilirim. Ama o bu olayı hiç hatırlamadığını söylemişti. Sessiz, sakin bir arkadaştı. Bence hatırlamaması mümkün değildi. Bir daha bu konu hiç gündeme gelmedi. Affedilmeyecek bir kusur değil, çünkü unutkanlık işte, insan isteyerek yapar mı hiç? Ben daha çok kendime kızmış, istemeden de olsa ayıp etmiştim. Çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Teşekkürler Yıldız Hanım:)

      Sil
  2. ya anlatsana ona bir gün o anını onunla ilgili, gülersiniz :) b12 kötü bişey değildir herhalde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla B12 çok önemli bir kan değeri mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Keşke arkadaşınıza anlatsanız diye düşünüyorum ben de:) Sizin anınızı okuyunca aklıma geldi, birkaç sene evvel işyerinden düğüne davet edilmiştik.Düğün tarihine bakmayı unutmuşuz. Bir hafta sonraki düğüne gittik,bize yer gösterdiler oturduk fakat kimseyi tanımıyoruz. Gelin ve damat içeri gelince durumu farkettik:) Kimseye birşey demeden düğünü terk etmistik:)

      Sil
    2. Deep,
      Ya emin değilim. Kendimden tam emin olamıyorum. Belki de anlattım sonra unuttum he hee:) Yukarıdaki yoruma verdiğim cevapta bu konuya açıklık getirdim. Dediğim gibi ona olayı anlatıp anlatmadığımdan emin değilim gerçekten. Anlatmamam için bir neden yok, yeniden başlayan ilişkimiz gayet sıcaktı:)

      Sil
    3. Kızım da öyle söylüyor. Fakat ben ilâç almayı hiç sevmiyorum. Bir tarafın düzelirken diğer tarafın arızalanıyor. Hepsinin az ya da çok olumsuz yan etkileri var. İlâca mecbur kalmamayı diliyorum bütün insanlara.
      Bu konuyu yukarıdaki cevaplarımda biraz açıkladım. Sizin bu anlattığınız gerçekten çok komik. Keşke kalkmasaydınız:) Erkek tarafı sizi kız tarafından kız tarafı sizi erkek tarafından sanıp hürmet ederlerdi:)))

      Sil
  3. Bu konu önemli, bahsettiğiniz gibi dikkatimizi vermediğimiz şeyleri unutuyoruz bir de ilişki kuramadığımız şeyleri çok unutuyoruz. Paylaşım için çok teşekkürler. Bu konuda hazırladığım güzel bir yazı var; göz atarsanız faydalı olabilir: https://fatihpinarca.blogspot.com/2019/03/ogrendiklerimizi-neden-unutuyoruz.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazınızı bulamadım Fatih Bey..

      Sil
    2. Eğitim Pınarı;
      Yazımda belirttiğim üzere unutkanlık bedenimizin bir sigortası belki. Yaşlılık sebebiyle beyin hücrelerinin ölmesi unutkanlığı arttırıyor. Bu durum zor tabii. Ben teşekkür ederim size. Yazınıza mutlaka bakacağım:)

      Sil
  4. Davet ettiğiniz arkadaşınız olsam proaktif davranır ben sizi bulur ve kendimi hatırlatırdım. Ola ki bulamadım o hengamede, gelmişken tadını çıkarayım deyip eğlenmeyi denerdim. Oldu ki eğlenemedim de o vakit ayrılırdım gecenin sonunu beklemedim. Sizi de gördüğüm ilk yerde azcık sitem edip kıvranmanızı izlerdim :)) Sonra da beraber güler geçerdik :) Neyse ki yıllar sonra da olsa karşılaşıp konuşmaya devam etmişsiniz. Arabayı kilitlemek değil de farları kapattım mı acaba korkusu ile geri döndüğüm oluyor ara ara :D Ama unutkanlık konusunda eşim ve kızım kadar bomba birilerini tanımıyorum. İkisi de bazı arkadaşlarımı 100 kez görüp 10 kez baştan tanışsalar (?!) bile hatırlamıyorlar ve beni deli ediyorlar :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya işte ben sizin gibi davranan kişileri seviyorum. Git yanına anlat derdini içine atacağına değil mi Mrs. Kedi? Ha buna rağmen seninle ilgilenmiyorsa bas git o zaman. Sakin, efendi bir çocuktu. Muhtemelen öyle yapamazdı. Ben empati yapmaya çalıştım. Belki ben de dediğinizi yapmaz, canım sıkılırdı. Kız arkadaşı belki ona çıkıştı ne işimiz var burada, niye getirdin beni buraya diye:) Bilmiyorum ne geçti aralarında o zaman. Büyük olasılıkla yarım saat oturup ayrılmışlardır. Ama ben onlar o gece daha sonra hiç görmedim. Özür dilemek için kapısını çaldığımda değil sitem etmek, hakaret etse onu mazur görür, hak verirdim:) Tekrar karşılaşmamız ilginç bir tesadüf, evet:)

      Benim o konuda sıkıntım yok:) Arabayı çalıştırdığımda farlar otomatik yanıyor, arabadan indiğimde bir süre sonra kendiliğinden sönüyor. Şirketteyken daha da akıllı bir arabam vardı. Hava kararmaya başladığında kendisi otomatik yanıyor, aydınlandığında sönüyordu:) Kızın cin gibi, biraz daha büyüyünce size benzeyecek:) Fakat eşiniz yalnız değil:)) Ben bu özelliğin sadece kendimde olduğunu düşünür dertlenirdim. Benim eşim de bilir bunu. Şimdi rahatladım Mrs. Kedi:)) Erkekler genellikle yeni tanıştıkları kişileri hatırlamakta zorluk çekerler. Eşimden bilirim, o asla unutmaz tanıştığı birini. Sadece yüzünü değil, saçını, ne giydiğini, ne konuştuğunu, nerede gördüğünü gibi bir sürü detayıyla birlikte:)

      Sil
    2. Bizim de arabamız sizinkinin tam tersi :D Kapılar kendiliğinden kilitleniyor biz unutsak bile ama farlar ve iç lambalar (Arya arkada oyun olsun diye açıyor bazen) açıksa kendiliğinden kapanmıyor ve akü bitiyor maalesef. O yüzden hep dönüp bakıyorum arabaya :(

      İnsan defalarca kez tanıştığı(?!) birini nasıl unutur aklım almıyor Mr. Kaplan :)))

      Sil
    3. Benim arabamda da o özellik var sanırım. Bazen kilidi açıyorum eşim arabaya binmekte geç kalınca kendiliğinden kilitleniyor. Ama bunu hangi hallerde yaptığını gerçekten bilmiyorum:) İyi araba kullanırım ama arabaya hiç merakım yok Mrs. Kedi:)

      Aklınız alsın, size bir şey diyeyim mi? Eşiniz konusunda söylediklerinizi eşime söyledim. Bak gördün mü sadece ben böyle değilmişim dedim. İşin doğrusu benim de moralim düzeltmişti bu durum:) Bak dedim hem o benden çok daha genç. Eşim haklı olarak unutma dedi, sen gençken de böyleydin:)))

      Sil
  5. Arkadaşınız biraz abartmış sanki aniden iletişimi kesmekle. Sonuçta işinizi yapıyorsunuz o an. Hiç fırsatınız olmamış olabilir.
    B12 vitamini eksikliği unutkanlık yapar diye biliyorum. Ben hâlâ beyin gereksiz şeylerle dolduğu için unutkan olduğumuzu düşünüyorum. Kafada bir ton şey oluyor çünkü.
    Unutkanlık çok yaşarım ama önemli bir anı gelmiyor şu an aklıma. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok Duygu Emanet, abartılan bir durum yok. Büyük bir hata benimki. Çok kızmış olmalı. Ben nasıl davranırdım bilmiyorum. Biliyor musunuz, ben ona hiç kızmadım böyle davrandığı için. Adam haklı dedim kendi kendime. Unutkanlık böyle bir şey işte ama bazı durumlarda telafisi mümkün olmuyor. Şimdi damadın nikah tarihini unutup düğünde gelini yalnız bırakması affedilecek bir şey mi?:)))
      Evet özellikle eskiden işlerden dolayı kafam hep dolu olurdu. Kafamın yüzde doksanı işle ilgili konulardı. Sanırım beyni gereksiz şeylerle doldurmanın zararı yok, sadece zaman harcamış oluruz. Zira beynimizin ne kadar bilgi taşıdığını tam olarak bilmiyoruz henüz.
      Biraz düşünün bakalım, bir şeyle çıkar mutlaka:)

      Sil
  6. Takıntıya dönüşen unutkanlık yorucu ve zor, mümkün mertebe kaçınmak lazım. Unutmak bazı açılardan "hoş değil " görünse bile birçok faydası var bence de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutkanlık takıntısını aşmanın yolu aldırmamak. Pek çok şeyi farkında olmadan yapıyoruz zaten. Her şeyin bir sebebi olması gerektiğini düşünüyorum, unutkanlığın da bilemediğimiz bir sebebi olmalı:)

      Sil
  7. Konu güzel ve eğlenceli. Fırsat bulursam katılmayı düşünüyorum.

    Yazınızın başında bir yerde, hoşlanmadığınız insanlara ait her şeyi unuttuğunuzu söylüyorsunuz. Yanlışım varsa düzeltin. Unutmak iradî bir eylem midir? Bence değil. Yani insan bir şeyi isteyerek nasıl unutabilir? Ben falan kişiyi ve ona ait her şeyi unutmak istiyorum demek başka bir şeydir. Bunu gerçekleştirmek apayrı bir şey. Ve ikincisi unutmak istiyorum dedikçe zihninize kazınmaz mı? Bilgisayar belleğinden bir dosyayı silmek gibi nası olacak bu? Üstelik bilgisayardan bile her şeyiyle silemiyorken kaydedilen bir veriyi...
    Ama hayatın akışı içinde unutur gidersiniz, ona sözüm yok. Tabi anlatmak istediğinizi yanlış anlamış da olabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette iradi bir eylem değil unutmak:) Hiç unutmak ister mi insan? Benimki sadece bir gözlem olabilir. Bakıyorum kafamdan tamamen silinmiş. Sonra birileri hatırlatınca unuttuğum kişinin benim açımdan pek de değerli biri olmadığını görüyorum. Bu isteyerek yaptığım bir şey olmadığı halde kendi üzerimde tecrübe ettiğimi sanıyorum:) Umarım anlatabildim:)

      Sil
  8. Sizinle ilişkisini kesecek kadar önemli bir unutkanlık (saygısızlık) değilmiş aslında. Evet konuklarınızla ilgilenmeliydiniz ama o karışıklıkta unutulmuş olabiliyor. Yani sizi tanıyorsa takmamalıydı bu kadar...Neyse konumuz unutkanlık ve bence en zoru takıntıya dönüşmesi sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum. Ben de önce bir masamız olur birlikte oturur, eğleniriz diye düşünmüştüm. Fakat ev sahibi rolünü üstlenince plânlar alt üst oldu. Bir benzerini ben de yaşadım, sizi cevaplarken aklıma geldi şimdi. Yıllar önce İzmir'de annem hastalanmış, test sonuçları birkaç gün sonra verilecekti. Annemin ameliyat olduğu hastanede çalışan doktorlardan biri benim liseden çok yakın arkadaşımdı. Biz o zaman Ankara'da yaşıyorduk. Ona o kadar güveniyordum ki, aramayınca herhalde sonuç çıkmamıştır diyordum. Aradan bir hafta geçtikten sonra aradım. Bana gülerek unuttum dedi. O kadar canım sıkılmıştı ki size anlatamam. Böyle arkadaş olmaz olsun dedim. Ve o tarihten sonra hiç yüz vermedim kendisine. Muhtemelen o bu tepkimin nedenini anlayacak kapasitede olmayan biri. Benim de önem verdiğim bir konu. Hani unutmak insanın elinden gelen bir şey değil, özür diler, affedilmek için yalvarır, bunun hata olduğunu kabul edersin anlarım. Ama kalkıp pişkince gülüp bunu söylemek de ne oluyor?
      Evet, takıntının sonu biraz riski göze alıp aldırmamak olabilir belki:)

      Sil
  9. Başlangıçta söylediğiniz, "kapasite" konusuyla ilgili bir profesör şöyle demişti. İzmir'de yürürken insanlara bakmadan yürüyorum. Ne gereği var hayatımda olmayan insanların yüzlerini belleğime atmaya? Beyhude bellek kalabalığı. Hak verdiğim zamanlar olsa da bunu tam anlamıyla yapamıyorum. Bazen farkında olmaksızın da öğrenebileceğimi düşünüyorum. Üstüne "unutmak, yaşamamaktır" felsefesini kendime daha yakın buluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de genelde insanlara pek dikkat etmeden bakıyorum herhalde ki bir kez gördüğüm insanları hatırlamam çok zor oluyor. Ancak bir gülüş, bir mimik bazen yıllar geçse de unutulmuyor. Profesör de benim gibi düşünüyormuş ama sanırım bu değil. Hafızanın kapasitesi kullandıkça genişler diye biliyorum. Unutmak sadece beynimizin bir sigortası olabilir. Unutkanlığı yüksek kişilerde sigortanın ayarı biraz düşük olmalı:))

      Sil
  10. kullandığım mide ilaçlarının da etkisiyle unutkanlıkla ilgili çok ciddi sorunlar ve geleceğe dair endişeler taşıyorum. fakat unutmak çok insani bir yandan. nietzsche insanı hayvandan ayıranın hafıza olduğunu söyler, doğru. ama unutmak da bir ihtiyaç, delirirdik. tabii burada farklı şekilde bir unutkanlıktan söz ediyoruz..

    yaşanan olayı heyecanla okudum ve kendinizi çok üzdüğünüzü düşündüm. ama suçlu değilsiniz, bile isteye yapılmış bir hata değil. en çok merhamet ve şefkati kendimiz hak ediyoruz bence. bu kadar hırpalamayalım kendimizi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş olsun. İlaçların unutkanlık dahil pek çok yan etkileri olduğuna inanıyorum. Çok mecbur kalmadıkça ilâç kullanmamaya çalışıyorum fakat bazen insan buna zorunlu kalıyor ne yazık ki. Unutmanın da akıl sağlımız için bir ihtiyaç olduğunu düşünüyordum. Eğer unutmasaydık sonucu ne olurdu bilemiyorum, dediğiniz gibi belki de delirirdik.

      Çok yıl geçti aradan. Aslında bu tür şeyleri sorun etmediğimi sanırdım. İnsan başkalarına, özellikle de sevdiği insanlara gösterdiği davranışlarında kendini suçlu hissettiğinde üzülüyor tabii. Fakat iş işten geçtikten sonra bir şey gelmiyor elinden:)

      Sil
  11. Yoğunluğunuzu illa ki görmüştür, yine de kırılmış ama. Canı sağ olsun diyelim hala görüşüyor olmanıza sevindim :)
    Bende klasiktir ocakta çaydanlık, prizde ütü unutmalar. Şimdilik iz bırakacak boyuta gelmedi ama bir gün yangın çıkacak bu gidişle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olsaydı muhtemelen o kadar dert etmezdi. Yanında kız arkadaşı olduğu için zor durumda kalmış olmalı:)
      Aman dikkatli olun, şakaya gelmez:)

      Sil