KATEGORİLER

Gezi (27) Günce (613) Kitaplarım (188) ÖYKÜ (122) Sohbet (283) ŞİİR (3)

6 Aralık 2021 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 120

Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetleri etkinliğimiz tüm canlılığıyla devam ediyor. Önceki haftaların sohbet konularını ve konuları öneren arkadaşlarımızın isim listesini burada bulabilirsiniz. Bu haftanın konusunu sevgili Manxcat / Kuyruksuz Kedi belirledi. 2021 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde yeni yılı karşılayan farklı bir konu önermiş sevgili arkadaşımız. Sorulara baktığımda ilk anda bana kolaymış gibi gelseler de cevaplandırırken epey zorlanacağımı hissediyorum. Haftanın soruları şöyle:

"Bu yılbaşında 2022'ye değil de kendi seçtiğiniz bir yıla girme ve o yılı yeni baştan yaşama şansınız olsaydı hangi yılı seçerdiniz? Neden?"

 Pandemiye, ülkenin ekonomik çöküşüne rağmen içinde bulunduğumuz yıl sevindiğim ve üzüldüğüm günler yaşadım. Bu yılı seçmek istemezdim sanırım, o halde geçmişe doğru uzanmam gerekiyor. Yaşadığım yılların sayısına göre seçme şansımın pek çoğunuzdan fazla olduğunu düşünüyorum. Bu avantajlı durumuma rağmen itiraf etmeliyim ki, benim için yine de zor bir seçim.

Tamam, felsefe yapmamaya çalışacağım. Fakat, bana geçmişte yaşadığım bir yılı yeniden yaşama şansı verildiğini bildirseydi omzuma konan bir peri, başımı çevirip ona şu cevabı verirdim; "Şimdi seni gönderenin yanına gidiyorsun ve benim böyle bir şansı kullanmak istemediğimi söylüyorsun."  Çünkü geçmişe dönüp baktığımda en mutlu olduğum yıllarda bile beni az ya da çok üzecek bazı olayların yaşandığını hatırlıyorum. Ancak, emir daha büyük yerden gelmiş, soruyu cevaplamazsam olmaz. O zaman sizi epey gerilere götüreceğim, muhtemelen bir çoğunuz dünyaya henüz merhaba dememiştir o yıllarda. 

Evet, sene 1987. Tamı tamına altı ay önce evlenmişim. Huzurlu bir işim var. İşimi severek icra ediyorum. Mesleğimin ilk yıllarında olmama rağmen yılbaşında aldığım zamla birlikte bana verilen maaş milletvekili maaşlarıyla yarışıyor. Cumartesi ve pazar günleri tatil. Karakaya'nın kara dağları bizim için cennet bahçesi. Eşim sayesinde, geçmiş yılların açığını kapatabilmek için vaktimin çoğunu kitap okuyarak geçiriyorum. Maaşımın küçük bir kısmını harcayıp geri kalan kısmını İsviçre Frangına çeviriyoruz. Pırıl pırıl bir gelecek hayali kuruyoruz. Şimdiki genç mühendislerin asgari ücretle A101 de kasiyer olarak  çalıştığını düşünürken kahroluyorum bu arada. Ama hakkını yemek istemem kimsenin. Duble yollarımız yoktu o zamanlar! Olsaydı belki de daha güzel geçerdi yılımız! 

Eşim ilk çocuğumuza hamile. Onun heyecanı yeter zaten mutlu olmamıza. Ne var ki, yıl kötü başlıyor. Diyarbakır'dan dönüyoruz, eşim, kayınvalidemle birlikte. Yağmurlu bir kış günü... Ergani'ye iyice yaklaşmışız, yol karanlık, iri damlalar tüm şiddetiyle ön camı dövüyor. Karşıdan canavar gibi üzerime gelen kamyonlar yanımızdan geçtikten sonra derin bir oh çekiyorum, bu kez de atlattım diye. Acemiliğimin de payı var bu ürkeklikte. Bazen yoldan çıkıp bankete düşüyorum, yoğun bir sis kaplamış her yanı. Bir anda bir çarpma sesi, büyük bir gürültü... Kaputun üzerinde koyun başları... Farlar kırılmış, iyice kararıyor önüm. Elinde taşıdığı bir çift silâhı üzerimize çevirip gözümüze doğru fener tutan bir köylü beliriyor kapımda. Arabanın içinde panik zirvede. Kayınvalidem kıyameti koparıyor. Pencereyi açıyorum, sağanak tüm şiddetiyle devam ediyor. Kürtçe bir şeyler anlatıyor. Sürünün sahibi olmalı. Kayınvalidem adama, "Kızım çocuğunu düşürecek, sen ne diyorsun?" diye bağırıyor. Adam zor kurtuluyor kayınvalidemin elinden, muhtemelen onun söylediklerini de anlamıyor zaten. Kıpırdayacak halimiz yok. Araba yürüyecek gibi, ama farlar yanmıyor. Adam çekip gitmiş, bu iyi ama ne yapacağız biz şimdi? Bu havada, bu gecenin kör vaktinde kimi bulasın ki yardım isteyesin. Tek umudum baraja dönmek üzere yola çıkmış müteahhit İtalyanların bir aracı, o da çok zor. Bu hava şartlarında yola çıkmak akla zarar. Ya karayolunda sürü gezdirenin aklına ne demeli? Cep telefonu icat edilmemiş daha. Şimdi aman ne kolaylık, ne konfor... Neyse bir ışık görüyorum ta uzaklardan, üzerimize doğru geliyor. Yolun ortasındayız zaten. Şanslıyım, elektromekanik işlerini üstlenen İsviçreli BBC'nin (Brown Boveri) aracı bu. Durduruyorum hemen. Konuşup anlaşıyoruz, onlar önde ben arkada, araçlarının ışığını takip edeceğiz. Ergani'ye kadar yaklaşık on beş kilometre gidiyoruz bu şekilde zor bela. Daha sonra aracı bir benzin istasyonuna çekip taksiyle dönüyoruz baraja, sıcak evimize. Yağmur tüm şiddetiyle devam ediyor hâlâ. 

Her şeye rağmen şanslıyız. Eşimin ve bebeğin sağlık durumu iyi. O akşam arabayı bulmuşlar istasyonda, başında silahlı adamlar nöbet tutuyormuş. Şoför gidip alıyor zabıt tutulduktan sonra. Dava açıyorlar bana. Yedi koyun telef olmuş, hem de hepsi gebe. Yersen. Aksini nasıl ispatlayabilirsin ki, bırakıp kaçmışsın. Hakim diyor, adam ne isterse ödeyeceksin, her biri elli binden üç yüz elli bin. Yok diyorum, hatalı olan ben değilim, avukat tutacağım. Ergani'deki tek avukatı tutuyor, yirmi beş bin veriyorum. Dava sonunda yirmi beş bin daha. Böyle avukat görmedim. O güne kadar hiç avukatlık işim de olmamıştı ya, ama sonrasında da görmedim böylesini. Adam her duruşmada bana mektup yazıyor, duruşmanın seyri hakkında bilgi veriyor. Sonunda kazanıyorum davayı, mahkeme masrafı bile ödemeden. Hemen gidiyor, avukatın bakiye ücretini verip teşekkür ediyorum. 

Neyse ki sonu iyi bitmişti bu serüvenin. Sonra Mayıs ayının sonuna doğru yaşanabilecek en güzel olaylardan birini yaşadık. Oğlum, Fırat gelmişti dünyaya. Maviş gözleri vardı. Mutluluğumuz kanatlandı. Ve o yılın sonuna kadar güzel geçti günlerimiz. O elim kazayı saymaz ve herhangi bir yılı yeniden yaşamak zorunda kalsaydım eğer, 1987 yılını seçerdim muhtemelen. Mesleğimi severek yapıyordum, sevgi dolu bir eş, insanca çalışma saatleri, tatminkâr bir maaş ve ilk çocuğumuzu kucaklayışımız... Tiyatro, sinema gibi etkinliklerden yoksun, şehir dediğin köyden farksız, sebzeleri görünce "biz bunları hayvana veririz" diyen eşim, anne baba evinden uzak yeni bir hayat, her şeye rağmen yine de güzel bir yıl olarak hatırlarım 1987 yılını.  

32 yorum:

  1. Ne maceralar. Olay kötü ama neyae sonu iyi bitmiş. Ben hamileyken İzmir'de havaalanına gidiyorduk. Oradaki tek şeritli yoldan karşımıza bir kamyonet çıktı. Sağa kırmaya çalıltık ama orada da yolun ortasında durmuş onun u dönüşü yapması için yol beren bir araba vardı. Ortadakine çarptık. Diğeri ters yönde gitti. On dakika geçmeden geri döndü nihayet tek yön olduğunu algılamış. Bilin bakalım ne oldu?
    Trafiğe tersten giren araca çarpmadığımız için o elini kolunh sallayarak gitti, diğer arabayla ikimiz kusurlu olduk! Yani ters yönden bir Trafiğe girip kimseye çarpmadan gidip elli araca kaza yaptırsanız da suçlu olmıyormuşsunuz meğer.

    1987 benim üniversiteye başladığım yıldı, ben de döneyim sizinle, bir daha üniversite yıllarımı yaşamak isterim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişe dönünce iyi ve kötü hatıralar geliyor aklımıza. Aslında hayatımız bu hatıralarla şekilleniyor. Dün kendinizi tanıtan yazınızı okumuştum, eski tarihli bir yazıydı. İzmir'de bulunduğunuzu öyle öğrendim:) Maalesef hiçbir yerde adalet yok, niye trafikte olsun ki. Tanrı bile adaleti kendi bildiğince düzenlemiş. Bu yüzden hayatta kaldığımız her gün bizler için bir lütuf. Bu aralar hâlâ Mrs. Dalloway'in etkisindeyim. Yaşamak ne kadar tehlikeli bir şey.

      Üniversite yıllarınız, okul arkadaşlarınızla kurduğunuz ve yıllarca süregelen dostluklarınızı hep o yazınızda okumuştum. Ben üniversitede sizinki kadar eğlenceli bir hayat yaşamadım ne yazık ki. Her gün kanlı olayların yaşandığı yıllardı o zamanlar. Teşekkürler:)

      Sil
  2. Film izler gibi heyecanla okudum. Sonunun güzel bitmesine çok sevindim :) Bu soruyu sorarken sizin, evlendiğiniz yılı ya da çocuklarınızın doğduğu yılları seçeceğinize emindim Mr.Kaplan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi gerçek, hiç abartı yok Mrs.Kedi:) Evet, sonu iyi bitti ama kâbus gibi bir geceydi. Ergani'den kiraladığımız taksinin içini bile su basmıştı. Arabanın külüstürlüğü, yağmurun şiddetini yenememişti sanırım. Ne arabalara binerdik eskiden, ne kadar gelişti ülkemiz, bazen düşünüyorum da ne kadir bilmez milletiz. Yollar yaptı, köprüler yaptı, havaalanları... Külüstür arabalar yerine kaliteli arabalar yaptı. Yok, onu yapmadı mı? Neyse, ama refah düzeyimiz arttı, ekonomimiz iyi, kapıcıların bile birer ikişer arabası var. Nankör milletiz nankör:)))

      Sil
    2. Mr.Kaplan, eşiniz sebebiyle bilirsiniz öğretmen ek ders ücretleri ayın 1-7 arasından yatırılır. Bu ay bir gün gecikme ile bugün yatırıldı. Ama bunlar iyi günlerimiz, yollarımız çok güzel, çıkıp çıkıp bakalım.

      Sil
    3. Geçenlerde bir genç telefonunu çıkar diyen dayının ağzına dayadı telefonu. Bak bakalım, bu karın doyuruyor mu demek istedi sanırım. Hoş bir davranış değil ama esprisi hoşuma gitmedi desem yalan olur. Ülke olarak o güzel yolları kemirmemize az kaldı. Vardır her işte bir hayır diyelim. Başka türlü bir kırk yıl daha çekmek vardı bunları:)

      Sil
  3. Bu müthiş bir olay! Aslında cidden sizi koruyan güçler yanında bir de kayınvalideniz varmış o kesin :)
    87 senesi benim için de (sonunu tahmin edemediğim) güzel başlayan yıldı. Hey gidi günler! Sanırım ben 82 senesine gider ve üniversite tercihimi değiştirirdim. O seçimle hayatımın nasıl seyredeceğini ömrüm boyunca merak ettim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani, ona ne şüphe:)) Kayınvalidem olmasaydı o çift silahlı köylü bizi öldürür, oracıkta şehit ederdi:) Neyse ki kayınvalidem var, Allah onu başımızdan eksik etmesin. Sanırım bir mim ya da Ağaç Ev Sohbetleri sorusuydu; hayatımızdaki dönüm noktaları üzerinde tartışıyorduk. Üniversite sınavı hepimiz için en önemli dönüm noktalarından biri. Hatta, bu soru üzerine uzun bir dizi halinde hayatımı yazmıştım. Sonra ya bir sonraki tercihimi kazansaydım hayatım nasıl değişirdi diye düşünmüş ve o andan başlayarak kurgu hikayeler üretmeyi hayal etmiştim. Ne yazık ki bu tasarım öylece kaldı, belki zamanı gelince dönerim kaldığı yere:) Doğanın bize sundukları arasından seçtiklerimiz ve vazgeçtiklerimiz bizim kaderimizi belirliyor. Ben de oldum olası merak ederim yaşamımın olası alternatif senaryolarını:)

      Sil
    2. Bu arada resim hocamdan yanıt anca gelebildi. Eşinize özel haftada 1 saat ders verebilecek yüksek lisanta okuyan bir öğretmen var, güvenilir. 100 tl. Kurs yeri olarak güvenerk söyleyebileceğim bir yer yok dedi ve bu öneriyi söyledi. Ben ileteyim, üstümde kalmasın dedim :)) Sevgiler gönderiyorum eşinize.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim Momentos. Ben başlangıç için belki internet kaynaklarından bile yararlanabileceğini söyledim kendisine. Durumu eşime ilettim, teşekkür ederim:)

      Sil
    4. Ah kaçırmışım yanıtı. Haklısınız çok detaylı anlatan video yayınları var. Tamam o zaman :)

      Sil
    5. Ok, teşekkürler, ilgilendiğiniz için:)

      Sil
  4. Annelik iç güdüsü işte, kim takar silahları:) Bu dünyanın en cesurları kesinlikle anneler.

    Hep gebe koyunları seçerek bir araya getiremezsiniz, nasıl bir şans ! öyle .Neyse ki sonu iyi bağlanmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle:) Ya koyunların gebe falan olduğunu sanmıyorum. Adam daha fazla para talep etsin diye koyunlara gebe değil elinden gelse Montofon cinsi inek diyecekti. Evet, yine de şansımız yaver gitti sayılabilir:)

      Sil
  5. 7 gebe koyun :)) sürü muhtemelen hep gebeymiş..neyse başı kötü sonu güzel bitmiş bari...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karakaya Barajı inşaatında çok yabancı çalışırdı o zamanlar. Bölge halkından uyanık bazıları işin yolunu bulmuşlardı. Karşıdan yabancılara ait bir araç geldiğini görür görmez, hayvanlarını yola sürerler. Hayvana çarpan yabancı, mahkemelerde uğraşmayayım diye fazlasıyla parasını öderlerdi sürü sahibine. Üstelik telef olan hayvanlar gebe olunca bir kat daha fazla talepte bulunurlardı. Sonradan öğrendik ki, aynı gece bir kamyon 10 koyunu telef etmiş. Tuzaktı bunlar tabii. Evet, neyse ki sonunda çok başımız ağrımadı:)

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Sen seversin aksiyonları:)) Sanırım daha önce de bahsetmiştim bu olaydan, hayatımı anlattığım seride. Unutmuş olmalısın:)

      Sil
    2. yok unutmadım tabisi, sölemedim sadecesi :)

      Sil
    3. Ne bu sürat, şaşırtıyorsunuz efendim:)

      Sil
  7. 1987 yılı acemi olduğunuz bir yılmış, hayat için. Sizi bu nedenle çekmiş olmalı. Sadece bir tahmin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için yaşamın başlangıç yılı diyebilirim. Yeni evliyim, ilk çocuğumuz oluyor, güzel bir işim var, huzurlu ve rahat bir ortam. Daha ne olsun:)

      Sil
  8. Ben ilk defa okudum, aksiyon ve macera doluymuş ama sonu güzel bitmiş.Heyecanlı bir hikâye gibi okudum.O yıllarda doğuda yaşam zordu diye biliyorum ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, tam bir maceraydı ve mutlu son:) Doğuda yaşam her zaman zor, batıdaki imkânların çok azı vardır orada. Ama benim için hiç de öyle değildi. Barajın müteahhidi İtalyanlardı. Kurdukları kampta kuş sütü eksik:) Marketlerinde deniz ürünlerinden tutun her türlü sebze meyveye kadar her şey mevcut. Bir restoranları vardı, İstanbul'un en değme restoranlarına taş çıkartır. Sözgelimi henüz Türkiye adını bilmez iken biz ilk lazanyayı orada yemiştik. Bize en yakın ilçenin bakkal dükkanlarında buzdolabı girmemiş, peynir tenekelerini üzerinde uçuşan sineklerden korumak için tülbentle örterler, eczane olmadığı için haftanın belli günleri bir eczacı içi ilâç dolu bavuluyla gelir ilçe meydanında hastalara ilâçlarını verirdi. Günlük gazeteye en erken bir gün sonra erişirdik. Fakat müşavir firmada çalışan bizler konfor içinde yaşardık, hergün sabah Diyarbakır'a araç çıkar ilâç, gazete gibi acil ihtiyaçlarımızı getirirdi akşama. Belki sabahları günlük gazete geçmezdi elimize ama o kadarı olsundu artık:)

      Sil
  9. Hep sevdiklerimi kaybetmekten korkmuşumdur. Sanki onlara kol kanat germek geçer içimden. Kötü günlerin, yılların dışında her yıl mutlu bir yıldır benim için. Kayıplarımızın dışında her yıl yeniden yaşanmaya değer.
    Pandemi yıllarını yeniden yaşamayalım da.
    Romantik çağlarda yaşamak beni çok mutlu ederdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şüphesiz o korku hepimizde var. Ancak yaşadığım bir yılı yeniden yaşamak fikri bana göre değil sanki. Ne bileyim, iyi bile olsa aynı günleri bir kez daha yaşadığımız zaman heyecanımızı kaybederiz gibi geliyor bana. Belki de bu hayatı yaşanılır kılan yarının bilinmezliği. Diğer taraftan pek çoğumuzun hayatında bütün günlerin mutlu geçtiği bir yıl olduğunu düşünmüyorum:)

      Sil
  10. ağaç ev sohbetlerini okuyorsun değil mi? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumam mı? Yeni eklediklerin var sanırım. Er ya da geç mutlaka okuyup yorum yapıyorum:)

      Sil
  11. Okumadım da izledim sanki çok güzel yazmışsınız...

    Daha güzel yarınlarımız olsun inşallah...

    YanıtlaSil
  12. O yıl güzelmiş, kara dışında tabi. İnsan öyle durumda ne yapacağını da şaşırır. Şimdi herkes kavga dövüşe yer arıyor trafikte. Şükür atlatmışsınız hepiniz. Herkes evlat sahibi olduğu yılı seçiyor sanırım, ne güzel. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki kaza olayı da ucuz atlatılmış oldu. Zaman çabuk geçiyor:)

      Sil