KATEGORİLER

Gezi (27) Günce (613) Kitaplarım (220) ÖYKÜ (124) Sohbet (310) ŞİİR (3)

21 Haziran 2022 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 148

Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetleri etkinliğimiz tüm heyecanıyla devam ediyorÖnceki haftaların sohbet konularını ve konu başlıklarını öneren arkadaşlarımızın  isim listesini burada bulabilirsiniz. Ağaç Ev Sohbetleri'nde bu haftanın konusunu sevgili BLOGDedektifi belirledi:

"Önyargı yapar mısın? Önyargı yapanlara karşı yaklaşımın nasıl?"

Önyargı ne taraftan bakarsak bakalım insanı zor durumda bırakabilecek bir davranış. Bununla birlikte, hiç kimseye karşı önyargılı değilim diyemem sanırım. Her insan dış görünüşü, konuşması ve hareketleriyle az çok kendini belli eder ama bütün bunlardan yola çıkıp biri hakkında kesin hüküm vermek doğru değil. Dış görünüş bazen yanıltıcı olabilir ve bu yanılgıyla karşımızdaki insana karşı yanlış davranışta bulunmak bizi utandırabilir. Bazen de tam aksi durumla karşılaşmak mümkün. Dışarıdan beyefendi ya da hanımefendi görünen biri gelip sizi dolandırabilir. 

Uzun yıllar birlikte çalıştığım bir patronum vardı. Sonradan görme değil çekirdekten yetişme biriydi. Bugün on milyonlarca dolar servetin sahibi olan bu adam, gençlik yıllarında işçilerle birlikte aynı çadırı paylaşmış, yeri geldiğinde iş makinesi operatörlüğü yapmış kalender bir insandı. Herkesi değiştiren para ona zerre kadar tesir etmemiş, yaşamında hiçbir değişiklik getirmemişti. Karşıdan görseniz kılığı kıyafetiyle kapıcı Mehmet Efendi diyebileceğiniz sıra dışı bir tipti yani. Lâkin adamın pırlanta gibi bir yüreği vardı. Artık onun çok gerisinde kalan çocukluk arkadaşlarına karşı asla böbürlenmez, kapısına gelenlere her zaman izzet-i ikramda bulunurdu. Şirketin bir de satın alma müdürü vardı, adı diyelim Ekrem olsun. Adam anasının gözü. Büyük meblağlarda alım yapıldığı için firmalardan kendi payına düşeni talep edecek tıynette bir karakter. Bakımlı, kılığına kıyafetine son derece dikkat eden bir düzenbaz. Günlerden bir gün patron, sipariş vermek üzere sanayideki büyük firmalardan birine giden Ekrem'e ben de geleyim seninle der. Ekrem ne diyebilir ki? Birlikte sanayiye varırlar. Mal alacakları şirketin sahibi Ekrem'i karşısında görür görmez ağzının suyu akar. Bir iltifat, bir ikram deme gitsin. "Ekrem Bey, hoş geldiniz, şeref verdiniz efendim, şöyle buyurun, odama geçelim, çay kahve ne emredersiniz?" Bizim Ekrem'in rengi atar tabii. Çünkü mağazanın sahibi, kapıcı Mehmet Efendi kılığındaki büyük patronun yüzüne bile bakmıyor. Patron bir kenarda süslüm püklüm dikilmiş, Ekrem'e yapılan iltifatları izliyor. Ekrem, kıpkırmızı bir suratla "Şey," diyor mağaza sahibine patronu işaret ederek, "Bu bizim patron, Necmettin Bey..." Mağaza sahibi hemen çark ediyor, Necmettin Bey'in adını çok duymuş belli ki, yaptığı gafın farkına varıyor. Ekrem Bey'i bırakıp bu kez patrona yalakalık etmeye başlıyor. Patron muzipçe gülümsüyor. Bizim Ekrem, bunca iltifata mazhar olduğuna göre bizi iyi söğüşlemiş anlaşılan, diyor içinden. Çok  geçmeden suçüstü yakalandığı başka bir olaydan sonra iş akdi feshediliyor Ekrem'in.

Bazen geçmişte yaşanan bazı durumlar toplumun belli kesimlerine yapışır ve halk onlara önyargıyla yaklaşır. Sözgelimi Kayseriliyim diyen biriyle karşılaştığımızda, paragöz, cimri, ticari konularda kafası çalışan, pazarlıkta bir numara bir figür beliriverir hemen aklımızda. Bu bir önyargı elbette ama hepsi de böyledir demek yanlış. Bu konuda örnekler çoğaltılabilir fakat konuyu dağıtmayalım.

Önyargı yapar mıyım? Bakın yine aklıma muzırlık geldi. Önyargı yapılan bir şey midir? Sevgili yapmak gibi bir şey olmalı. Ama olsun, bu dili de söktüm sayılır. Evet, ön yargı yaparım. Kültürlü bir insan hal ve hareketinden belli eder kendini. Fakat kafası örümcek bağlamış cahil bir insana karşı mesafemi korumaya çalışırım. İnsanları tanıdıktan sonra önyargılarım değişebilir.

Şirket yöneticileri, yola çıktıklarında şoförleriyle beraber aynı yemek masasına oturmazlar. Bu genel bir kuraldır. Çünkü bu insanların ağzı genellikle gevşektir söz gelimi, önlerinde şirketin özel sayılabilecek sırlarını konuşmak risklidir. Bazıları hemen sizinle kanka olmaya heves eder, bir bakarsınız aranızda saygı seviyesi iyice ortadan kalkmış, misafirleriniz karşısında sizi utandıracak şekilde davranıyorlar. Bazıları ise yerini bilir, ne kadar sıcak davranırsan davran, ne kadar samimi olursan ol, mesafeyi korur. Bu yüzden önyargı iyidir. Baktınız ki, adam iyi niyetinizi suistimal etmiyor, üstelik ağzı sıkı, lâf taşımıyor, işte o zaman aynı masayı paylaşmaktan çekinmezsiniz. 

Bütün bu katılığıma rağmen kendimi hümanist olarak tanımlamakta mahsur görmem. Zira dili, dini ve ırkı ne olursa olsun her insan benim için aynı değerdedir. Yeter ki bağnaz olmasın, aklını kullanmasını bilsin ve iyi huylara sahip olsun. Önyargılı olduğum kişilere zarar vermek ya da farklı davranmak aklımdan geçmese de onlarla aramdaki mesafeyi korumak isterim. 

Bana öyle geliyor ki, önyargının ana nedenlerinden biri de toplumda güven duygusunun azalması ve insanın içinde doğuştan var olan bencillik duygusu. Her an birinden kazık yiyeceğimiz korkusuyla gardımızı alıyoruz bir bakıma. Albert Einstein, "Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur." demiş. Dolayısıyla bu gerçeği kabul etmek zorundayız. Her insanda, az ya da çok, bir savunma mekanizması olan önyargının mevcut olduğuna inanıyorum.   

Önyargı yapanlara karşı yaklaşımım nasıl olabilir? Eğlendirici bulurum herhalde. Aynı yukarıda verdiğim örnekte patronum Necmettin Bey gibi davranırım. Kıs kıs gülerim içimden. Bazen sinirlendiğim de olur elbette. Sözgelimi bir alışveriş merkezinde görevlinin, bir şeyler aşırıyor mu diye sizi sinsi sinsi takip etmesi son derece rahatsız edici bir durum. Haklı olabilir belki, bunu yapmış olabilir bazıları. Ama sizi de onlarla aynı kefeye koymak bir önyargı değil mi? Aslına bakarsanız önyargı meselesi her durum için ayrı ayrı değerlendirilmeli. Önyargı bizleri yanlış tavır içine soktuğu gibi bazen can kurtarıcımız da olabilir.

18 yorum:

  1. Çok güzel olmuş. Sizin anlatım biçimini ve tarzınıza bayılıyorum... özellikle benim oraya yaptığınız yorumdan sonra heyecanla bekledim bu konuyu ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) Blogta yazmayı seviyorum. Neden mi? Hiç kimseye yaranmak gibi bir telaşım yok. İyi ya da kötü aklımdan geçen düşünceleri özgürce dile getiriyorum. Ayıplanacak mıyım, kızacaklar mı diye bir endişe taşımıyorum. Elbette herkesin düşüncesi kendini bağlar. Saygı çerçevesinde fikirlerimizi paylaşabileceğimiz yegâne ortam burası:)

      Sil
    2. Kesinlikle katılıyorum 👍🤗

      Sil
  2. Aklınıza gelen muzırlık vallahi dilimin ucuna geldi de sus C. dedim :))) Gençlerin Türkçeyi katletme mi kullanma mı neyse o becerisi hakikaten akıllara seza..
    Önyargı ve yargılar.. Tamamen bilinçaltındaki korkular ve endişelerden kaynaklanan peşin hükümler, maalesef insana yarardan çok zarar veriyor. Önyargı değil de önümüze geldiği şekliyle yargı yapabilirsek yani rasyonalite, değerlendirme dediğimiz yetenek, sanırım iki adım ileri bir adım geri ritmimizden biraz sıyrılabiliriz ama işte insan ve onun kusurları.. Hepimizde var, hatta bende yok demek en büyük önyargı sanki, kendine karşı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar genç, onları anlamalısın diyen DeepTone bu konuda fazla tevazu sahibi ama ben çoğu zaman dayanamıyorum:) Gençlere kızmıyorum, onları bu duruma getirenlerde kabahat.
      Size kesinlikle katılıyorum. Önyargının bilinçaltımızın bir ürünü olduğunu okumuştum bir yerde. Bence önemli olan önyargılarımızın saplantı haline dönüşmemesi. Önyargıyla yaklaştığımız birini tanıdıktan sonra onun hakkında yanıldığımızı anlayıp düşüncemiz değişiyorsa problem yok. Fakat buna rağmen o kişiye karşı tutumumuz hâlâ değişmiyorsa bu ciddi bir sorun. Sözgelimi halkın belli bir kesiminin yıllarca dillerinden düşürmediği cehape zihniyeti ve camileri ahır yaptılar söylemi hastalıklı bir ruh hali, yıkılmaz bir önyargı. Velev ki söyledikleri gerçek olsun, aradan yıllar geçmiş, kadrolar değişmiş ama sen hâlâ saplandığın yerden çıkamıyorsun! Yanlış anlaşılmasın, ben hali hazırda cehape nin yönetim anlayışını asla tasvip etmiyorum.
      Dediğiniz gibi rasyonalite yani akılcılık önyargıları kıran bir araç olmalı. İçinde bulunduğumuz durum, millet olarak rasyonalite seviyemizi gösteriyor. Ben hiç kimseye karşı önyargılı davranmam diyen biri bence yalan söylüyor ya da yaptığının farkında değil en hafif ifadeyle:)

      Sil
  3. Ben önyargılı insanları hayatımdan uzak tutarım genelde. Tutamadıklarım da oluyor malesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önyargısız insan olur mu pek emin değilim. Belki de önyargı deyince farklı anlamlar yüklüyoruz kelimeye. Bana göre önyargı bir nevi intiba ve buna göre takındığımız tavır. Olumlu ya da olumsuz olabilir fakat her hâlükârda karşımızdaki insanın görünüşünden, konuşmasından bir fikir ediniriz. Hatta, yazılarını okuduğumuz blog arkadaşlarının da yazdıklarından nasıl biri oldukları konusunda az çok bilgi sahibi olur, bazılarına yaklaşır, bazılarından uzaklaşırız. Bazen yanılabiliriz de. Bu durum önyargılarımızın büyük handikabı. Burada yorum yaptığım, yorumlarını okuduğum arkadaşların açık fikirli olduklarına dair bir önyargım vardı. Fakat bir zamanlar yaptığı bir yazım hatası nedeniyle tüm iyi niyetimle ve nezaket çerçevesinde ikaz ettiğim bir tanesi bunu kendisine yediremeyip ona üstünlük tasladığımı sandı. Önyargının kırılma hali! Sanırım sorun birbirimizi yeterince tanımamış olmamız ya da henüz aramızda yeterli güvenin tesis edilememesiydi. Belki de söz konusu arkadaşın o anki ruh halinden kaynaklanan bir durumdu. Ama bundan böyle bir daha aynı durumu yaşamamak için daha dikkatli davranmaya çalışıyorum.

      Sil
  4. ha haa evet sen kadife değil demir eldivenli hümanistlerdensin ha haaa katı hümanist bak buna iyi güldüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi bildin:) Milliyetçi değilim, zira hiçbir milletin diğerine karşı üstünlüğünü kabul etmem. Bu sözcüğe ulvi anlamlar yükleyip kitlelerin kullanılmasına karşıyım. Hiçbir dinin bayraktarlığını da yapmam. Aynı şekilde dünyada mevcut bir sürü dinin, bir sürü Tanrı'nın birbirine herhangi bir konuda üstünlüğü yok. Bu konunun da sömürü aracı olarak kullanılmasından nefret ederim. Hümanistliğim dünyada yaşayan her sınıf, her ırk ve her dinden insanın eşitliğine dair inancımdan kaynaklanıyor. Sana verdiğim değer neyse Etiyopyalı bir zenciye de aynı değeri veririm. Yazımda altını çizdiğim gibi, yeter ki kafasında çalışır durumda bir beyni olsun:) Katılığım bu noktada. Aklını kiraya vermiş insanlara insan gözüyle bakamam, hiç kusura bakmasınlar:)

      Sil
  5. Yazıdaki soruyu görünce hemen atladım "önyargılı olunur, önyargı yapılmaz" diye. :) Neyse siz yazmışsınız. Bence soruyu soran sevgili arkadaşımıza da uğrayıp bir ikaz edeyim.
    Yazınız benimle örtüşüyor. Kendimi tam önyargı çukuruna düşecekken yakalayıp hizaya çekerim, insanız bu tuzaklara kolay düşebiliyoruz kızgınlık ve sabırsızlık duygularıyla. :)
    Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim ilk dikkatimi çeken önyargı sözcüğünü ön yargı olarak ayrı yazmış olmasıydı. Ben mi yanlış hatırlıyorum diye kontrol ettim, hayır, bildiğim gibi doğru olan birleşik yazıldığıydı. Sayfama alırken doğrusunu kullandım. Neyin yapılıp yapılmaması konusunda artık dayanamadım ama daha önce yaşadığım bir hadise beni bu konuda tedirgin etti. Gönül ister ki, birbirimizin yazım hatalarını gördüğümüzde ikaz edelim ve bu konuda herhangi bir tepki görmeyelim. Bu davranışımızın karşımızdaki insanı kırmak amacı taşımadığı anlaşılsın. Yazımın fikirlerinizle örtüşmesi beni sevindirdi. Çok teşekkür ederim:)

      Sil
  6. Önyargılı mıyım? Az biraz öyleyim ama fikirlerimi kendime saklar ve sonra da karşımdaki kişiyi dinler anlamaya çalışırım ki vardığım yargılar yanlış çıksın. Yanlış çıkmasına da hiç bozulmam sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bir davranış şekli bu bence de. Karşımızdaki insanı tanımadan onun hakkında hüküm vermek doğru değil. Ama burada iki sorunla karşılaşıyoruz. Birincisi bir insanı tam olarak tanımak mümkün mü? İkincisi hiç tanımadığımız bir insana yaklaşımımız nasıl olmalı? Dolayısıyla içimizde saklasak da bir önyargı oluşuyor zihnimizde. Diğer taraftan önyargı ve yargı arasındaki farkı ortaya koymak gerek. Önyargı bana biraz daha masum geliyor bu bakımdan. Birini herhangi bir nedenle yargılamak ise oldukça ağır:)

      Sil
  7. olaylara yaklaşım tarzınızı beğendim. Yazınızda bir o kadar iyi. Son cümle her şeyi özetliyor aslında.
    '' Önyargı bizleri yanlış tavır içine soktuğu gibi bazen can kurtarıcımız da olabilir. ''

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet, doğrusu da bu değil mi?:)

      Sil
  8. Ne güzel anlatmışsınız yine.Önyargı bir tür savunma mekanizması demişsiniz kesinlikle katılıyorum,kendimizi korumak adına yapıyoruz istemsizce biraz aslında ama yapıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) Önyargısız bir hayat bizi savunmasız bırakır.

      Sil