KATEGORİLER

20 Haziran 2023 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 200

Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetleri etkinliğimiz devam ediyorÖnceki haftaların sohbet konularını ve konu başlıklarını öneren arkadaşlarımızın isim listesini burada bulabilirsiniz. 200. haftanın konusu, sevgili Sade ve Derin / DeepTone tarafından belirlendi.

"Boş zamanları dışarıda, açık havada, doğada geçirmeyi mi yoksa evde veya kapalı ortamlarda geçirmeyi mi yeğlersiniz?"

Boş zaman fikrine kavramsal olarak mesafeliyim. Hiçbir fiziki aktivite yapmaksızın oturup düşünmek ya da yorgun düştüğümde koltuğa yaslanarak şekerleme yapmak dahi zamanı dolduran eylemlerdir benim nazarımda. Bırakın boş zamanı, zamanın yetersizliğine karşı büyük öfke duyuyorum. Zaman kazanmak için uykumdan bile fedakârlık etmişliğim çoktur. 

Açık havada spor ya da yürüyüş yapmak da bir iş bence. Eskiden boş vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna sinir olurdum. Boş vakitlerimi kitap okuyarak, müzik dinleyerek değerlendiriyorum şeklinde verilen cevap da bir o kadar saçma gelirdi bana. Peki zamanı açık havada mı yoksa kapalı ortamlarda mı geçirmeyi tercih edersin diye soracak olursanız, ben evimi her türlü mekândan üstün tutarım. Tatil dönüşlerinde ya da yorucu bir günün ardından eve girdiğimde "evim, evim güzel evim" diyerek sevgilisine kavuşan bir aşık misali mutlu olurum. Evim dışında diğer kapalı mekânlarda bulunmak istemem. Sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklerin süresi kısa olduğu için sorun değil fakat saatlerce AVM lerde vakit tüketmekten nefret ederim. Bence AVM lerde geçirilen zaman boşa harcanmıştır. 

Eşimle taban tabana ters düşüyoruz bu konuda. O hep kendini evin dışına atmak ister. Doğal olarak ona eşlik etmek durumunda kalıyorum. Elbette zorunlu bir eşlik değil bu. Fakat dışarı çıktığımızda odaklandığımız noktalar tamamen farklı; eşimin gözü mağazalardayken ben çoğu zaman karnımızı nerede doyurup ne yiyeceğiz telâşına kapılırım. 

Arada bir doğa yürüyüşleri yapmak isterdim ama eşimin uzun yürüyüşlerde zorluk çekmesi buna imkân vermiyor. Sahil boyunca birkaç km yi aşmayan kısa yürüyüşler yapmakla yetiniyoruz ve bu, her ikimizin de zevk aldığı bir şey. 

Emekli olduktan sonra yayladaki Taş Ev'de açık havayı, kırsal yaşamı deneyimledik. Kestane, ceviz ve türlü meyvelerin bulunduğu geniş bir bahçede yaşadık bir süre. Çiftçiliğin sefasını da cefasını da gördük. Yaklaşık bir buçuk sene sonra yok, bu hayat bize göre değil diyerek şehir hayatına geri döndük.

Velhasıl, benim gibi ev kuşu sayısının fazla olduğunu beklemiyorum. Sanırım blog arkadaşlarının çoğu açık havaya ve doğaya olan düşkünlüklerini anlatacaklar. Bu konuda yazılacakları şimdiden merak ediyorum.    

20 yorum:

  1. Gülümseyerek okudum, ev kuşlarına beni de ekleyebilirsiniz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın evi gibisi var mı, dönüp dolaşıp yine kürkçü dükkanına çıkıyor yolumuz:))

      Sil
  2. Ben şanslı bir kulum, çocukken köydü, köyün de uzağında ve işe yaramaz diye nitelenen deniz kıyısıydı yaşadığımız yer; içme suyumuz dağdan gelirdi, bahçe sulama kuyudan motorla, kanalizasyonun görevini foseptik dolduruyordu... Denizse ayağımızın altında... Şimdi bir şehir tadı veriyor olsa da görüş alanım ve sosyal çevre nedeni ile "kıskanılası bir yerde" yaşayan bir yetişkin olarak kendisini seviyorum; hem evden, hem de dışarı adımımı attığım andan itibaren:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu size o zaman:) Ben ise şehrin zorlukları içinde büyüdükten sonra pek merak edip kırsal yaşamı deneyimleme şansına sahip olan biriyim. Şehirden ve yerleşim yerlerinden uzak olması belki pek çok insana cazip gelebilir ama bir ekmek almak için on kilometreye yakın yol gitmem gerekiyordu. Dışarıdakilerin gıpta ettiği hayat belki aynı şeyleri tekrar ettiğimizden belki de daha önce böyle bir yaşama alışkın olmamamızdan dolayı zor geldi. Evet şehir yaşamı da zor, özellikle paranın kıymetinin kalmadığı ve alım gücünün azaldığı bu devirde. Bu yüzden ev bizim için bir sığınak oluyor:)

      Sil
  3. sahil boyunca birlikte yürümek güzelmiş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzel oluyor, evimi sevmemin bir sebebi de evimin olduğu yeri sevmem olabilir:)

      Sil
  4. Taş ev deneyiminizi bilmiyordum yeni okudum.

    YanıtlaSil
  5. Yazınızın sonuna doğru çok güzel bir noktaya değinmişsiniz. Doğada kısa süreli vakit geçirmek ile doğada bir yaşam kurmak arasında da büyük fark var. Şimdi pek çok kişi doğada yaşamak istediğini söyleyebilir ama işin cefa boyutu bizleri alışık olduğumuz sulara geri döndürebilir. Çünkü doğada yaşarken daha sık kulaç atmak, daha farklı bir ortama uyum sağlamak gerekiyor. Pek tabi nefes almak için yapılan doğada vakit geçirme eylemi benim tercihim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Açık hava deyince doğayla baş başa vakit geçirmek sözgelimi orman yolunda yürüyerek kuş seslerini dinlemek geliyor aklıma. Eğer imkânım olsa bunu her gün yapar mıyım, sanmam. Çoğu zaman rahat kıyafetlerle ayağımı uzatıp kitap okumak, müzik dinlemeyi tercih ederim. Sadece evden sıkıldığım zamanlar kapının dışına çıkarak biraz yürümek isterim. Bunu mecburi alışveriş işlerinde fazlasıyla yapıyorum zaten. Bazen deniz kenarında, güneşin altında, her Allahın günü, bıkmadan, usanmadan oltalarını atıp başka bir şey yapmadan saatlerce bekleyen insanlar görüyorum. Elbette bu işin de onlar için zevkli bir tarafı olmalı. Fakat bu tür işler bana göre değil. Biraz da tercih ya da zevk meselesi sanırım:)

      Sil
  6. Almanların kötü hava yoktur yanlış kıyafet vardır sözüne istinaden ben de tercihen dışarlarda yaşayanlardanım. Ama ev de beni sıkmaz; yapacak bir sürü iş bulur ya da yaratırım evde. Ama sanırım balkonsuz ya da bahçesiz evde sıkılırdım. Hele bir de perdeleri çekip oturanlar yok mu..! 5. Katta etrafında bina olmayan yerde perde çekeni biliyorum!
    Açık hava beni hem fiziksel hem psikolojik olarak zinde tutuyor.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin böyle düşündüğünüze şaşırmadım doğrusu:) Doğayı ne kadar çok sevdiğinizi gayet iyi biliyorum. Evet, balkonsuz evler çok sıkıcı. Açık havada kalabalık olmayan yerler iyidir. Kalabalık şehir yaşantısında açık hava yerine evimi tercih ederim ama arada sırada değişiklikte yarar var:))

      Sil
  7. İkisini de severim de dediğinize çok katıldım, evde oturup tavanı seyrettiğim geceler bile boşa geçmiş zaman değildir. Beynimdeki karmaşa yerli yerine yerleşme aşamasındadır o sıra mesela... Evde kalmayı, zaman geçirmeyi, pişirmeyi, yemeği, hatta temizliği bile severim. Zaman zaman da şöyle bir hava almak için deniz kenarına inmeyi, biraz yürümeyi de severim. İşte paşa gönlüm o an ne isterse öyleli.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de evimiz temel yaşam alanımız, dışarısı bir değişiklik. Senenin 365 günü evde geçirmiyoruz, alışveriş, iş, okul, gezme, tatil, yürüyüş vs. hepimizin hayatında var. Ancak nereye gitsek döndüğümüz yer evimiz. Bir de tabii en ekonomik olanı, özellikle bu dönemde. Bu bakımdan zaman zaman dışarıdaki fırsatları da kaçırmak istemesem benim önceliğim her zaman evim olmuştur:)

      Sil
  8. Mr. Kaplan nerelerdesiniz? İyi misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyiyim, iyiyim:) Fakat anlayamadığım bir tutukluk var üzerimde, yazamıyorum. Her gün, tamam artık bu kadar ara yeter deyip niyetleniyorum, elim varmıyor yine. İlginiz için teşekkürler, bu, bloga dönebilmem için umarım bir vesile olur:)

      Sil
  9. zaman zaman sizin gibi ev gibi kapalı ortamları tercih ediyor olsam da ev de ne yapıldığının da önemli olduğunu atlamak istemem. Açık havadan daha faydalı geleceği zamanlar olabilir dört göz odanın:))

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Kaystros,
    Bir ses veriniz, meraktayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba sevgili Momentos,
      İyiyim, çok teşekkür ederim. Bu hafta yurt dışı seyahatim var. Dönüşte bloğa dönmeyi ümit ediyorum. Selamlar

      Sil