KATEGORİLER

Gezi (27) Günce (613) Kitaplarım (220) ÖYKÜ (124) Sohbet (310) ŞİİR (3)

7 Temmuz 2022 Perşembe

BIG CHALLENGE By YÜREĞİMİN İKLİMİ

Sevgili Yüreğimin İklimi, "Bülbül Bir Kuş İken Terk Etmez Gülünü" başlıklı yazısında bu ay için yeni bir challenge başlatmış. Toplam 31 adet soruyu cevaplamak gerekiyor. Gerçekten iddialı bir iş ama insanın kendini daha iyi tanıması ve içinde bulunduğu ruh halini görmesi bakımından çekici bir yanı var. Cevaplarıma başlamadan önce Sevgili Yüreğimin İklimi'ne bir kez daha acil şifalar diliyor ve yaşadığı sıkıntının bir an önce sona ermesini diliyorum.

1. NASILSIN? NASIL HİSSEDİYORSUN?

İyiyim, fiziksel bakımdan bir sorunum yok. İş hayatından sonra kendime daha fazla zaman ayıracağımı, gezip tozacağımı, daha fazla okuyup yazacağımı hayal etmiştim. Gel gelelim her gün yeni bir şeyler çıkıyor. Özellikle hastane, doktor randevuları, evden eve eşya taşımalar, evin ihtiyaçları bitmek bilmiyor. Yani bir yerde çalışsan da, emekli olup çalışmayı bıraksan da bir şeyler dolduruyor hayatın boşluklarını. Diğer taraftan memleket meseleleri... Adalet yoksunu bir ülkede yaşamak, ülke kaynaklarının çarçur edilmesi, gittikçe yozlaşan eğitim ve itibarımızı yerle bir eden rezil bir dış politika anlayışı. Görünürde şu sıralar huzurumu bozacak bir şey olmasa da ülkenin içinde bulunduğu siyasi durumdan, bodoslamasına dibe vuran ekonomiden, paranın her geçen gün değerini kaybetmesinden olumsuz yönde etkileniyorum. Geçen gün ekşi sözlükte İstanbul Havalimanında üç dört kişilik pizzaya 500 TL ödeyen insanların yakınmalarını okumuştum. Sabah Migros'tan aldığı ufak bir şişe suyuna 10 TL ödeyen adam arkadaşına söylenip duruyordu. Sabırla 2023 yılını, Lozan'ın gizli maddelerinin açığa çıkarılıp petrol kuyusu açma ve madenlerimizi işletme haklarımızı geri kazanacağımız o güzel günleri bekliyorum. Ah İsmet Paşa, niye koydurdun o gizli maddeleri şu Lozan Anlaşmasına?

2. SENİ SEN YAPAN ŞEY NEDİR?

Zor sorulardan birincisi geldi. İnsan başkaları hakkında fikir yürütebilir ve öne çıkan özelliklerini bir çırpıda sayabilir. Kendisine gelince yine dışarıdan bakmaya başkalarına nasıl göründüğünü düşünmekle başlıyor. En azından sorunun bende uyandırdığı his böyle. Beni ben yapan şey en başta insan olmam. Bu konu herkesin üzerinde fikir birliğine varabileceği bir cevap muhtemelen. İnsan deyince nasıl bir insan, beni diğer insanlardan farklı kılan başlıca özelliklerim ne? Eğitimliyim, hayata daha geniş bir perspektiften bakabildiğimi düşünüyorum bu sayede. Düşünür, sorgularım, aklımın ermediği bir şeye inanmam. Hayal kurmak benim için plânlamaktan öte bir faaliyet değildir. Plân yaparken risk almayı sevmem. Söz gelimi bir torbada 99 kırmızı, 1 tane de mavi top var diyelim. Bana deseler ki, bir şans verelim; torbadan kırmızıyı çekersen tam bir milyar doların olacak ancak maviyi çekersen tüm gelir ve varlıklarını kaybedeceksin. Gençken belki evet derdim ama bu yaşta böyle bir teklifi kabul etmem. Hani özellikle rüşvet konusunda derler ya herkesin bir bedeli var diye. Bu durumda anlıyorum ki paha biçilemeyecek değerde biri haline gelmişim. Bu güzel bir şey. Bir de güvenilir biri olarak bilinmek isterim elbette. Bu özelliklerimle gurur duyarım.

3- KİMSEYE SÖYLEYEMEDİĞİN GİZLİ BİR ŞEY YAZIN

Benzer bir soru daha önceki mimlerden birinde sorulmuştu. Ben de adı üzerinde, "gizli" olan bir şey söylenir mi hiç, o zaman gizli özelliğini kaybeder minvalinde bir cevapla geçiştirdiğimi hatırlıyorum. Aslında bir şey var benden başka hiç kimsenin bilmediği. Bunu paylaşıp paylaşmama konusunda epey tereddüt geçirdim. Dedemin ölümünden birkaç sene öncesiydi. Ben sekiz  yaşındaydım yanlış hatırlamıyorsam. Aynı odada dedem, anneannem ve ben minder dediğimiz ayrı yataklarda yatıyoruz. Sabaha karşıydı. Dedem anneanneme fısıltı halinde aşk sözcükleri söylemeye başladı. Bu sözleri burada yazamam. Anneannem, sus çocuk duyacak diye çıkışıyordu dedeme. Bense kulaklarımı dikmiş, gözlerim kapalı, biraz da utanarak aralarında geçen tartışmayı dinliyordum. Hani bir şey olacağından değil ama dedemden bu sözleri duymak beni hayli rahatsız etmişti. Dedem çevrede sayılan ve sevilen bir kişiydi, birbirimizi çok severdik. Öldüğünde on bir yaşındaydım. Dindar bir insandı. Anneannem de çok iyiydi. Öldüğünde yüz yaşında ve aklı başı yerindeydi. Şimdi hem dedem hem de anneannem bu dünyadan göçtüklerine göre bu sırrı paylaşmamda beis yok sanırım. Her ikisi de cennetlik, benim gideceğim yer cehennem olduğuna göre yüz yüze gelmeyeceğiz. Yoksa bu sırrı asla sizlerle paylaşmazdım. 

4. İÇİNİ KIPIR KIPIR EDEN ŞEY NEDİR?

Cevabım net. Yann Tiersen'den Comptine d'un autre été L'aprés ve diğer film müziği parçaları. Tabii ki Amelié filminden enstantaneler... Şimdi yine kulaklığımda dinlerken içim kıpır kıpır, kıpır kıpır, kıpır.....

5. EN SEVDİĞİN SÖZ HAKKINDA YAZ.

Antik Yunan filozofu Platon'un yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce söylemiş olduğu ve bugün hâlâ gerçeği yansıtan sözünü çok severim.

"Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar. Demokrasi despotluğa dönüşür.

"Dağdaki çoban ile benim oyum bir değil." diyen ünlü Türk filozofu Aysun Kayacı'yı saygıyla anıyor ve kendisinin Platon'un genlerini taşıyan mümtaz bir kişilik olduğunu düşünüyorum." 

Bu konuda meseleyi kavramak yerine popülistlik adına dağdaki çobanın da insan olduğunu anlatmaya kalkan yığınların zekâ seviyesi hakkında yorum yapmayı gereksiz buluyorum. 

6. SANA KİM YA DA NE İLHAM VERİYOR?

Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere halka vatandaşlık bilinci vermeye çalışan, sömürüye karşı duran devlet adamları, bilim insanları, sanatçılar, yazarlar benim için hepsi birer ilham kaynağıdır. Dünyaya az da olsa kendi çıkarını değil halkının refahını, menfaatini düşünen insanlar gelmiş, geliyor ve bizler için birer umut kaynağı oluyorlar. Onlardan ilham alarak içinde bulunulan koşullar ne olursa olsun topluma faydalı şeyler üretmenin her zaman mümkün olabileceğini görüyoruz. Bu bence hayata anlam katan, insana mutluluk veren bir şey. 

 7. ELEŞTİRİLMEYECEĞİNİ BİLSEN ŞU AN NE YAPARDIN?

Eleştirilmenin korkulacak ya da yadırganacak bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Yeter ki, eleştirirken saygılı olmayı bilelim. Dindar kesim inanç özgürlüğünün bulunmadığından şikâyet eder. Ben tam aksine inançları eleştirme özgürlüğünün bulunmadığını düşünüyorum. Bundan iki bin yıl önce varoluş üzerine daha özgür bir tartışma ortamı varken günümüzde inanç konusu tabu olarak görülmekte. İnanç üzerine tartışma kutsallara hakaret olarak algılandığı için meydan, dini araç olarak kullanan kötü niyetli kişilere kalmış durumda. Dini ve milli konuların özgürce tartışılabildiği, her görüşün eleştirebildiği bir toplumda yaşamak isterdim. 

8. EN ÇOK DUYMAK İSTEDİĞİN İLTİFAT NEDİR? NEDEN?

"İyi ki varsınız." cümlesini duymak beni hoşnut eder. Varlığımın işe yaradığı hissine kapılır ve mutlu olurum. Kulağa samimi ve sıcak geliyor.

9. EN ÇOK DUYDUĞUN İLTİFAT NEDİR?

Güler yüzle "Teşekkür ederim." cümlesi sanırım. Artık yaşım geçtiğinden olsa gerek, bunun dışındaki iltifatları yapmacık bulurum. 

10. BİR ŞİİR YAZMAYI DENE HADİ...

Yapmayın, bu kadar da üstüme gelmeyin

Öykü yaz, roman yaz, deneme, makale yaz deyin ama

Şiir yazmamı istemeyin

N'olur üzmeyin beni, güldürmeyeyim size kendimi.

11. SENİ EN ÇOK NE KIZDIRIR, NEDEN?

Verilen bir söz insanı aptal yerine koyarcasına, basit mazeretlerle tutulmadığında acayip kızarım. Çünkü işimi ona göre ayarlamışımdır. O iş için özel zaman tesis etmişimdir. O söze güvenip başkalarına söz vermiş olabilirim. Önemli bir gerekçesi olmaksızın sözünü tutmayan biri yalancıdır. Ben yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren kişilerden hoşlanmam ve kendimi bu tür insanlardan uzak tutmaya çalışırım. 

12. SANA KENDİNİ EN İYİ HİSSETTİREN ANINI YAZ. O ANI BİRİSİYLE YAŞADIYSAN TEŞEKKÜR ET. ÖLMÜŞSE DUA ET.

Kendimi iyi hissettiğim çok anlarım olmuştur. Bunların arasından en iyisini seçmek hayli zor benim için. Fakat aklıma ilk geleni söyleyeyim. Oğlum bebekken balonu elime sürttüğümde ortaya çıkan sese verdiği tepkiyi unutamam. Gıcır gıcır sesleri duyduğu anda kahkahaya boğuluyordu çocuk. Bu onun ilk  kahkahalarıydı ve ailecek bütün dertlerimizi unutup mutlu olmuştuk. Oğluma ve imalatında emeği geçen sevgili eşime teşekkür ederim.  

13. HAYATINDA İZ BIRAKAN BİRİ HAKKINDA YAZ.

Şüphesiz yaşamımın büyük bölümünde birlikte olduğum genel müdürüm hayatımda iz bırakan bir şahsiyet. O olmasaydı rotam hangi yönlere evrilirdi tahmin etmek hayli zor. Üç ayrı şirkette yaklaşık çeyrek yüz yıl birlikte çalıştık. Sanırım iki yıl kadar önceydi, hacca gitmeden önce benden helâllik istedi. Eşimin hatırına verdim helâlliğimi. Sonra, hac farizasını yerine getirip tüm günahlarından arındı ve dünyaya veda etti. Bana karşı iyilikleri çok ama kötülükleri de oldu. Karakterini sevmezdim, onun bana sevgisi ve bağlılığı işime olan ilgim ve çalışkanlığımdan kaynaklanıyordu. Bazen düşünüp, o olmasaydı nasıl bir hayat sürerdim, durumum daha iyi mi yoksa daha mı kötü olurdu diye sormuşumdur hep kendime. 

14. OLMASINI ÇOK İSTEDİĞİN ŞEYLE İLGİLİ YAZ.

Anlatacaklarım fazlasıyla ütopik. Güzel bir ülkem olsun isterdim. Doğal güzelliklerinin yanı sıra insanları da güzel olsun. Kimsenin hakkına gasp edilmediği, herkesin rahat yaşam sürdüğü, özgürce fikirlerini paylaştığı, sanatla iç içe, adaletin hakkıyla yerini bulduğu, çevreye ihtimam gösterilen, emeğin karşılık bulduğu, bağnazlığın ortadan kalktığı güzel bir ülkem olmasını çok isterdim. Öyle delicesine peşinde koştuğum şahsi bir isteğim yok. Hedeflerim fazla büyük olmadığı için hemen hepsine ulaşabildim, yukarısında da gözüm yok zaten. Gerçekten de kedinin ulaşamayacağı ciğere mundar deme durumu yok bende, sözgelimi bir Rolls Royce'um ya da lüks bir yatım olsaydı diyerek iç geçirmiyorum. Mevcut durumumuzu ve sağlığımızı muhafaza edelim yeter. 

15. SENİ ZOR DURUMDA BIRAKAN AMA DOĞRU YAPTIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜN BİR ANI YAZ.

Evet, şimdi aklıma geldi. İlk kez şantiye şefi olduğum bir baraj inşaatında devleti ciddi zarara sokacak bir ödemeye karşı çıkmıştım. Genel müdürüm, patronum ve hatta devlet kurumunun şube müdürü, bölge müdürü ödemenin yapılması hususunda beni ikna etmeye çalışıyorlardı. Bu konuda en büyük destek kontrol mühendisinden geldi. Ben işten atılmayı göze aldım. Koca bir ilin temsilcisi şube müdürünün bana alenen söylediği şu sözleri hayatım boyunca unutamam. "Sen şirketinin çıkarlarını koruyamıyorsun, bunu patronuna söyleyeceğim" demişti. Bir devlet memurundan bu sözleri duymak çok acı. Kontrol mühendisi görevden alınması için dilekçe verdi. Sonuçta Bölge Müdürü kontrol mühendisini yanına çağırarak kendisini dinledi ve ödeme gerçekleşmedi. Buna rağmen işten atmadılar beni. Kontrol mühendisi de görevine devam etti. Çünkü haklıydık, doğrusunu yapmıştık. Bu sayede devleti tanımış oldum. İşin gerçeği, yani haksız ödemeye karşı koyuşum, devleti korumaktan ziyade ileride başımın derde gireceğinden korkmamdı. Zira hazırlayan ve kontrol eden olarak benim ve kontrol mühendisinin imzası vardı hakedişin üzerinde.   

16. ÇOCUKLAR İÇİN BİR KISA HİKÂYE YAZ, SONU İYİ BİTSİN.

Bu soruyu müsaadenizle pas geçeyim. Belki ileride ayrı bir sayfada değerlendiririm.

17. 5 TANE KISA VADELİ HEDEF YAZ

1- Bir kez daha sigarayı bırakmayı deneyeceğim.

2- Duyurusunu yaptığım yeni romanımı her hafta bir bölüm yayınlayacak şekilde aksatmadan tamamlayacağım.

3- Kafama koyduğum basit şeyleri sürekli ertelememeye çalışacağım.

4- Biraz kilo versem iyi olacak, o zaman kendimi daha zinde hissedeceğim.

5- Film izlemeye daha fazla zaman ayıracağım.

18. SON ZAMANLARDA ALDIĞIN GÜZEL BİR HABER HAKKINDA YAZ.

Kızımdan aldığım harika bir haber, ama henüz açık etmiyoruz.  

 19. KALBİNİ ACITAN BİR ŞEY HAKKINDA YAZ

Daha önce anılarımda yazmıştım, bu acı hayatım boyunca sürecek. Askerde denetlemeye hazırlandığımız bir sırada bir baktım ki, ne göreyim; erlerden biri eline iğneyi ipliği almış miğferin kumaş kılıfındaki söküğünü dikiyor. O gece nöbetçi subaydım ve bütün taburun elbise dolaplarındaki düzeni, postallarının boyasını, tıraşlarını, yataklarını kontrol etmiş ve eksik bir şeyleri olup olmadığını defalarca sormuştum. Kan beynime sıçramıştı gördüğüm manzara karşısında. Askeri bir kenara çektim, beş dakika sonra denetim başlayacak ve bizimkinin elinde iğne, iplik! Bu kadar gamsızlık olamazdı. Hırsla üzerine yürüdüm. Çocuk "Komutanım, komutanım..." demeye, bir şey anlatmaya çalışıyordu ama ben ağzıma geleni söylemeye devam ediyordum. "Size demedim mi? Sabaha kadar kıçınızı toplamadım mı? Bu saatte bu iş yapılır mı?" Sabrıma yenik düştüm, insanlığımı kaybettiğim bir andı ve yüzüne iki tane yumruk indirdim. Çocuk sesini çıkarmadı, gözleri yaşlı ve burnundan kan damlıyor. "Şimdi söyle bakalım niye bu işi son dakikaya bıraktın?" diye sordum. Sinirim geçmemişti. Çocuk, nefes nefese ne dese beğenirsiniz. "Komutanım, elimdeki sizin miğferinizin kılıfıydı." Yıkılmıştım. Dünya yarılsa da beni içine alsaydı. Elim ayağım kesildi birden, ne yapacağımı bilemedim. Kimse ondan miğferimin kılıfını dikmesini istememişti. O sadece beni sevip saydığı için bu işe soyunmuştu ve gördüğü karşılık! Üstelik ertesi günü terhis olacaktı. Güzel bir anı bırakmıştım ona. Özür diledim defalarca. O ise büyük bir olgunlukla karşıladı beni. "Yok komutanım, zararı yok, bir şey olmaz." dedi. Bir anda rolleri değişmiş, ben önünde küçüldükçe küçülmüş, o gözümde komutan ben ise onun eri olmuştum. Ertesi sabah erkenden bir pastaneye gidip kuru pasta vs. bir şeyler aldım ve yanına gittim.  Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Yolluk yapsın diye elimdeki paketi verirken sordum. "Beni affedebilecek misin?" Bu olay bana bir hayat dersi oldu. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün, eyleme geçmeden önce karşındaki insanı bir dinle! 

20. EN BÜYÜK KORKUNU YAZ, SENİ NEDEN HÂLÂ KORKUTUYOR

Ölüm dahil hiçbir korkum yok ama yakınlarımın ölümü beni korkutur. Bu nasıl bir korku, buna aşırı üzülme, ortak yaşanmışlıkların verdiği bir alışkanlık ya da yalnızlık mı desem bilmiyorum. Ha bir de şeriat gelirse çocuklarımızın hali nice olur diye korkum var ve haklı nedenlerle gittikçe artıyor bu korkum.

21. SEVMEK HAKKINDA YAZ

Bu konuda çok yazdım ve üzerinde çok tartıştık. Sevgi konusunda yazacaklarım yine de hiç bitmeyecek. Ben sevgiyi romantizmin ötesinde iki kişi arasında oluşan karşılıklı çıkar ilişkisi olarak görüyorum. Muhataplardan biri ilgisini kaybettiğinde sevgi denen kavram sona erer. Karşılıklı menfaatler devam ettiği sürece uzun yıllar sürebilir. Hatta iyi bir insan öldükten sonra bile yaptığı işler sayesinde sevilmeye hak kazanır. Sağlıklı ve sağlam bir ilişkidir sevgi. Saygının kardeşi olur.    

22. EN YAKIN ARKADAŞIN HAKKINDA YAZ. NEDEN BU KADAR YAKIN.

Kalmadı. Elli yıldan beri kesintisiz devam etti onunla arkadaşlığımız. Son olarak iki yıl önce oğlumun nikâhında görüşmüştük. Her zaman arayan ben oluyordum. Bu kez o arasın dedim ve beklemeye koyuldum. O günden beri aramadı. Ben de aramam artık. Çocukluk arkadaşımdı. Öğrencilik yıllarında güzel günler paylaşmıştık. Babasının küçük bir bakkal dükkânı vardı. Zamanımızın çoğunu orda geçirirdik. Sonra o evlendi, ben evlendim. Çocuklarımız oldu. Ayrı şehirlerde yaşamamıza rağmen İzmir'e her geldiğimde mutlaka görüşürdük. Ve bitti. Demek ortak bir şey kalmamış aramızda. İkimizin de birbirine olan ihtiyacı ortadan kalkmış, dostluk bir yere kadarmış. Günümüzdeki ilişkiler çıkara dayanıyor maalesef. Beklenti yoksa ilişki bitiyor. Beklenti bir paylaşma, birbirimizin derdini dinleme, gerektiğinde destek olmak birbirimize. Ama yok artık, çıkar dünyası. Rahatsız mıyım, hayır. Yalnızlık en iyisi. Yeter ki kimseye ihtiyacı olmasın insanın. En yakın arkadaşım, eşim, daha ne olsun.

23. SENCE SEN BİR HAYVAN OLSAYDIN NE OLURDUN? NEDEN?

Hoppala. İşte bu absürd bir soru. İnsanların yaşadığı bir dünyada hayvan olmak istemezdim. Kesiyorlar, üzerine biniyorlar, sütünden yoğurt yapıyorlar. Bir de bakmışsın denizden alınıp ızgarada bulmuşsun kendini. Yok bırak kalsın, insan olarak kalayım. Gerçi insan olmanın da türlü zorlukları var ama alıştık artık, ne bileyim.

24. RUHUNA İYİ GELEN BİR RİTÜEL, BİR HOBİ YAZ.

Bunları yazmam içimi ferahlattı. Yazmak, okumak benim en güzel hobilerim. Şu an Kuşadası'nda yazlıktayım. Tatlı bir rüzgâr sırtımı okşuyor. Dün iki kez Tire'ye gidip gelerek balkon oturma grubunu getirdim. Akşamları balkon sefamız da başlayacak. Ara sıra soğuk bir bira ve çerez patates yazılarıma eşlik edecek sanırım. Rakıya, mazota ha bire zam yapıyor Allah'ın cezaları. 

25. GÜVEN SANA NE İFADE EDİYOR?

Bu soruyu challenge'ın en güzel sorusu ilân ediyorum. Güven her şeydir benim için, var olmamın nedeni. Eğer biri bana sana güvenmiyorum dese bittim. Aman her şeyi bilirim, her şey elimden gelir manası çıkmasın buradan. Ben verilen sözlere güvenden bahsediyorum. Zira bir şeyi biliyorsam, biliyorum, yapacağıma inanıyorsam yaparım derim. Bazen garantisi olmaz işin, o zaman elimden geldiği kadar yaparım derim. Dost bildiklerime güvenmek isterim. Güvenimi yitiren bir kişi dostum değildir. Güven en çok ihtiyaç duyulan bir kavram oldu günümüzde. Pazara gidiyorsun tezgahın önüne çürük çarıkları koyuyorlar. Yalan dolan, hile, düzenbazlık almış başını gidiyor. Dolayısıyla güven ortamı yok toplumda. Bu nedenle yarının garantisi de yok, herkes boşlukta kendine bir yön çizmeye çalışıyor. Gençken devletimize güvenirdik. Sınavlarda, mülakatlarda dolaplar çevrilmezdi. Şimdi gemisini yürüten kaptan, ülke çetelerin eline düşmüş. Allah sonumuzu hayır etsin.

26. SANA EN GÜVEN VEREN KİŞİ KİM?

Eşim, onun kadar güven duyulacak ikinci bir kişiyi tanımadım. Bu da benim en büyük şansım.

27. DEĞİŞTİRMEK İSTEDİĞİN BİR ÖZELLİĞİNİ YAZ VE AKSİYONA GEÇ

Eskiden beri çevre oluşturma konusunda beceriksizim. Beceriksizlik de değil, bu konuda oldum olası isteksizdim diyeyim. Bu özellik kariyer yapmada çok önemli. Çevre edinmek isteyen gelip beni buluyor ajandalarına ekliyordu. Ben ise bugün tanıştığım birini yarın unutuyordum. Şahsen benim çevre oluşturmak için hiç gayretim olmadı. İşim düştüğünde arardım arkadaşlarımı. Çoğu arayıp aramadığıma bakmaksızın ellerinden geleni yaptılar. Aynı şekilde beni aradıklarında ben de onlara bütün gayretimle yardımcı oldum. Eskiden çalıştığım bir şirkette genç bir arkadaş vardı. Her zaman toplantı, konferans, seminer vs. etkinliklere katılır, tanımadığı insanlara yanaşır ve onlarla tanışıp telefon numaralarını alırdı. Sonra en fazla haftada bir arar hal hatır sorardı. Öyle ki bazen tanıştığı iki kişiyi bir araya getirir, onların ortak yapacağı işten komisyon alırdı. Uyanık çocuktu vesselâm. Aksiyona geç diyorsunuz ama yok, yapamam. Bana göre değil bu işler, yani yapıma ters. Ben yarın bana lâzım olur düşüncesiyle arkadaşlık kuramam. 

28. GİZLİ GÜCÜN?

İkinci hoppala... Ne gizli gücü. Gücüm varsa niye gizleyeyim ki. Çaktırmayın ben aslında görünmez olabiliyorum. Çok komik.

29. SENCE 10/10 İNSAN NASIL OLMALI? OLMAZSA OLMAZLAR NELER? 

Öncelikle güvenilir olmalı, dürüst olmalı, yalan söylememeli. Çalışkan, adaletli olmalı, başkalarının hakkına göz dikmemeli. Yaptığı her harekette, aldığı her kararda kendini düşündüğü kadar diğer insanları, gelecek nesilleri düşünmeli. Yardımsever olmalı, güler yüzlü olmalı. Dertleriyle yanındakileri sıkmamalı, lüzumsuz ve boş konuşmamalı. Bilgili, kültürlü, sanatsever, eğitimli olmalı. Yaptığı işin ustası olmalı, uydur kaydır iş yapmamalı. Verdiği sözleri tutmalı, karşısındakini aptal yerine koymamalı. Mütevazı olmalı, ne oldum delisi olmamalı. Fazla hırslı olmamalı. Değişik kültürleri tanımalı, gezmeli, okumalı, dünyayı, dünyada olan biten gelişmeleri takip etmeli, çevresine bilgi saçmalı. En az bir sanat dalıyla ileri derecede haşır neşir olmalı. Karşısındaki insana saygılı duymalı, oturup kalkmasını bilmeli, başkasını rahatsız etmemeli. En az birkaç dile hakim olmalı. İlk aklıma gelenler bunlar. Liste daha da uzatılabilir sanki.

30. GENELİN KABUL ETTİĞİ AMA SENİN KABUL ETMEDİĞİN BİR KONU HAKKINDA YAZ.

Her türden dini ve milli kutsal değerler. Herhangi bir şeyin kutsallığı saçma geliyor bana. Bir takım nesnelere, ritüellere, eşyalara, değerlere tapılacak derecede saygı gösterilmesini hatta bu uğurda can verilmesini ilkellik olarak görüyorum. Kutsallık anlayışının genellikle hataların, beceriksizliklerin ve yapılan haksızlıkların örtülmesi için hakim çevrelerce kullanıldığını düşünüyorum. Sözgelimi bayrak. Neymiş bağımsızlığımızın sembolü. Aslında bir bez parçası. Sen git vatan toprağını yabancılara peşkeş çek, sonra avazın çıktığı kadar bağır bayraklar inmez, ezanlar dinmez diye. Yersen. Amerikan BOP projesi çerçevesinde hiçbir çıkarın olmadığı halde taşeronluğa soyun, Ortadoğu bataklığında bul kendini, sonra asker cenazelerinde bağır, şehitler ölmez, vatan bölünmez diye. Yersen. Başörtüm namusum de, sonra kadın Aile Bakanı çıkıp Ensar Vakfının yurtlarında tecavüze uğrayan kırk beş öğrenci için bir kereden bir şey olmaz desin. Yersen. Üzüldüğüm nokta şu; vatan nedir, vatandaşlık nedir, din nedir, dindarlık nedir, insanlara yanlış ve eksik öğretilmiş. Ahlâk ve namus anlayışı saç teline, bacak arasına sıkıştırılmış. ABD vatandaşı ben vergimi ödüyorum deyip hakkını ararken bizim ülke vatandaşları milli ve dini kutsallarla en ağır baskıların, acıların altında eziliyorlar. Daha da önemlisi bunun farkında bile değiller. 

31. MODUNU HER ZAMAN YÜKSELTEN BİR ŞEY HAKKINDA YAZ.

Ben dördüncü soruya verdiğim cevabı burada yinelemek istiyorum. Amelié ve Yann Tiersen ikilisi. Hatta aşağıya ekleyeyim de elimin altında olsun. 

Evet, bitti. Bir soruyu pas geçtim, diğerlerini tüm içtenliğimle cevapladım. Hadi siz de bu güzel challenge'a katılın, yüzleşelim kendimizle. Herkese güzel bir bayram tatili diliyorum. Masum hayvanları boğazlamayın, yazık onlara.



18 yorum:

  1. Sizi tebrik ediyorum, bunca soruya cevap vermek ve bunun ötesinde sonuna kadar okutmayı başarmak... çok alkış:) İkinci roman meselesi okuru heyecanlandırdı, altını çizmeden geçemedim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de kendime şaşırdım o kadar soruyu görünce:) Gittiği yere kadar gider dedim, bir de baktım, sonuna gelmişim. Evet, roman konusu uzun zamandır aklımda ama bir türlü elim gitmedi. Startı verdiğime göre gerisi daha kolay olacak sanırım. Teşekkürler:)

      Sil
  2. Çok güzeldi yazınız, teşekkürler. Aysun Kayacı'dan gıyabında çok çok özür diledim ben de:))) Ve 7. maddeye olduğu gibi katıldığımı beyan ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Kayacı'nın bugün hak verdiğimiz fikrine tv programına katılan Müjde Ar, Çiğdem Anad ve Pınar Kür gibi isimler popülistçe karşı çıkmış, onu ayıplamışlardı. 7. Maddeye özgürlük:))

      Sil
  3. Satır satır okuttunuz vallahi, kiminde güldüm kiminde duygulandım.. Çoğu maddeye aynı cevabı verebilirim diye düşündüm, dileklerinize katıldım. İyi bayramlar dilerim şimdiden..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Güleriz ağlanacak halimize:) Biliyorum, farklı cevap vermenizi bekleyemem sizden. Özgür düşünebilen herkesin gideceği yol, varacağı adres aynı. Ne yazık ki bazı insanlar beyinleri yorulmasın diye başkalarının düşünmesini istiyorlar kendileri yerine. Oysa birazcık akıllarını kullanmayı deneseler ne kadar aldatıldıklarını görecekler. İyi bayramlar size de ailenizle birlikte:)

      Sil
  4. Hiç sıkılmadan keyifle sonuna kadar okudum, bir kaç madde daha olsaymış keşke çok keyifliydi :) 30. katılıyorum. 19. Da yaşadığınız duyguyu derinden tanıdım, her düşündüğünüzde zamanı geriye almak isteği. Amelie müziğinin güzelliği, en sevdiğim bloglardan birisiniz, kaleminize sağlık. Ve kitabınızın diğer bölümlerini sabırsızlıkla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni mutlu ettiniz. Daha önce bazı mimlere katılmıştım ama bu epey geniş kapsamlıydı. Onca soru cevaplayabilmeyi ilk bakışta göze alamamıştım. İnsanın kendine sormadığı bazı soruları cevaplamak kendini tanımak açısından anlamlı. Önemli olan birilerine yaranmak, birilerinden çekinmek ya da kendi egolarımızı tatmin etmekten uzak durup tamamen iç sesimizi dinlemek, bir nevi kartlarımızı açıp hesaplaşmak kendimizle. Teşekkürler:)

      Sil
  5. Yazınızı severek okudum gülümsedim, cevaplar için teşekkür ederim. İyi bayramlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, iyi oldu:) Size de iyi bayramlar.

      Sil
  6. 19. soruda çok üzüldüm. Ama size bir şey diyeyim mi Mr.Kaplan, yalnız değilsiniz. Benzer bir şeyi Arya ile yaşadım ve düşündükçe hâlâ çok kızıyorum kendime. Kesinlikle nasıl görünürse görünsün karşımızdakini dinlemeden harekete geçmemeliyiz.

    23. soruda çok güldüm. Beni ailedeki herkes farklı bir hayvan ismi ile seviyor :D Anneannem "Merinos koyunum" diye severdi, dayım "Ne koyunu ya! Zürefa bu zürefa!" derdi :) Babam hâlâ "Kara yılanım" diye seviyor, esmer ve kıvrak olduğum için :D Evrim'e ve ailesine göre de "keçi"yim tabi ki inadımdan ötürü :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötü bir durum gerçekten. Arya ve sizin için de üzüldüm. Neyse ki, sizin bu durumu biraz da olsa telâfi edecek zamanınız olmuştur. Benim içimde kapanmayacak bir yara olarak kaldı.
      Soru sizin tercihiniz ne olur şeklindeydi. Merinos koyunu, zürafa, kara yılan, keçi... Oldukça geniş bir portföy oluşturmuşlar size yakınlarınız. Bana da bazen inat derler ama ben bunu kabul etmiyorum, sadece inandığım bir mevzuda taviz vermiyorum Mrs. Kedi:)) Bu arada sizin tercihiniz nick'inizden dolayı kedi olabilir diye düşünmüştüm:)))

      Sil
    2. Tam üstüne bastınız Mr. Kaplan :) Benim tercihim belli olduğu için birazcık da başkalarının yakıştırdıklarınıdan bahsettim :)

      Sil
  7. Bu kadar çok ve zor soruyu, tek bir yazıda hakkını vererek cevaplamak gerçekten büyük marifet :) Hem romanınız, hem de sigara bırakma yolunda başarılar diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin gibi bunu ben de beklemezdim kendimden. Fakat bir başladım, sonu nasıl geldi anlamadım:)) Çok teşekkürler:)

      Sil
  8. bencesi de yurtdışında gezmek en büyük keyif hayatta :) dede anneanne anın çok hoş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce parayı bulmak lâzım. Bir tabak makarnaya 500 TL ödemek incitiyor insanı. Evet, eşim bile bilmiyor bunu:)))

      Sil