
Salgın belli bir ölçüde kontrol altına alındıktan sonra sence global dünyayı ve bizi nasıl bir düzen bekliyor, ekonomide ve uluslararası düzende nasıl bir yeni düzen olur?
Görünen o ki değişen bir şey olmayacak. Bir ay önce bazı hayallerim vardı fakat havaların ısınmasıyla birlikte hepsi eridi gitti. Salgından sonra yeni bir dünya düzeni geleceğine dair beklentilerimin artık gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Fakat Covid-19 bize, insanların hem çaresizliğini hem de acımasızlığını öğretti. Bazı ülkelerde suni solunum cihazına hangi hastanın bağlanacağına karar vermek zorunda kalıp diğerini ölüme gönderen doktorların vicdan azabını, çaresizliğini hissettik yüreğimizde. Sonra dönüp okulları açalım, ölüm oranı sadece yüzde iki, ölen ölür, kalan sağlar bizimdir diyen dünya liderlerinin acımasızlığını gördük.
Ne yazık ki sağlık sektörü küresel kapitalizmin elinde. Bu bakımdan ne Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamalarına, ne de onu kendilerine rehber tutan Sağlık Bakanlığı ve tıp camiasının dediklerine kayıtsız şartsız inanasım var. Covid-19'un araştırma laboratuvarlarından bir hata sonucu insanlara musallat edildiğine dair ileri sürülen bir takım iddiaları göz ardı etmiyorum. Çok önceden beri dile getirdiğim üzere virüs ve genetik yapı arasında bir ilişkinin olabileceğine bugün daha fazla inanıyorum. Nitekim bu konuda bazı çalışmaların yapıldığını da biliyorum. Çin'de başlayan virüs salgınının ülkenin nüfusu dikkate alındığında neredeyse hiç zarar vermediği gerçeği bu düşünceyi destekleyen en büyük kanıt.
Salgın halen birçok ülkede kontrol altına alınmış görünüyor. Bütün ülkeler gerek ekonomilerini canlandırmak gerekse halkın üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla normalleşmeye pek hevesli görünüyor. Bence kademeli olarak ve süratli bir şekilde bunu yapacaklar. Şahsen ikinci ve üçüncü bir salgın olabileceğine inanmıyorum. Virüsün etkisini yitirdiğini ve yavaş yavaş sürecini tamamladığını düşünüyorum. Zira virüs kaynaklı hastalığın tedavisine yarayacak elimizde halen ne bir ilaç ne de aşı var. Bilim dünyası virüsün nasıl bulaştığını vücuda ne hasarlar verdiğini çözmüş olsa da ona karşı mücadelede hala çok geride. Yani insanlar yasakların gevşetilmesiyle birlikte yavaş yavaş kendilerini sokaklara, AVM'lere, eğlence yerlerine atacaklar. Okullar, camiler, sinema ve tiyatrolar dolacak. Ne zaman mı? En fazla üç ay sonra hepsi cayır cayır çalışacaklar. Turizm deseniz o da ağırdan başlayıp Ağustos sonuna doğru doruğa çıkacak. Peki ne olacak? Hiçbir şey, vakalar tamamen ortadan kalkmasa da günde yüzün altında gerçekleşecek. Önceleri maske, dezenfektan kullanımına sıkı sıkı uyulurken onlar da bir kenara atılacak. E durum böyle olunca eski tas eski hamam. Vahşi kapitalizm aynen devam edecek. Siyasiler birbirini suçlamaya devam edecek, yoksul halk sadakalarla ayakta kalmaya çalışacak, zengin daha zengin olacak vs. Savaşlar da aynen devam edecek. Bir farkla,
Virüs'ün insanlar üzerinde nükleer silahlardan daha etkili olduğu görüldü. Her ne kadar uluslararası anlaşmalar biyolojik silahların kullanımını insanlık suçu sayıyor olsa da, devletler bu ölümcül silahlarla oynamaya devam edecekler.
Çin virüsü yayma suçlamasıyla karşı karşıya kalacak. Devletler arasında suçlu olup olmamasından ziyade güçlü olup olmaması önemli olduğu için bu çabalar sadece batılı ülkelerin halkına şov yapmasından başka bir işe yaramayacak. Çin zaten ekonomik bakımdan gittikçe dünya lideri olmaya yürüyordu. Virüsten bağımsız olarak ekonomik dengeler yerine oturacak. Türkiye'de virüs iktidarın can simidi olacak, hükumetin bütün başarısızlıklarına gerekçe olacak. Çok değil, en geç altı ay sonra Covid-19 gündemden düşecek. Ahanda buraya yazıyorum. Virüs salgınının sürmesinden menfaati olanlar Covid-20 ya da Covid-21'i çıkarmak için aportta bekleyecekler.