KATEGORİLER

15 Temmuz 2017 Cumartesi

KİRAZ AĞACI ALTINDA HEM İŞ HEM SOHBET

13/07/2017 Perşembe, Tire

Şu bizim ekip arkadaşları iyice tembelliğe alıştırdı bizi. Öğlen sallana sallana geliyoruz. Geceleri geç döndüğümüz için bize hak veriyorlar. Onlara sonsuz güvenimiz var. Arada sakin geçen bir gün bile nefes almamıza yetiyor. Bugünün öyle bir gün olacağını tahmin ediyoruz. Ne de olsa cuma akşamı (!) Hani kutsal kitapta yazıyor ya, zinhar cuma akşamları yemeyin, içmeyin eve kapanın dua edin. Bu mudur ağır basan yoksa el alem ne der kaygısı mı? Ne olursa olsun biz de biraz dinlenmiş oluruz derken...

Yaylaya çıkar çıkmaz kalabalık bir aileyi karşılıyoruz. Ta Aydın'dan sadece bizim Taş Ev'i görmeye gelmişler yanlarındaki misafirleriyle birlikte. "Bizim damat gelmiş buraya, anlata anlata bitiremedi. Zeytinyağlılarınızın çok güzel olduğunundan bahsetti durdu." diyor emekli meslek lisesi öğretmeni beyefendi. Aman ne mutluluk... Yolu da tam çıkaramamışlar. Kaplan Köyündeki restoranlardan biri zaten kapalı. Diğerinin önüne geldikleri zaman "Yok burası değildi." demiş içlerinden biri. "Taş Ev'miş adı." 

Misafirlere sunulan mezeler çok takdir topluyor. Tabak tabak meze siparişleri veriyorlar. O kadar çok yiyorlar ki sıcaklara yer kalmıyor. Buna rağmen tatlılarımızın tadına bakmadan edemiyorlar. Dört değişik tatlı tabağı servis ediyoruz, tabaklar tertemiz geliyor geriye. Ayrılırlarken hediyelik ceviz almayı da ihmal etmiyorlar.

Hayır bugün o beklediğimiz sakin günlerden biri değil. Alışkanlıklar birer birer terk ediliyor. Gündüz saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar hiç yorulmadan koca bir gün geçiriyoruz. Zaman su gibi akıyor. Yorulmuyoruz, çünkü misafirlerimiz geliş saatlerini öyle güzel ayarlamışlar ki, hepsi bir anda gelmiyorlar. Hayır bazen öyle oluyor ki, anlaşmışlar gibi birine hoş geldiniz demeye fırsat bulamadan diğerleri geliyor. Bir de şunu gözledim: Ne zaman bilgisayarımın başına oturup bir şeyler yazmaya konsantre olsam, kapıdan Selma Hanım dışarıdan seslenir. "Osman Bey, misafir (!)"

Ekip boş durmuyor. Erik reçeli hazırlıkları tam gaz devam ediyor. Kiraz ağacının altında hem iş hem sohbet. Haber vermeden fotoğraflarını çekiyorum yukarıdan.

Aynı gün yazmayınca bu meret olmuyor işte. Tülbent telde kurumadan yazmak lazım ki, olaylar hislerinle yoğrulsun. Bugünün bir de özel konuğu var. Eşimin pek sevdiği kankasının kızı... Onu bugün davet etmesinin nedeni perşembe günlerinin diğer günlere göre daha sakin olması. Ayağı uğurlu geliyor teyzesine. Misafirlerle ağırlıklı olarak ben ilgileniyorum onları baş başa bırakmak için. Yine de zaman zaman dayanamayan eşim koşuyor yardımıma. Güzel kızımız çok beğeniyor Taş Ev'imizi, yemeklerimizi. Verandayı, manzarayı videoya çekip paylaşıyor. Harika bir iş çıkarıyor, "Bunu facebook reklamlarında kullanayım." diyorum.  


2 yorum:

  1. Cuma'nın salıdan ne farkı var ki; iş şekilciliğe dökülünce insanlar camide toplanır, birbiriyle hem hal olmaz, dertleşmez, aman selam verirsem hal hatır sorarım, bir sıkıntısını anlatır ben de duyarsızım canım sıkılır konumlarına giriliyor. Cumanın mübarek olması için, insanlar birbirinin eksiğini tamamlayacak, sıkıntılarını giderecek, birbirinin yarasına merhem olacaktır. Bu aynı zamanda insanlığın gereğidir. Durum böyle işlemiyor. Adet yerini bulsun kabilinden cumaları camiye gidilir hutbe dinlenir herkes çıkar çıkmaz dağılır. Oysa Cuma toplanmak demek. Cem olmak. Niye Cem olalım ki durup dururken!.. Velhasıl hurafeler ve ruhbanlık cehaleti körüklüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda hemfikir olduğumuza sevindim. Yaptığımız her amelin bir sebebi olmalı. Bir işi ne olduğunu anlamadan yapıyorsak sesimizi taklit eden papağandan ne farkımız kalır. Cuma gününün anlamını ne güzel anlatmışsınız. Yüz Müslümana sorsak kaçı bilir bu dediklerinizi. Hadi Cumanın Cem etmek, yani toplanmak demek olduğunu bildi. Yeter mi? Yetmez. Belirttiğiniz gibi niye toplanılıyor? Amaç ne? Yardımlaşma mı? Dara düşen kardeşlerine bir el mi uzatılacak? Hastası mı var ilaç almaya parası yetişmeyen? Zeki çocuklar mı var okutulacak? İşsiz kalıp evini geçindirmekte zorlanan mı var kardeşleri arasında? Bu liste uzar gider...

      Peki ne var camilerde? Neredeyse cemaatin tamamına yakınının anlamadığı bir dilde okunan dualardan, iktidarın talebi doğrultusunda yönlendirilen cuma hutbelerinden, komşusu ayıplamasın diye abdestsiz cumaya koşan insanlardan başka ne var?

      Bazı değerler anlamını yitirdikçe etkisini kaybediyor. Buyurduğunuz üzere cumalar işlevsiz bırakılmış, sadece şekilsel kalmış. Oysa bu cem olayını gavur almış, çağa uydurmuş, Lion, Rotary benzeri sosyal kulüpler kurmuş. Üyeler hem kadın, erkek, çocuk demeden her fırsatta aileleriyle bir araya geliyor, zor durumdaki arkadaşlarına destek çıkıyor, hem de örneğin bir köye gidip diş hekimi olan bir üye önderliğinde ahaliyi diş sağlığı taramasından geçiriyor, diş bakımı hakkında bilinçlendiriyor. Ya da yoksul kişilere yardım ediyor. Bu tür sosyal faaliyetlerin reklamını da yapmıyorlar üstelik. Varlıklı, saygın konumda bu dernek üyeleri dünyanın neresinden olurlarsa olsun birbirini her zaman kardeş olarak görüp kaynaşıyorlar, destekliyorlar. Şekilcilik sadece amblemlerinde kalmış. İşte onlar gerçek cemi yapıyorlar, dini alet etmeden, belki de yaratıcının emirleri doğrultusunda...

      Sil