KATEGORİLER

23 Temmuz 2017 Pazar

KULE

22/07/2017 Cumartesi, Tire

Güzel bir hafta sonuna giriyoruz. Sıcak günlerden biri daha. Yeni giydiğim tişört terden sırılsıklam olmuş. Hemen duşa girip üstümü değiştiriyorum. Duştan çıkar çıkmaz iki gün önce Ödemiş'ten gelen misafirlerimizi karşılıyoruz. İki yaşlarındaki tombik kızları Cemre terliklerini atmış, karınca kararınca yardım ediyor bana. Ayağı çıplak dolaşmayı çok severmiş (!) Bir bakıyorum veranda kapısından içeri girmiş, güçlükle uzandığı tezgaha bırakıyor elindeki bardağı. Büyük iş yapmanın gururuyla gözlerini süzerken sessizce masalarına dönüyor. Bir müddet sonra elinde bir tabak aynı hareketleri tekrarlıyor. O yumuk ellerinde acemice tuttuğu tabağı şimdi düşürecek diye izliyorum uzaktan. Ama o hiçbir şey kırmadan defalarca geliyor, gidiyor. Selma Hanım'ın bahçe meyvelerinden hazırladığı meyve tabağından en güzel kayısıyı seçip götürüyorum ona. Çekinmeden alıyor elimden.

Ömer Bey arıyor akşama doğru. Yanındaki genç arkadaşıyla Taş Ev'i konu alan bir tanıtım filmi çekmeyi öneriyor. Davet ediyorum onları. Telefon kapandıktan sonra "Yoksa salı günü mü yapsaydık bu görüşmeyi." diye aklımdan geçiyor. Zira onların geleceği saatlerde yoğunluk artıyor. Düşündüğüm gibi onların gelişleriyle birlikte üç masa misafir aynı anda giriyorlar bahçeye. Ömer'in arkadaşı Sinema ve TV bölümü mezunu, kısa metrajlı film yarışmalarında dereceleri var. Gösterdiği örnek tanıtım filmleri etkileyici ama benim nazarımda Amélie filminin müziklerini yapan Yann Tiersen'in en güzel bölümlerinden birini fon müziği olarak kullandığı tanıtım filmi bir adım öne çıkıyor. Anlaşmak için tek şartımı söylüyorum. Bizim tanıtım filminin fon müzikleri de aynısı olacak. Anlaşıyoruz, hemen start veriyorlar çalışmaya. 

Gecenin en etkileyici misafirleri müstesna kişilikler, baba dostları. Eskilerin "Kule" ismini verdikleri bu taş evde "Nice güzel anları paylaştığım babanızı hatırlar, bunu kaldıramam." demiş, davetli olduğu açılışımızdan affını istemişti. Onca zaman geçtikten sonra bu sefer oğlu Murat'ı kıramıyor, eşiyle birlikte konuğumuz oluyor. Rahmetli babamızı konuşuyoruz zaman zaman takıldığımız masalarına. O zamanlar "Bizim masamıza oturabilmek için aramızdan en az birinin icazeti gerekirdi." diyor. Eşinin konuşması, tavırları, zarafeti Taş Ev'de eski bir İstanbul havası estiriyor. Murat Bey'le ikinci karşılaşmamız olmasına rağmen samimi tavırları ortamı ısıtıyor. "Evimizde gibiyiz." diyorlar. Necmettin Ağabey rakısını yudumlarken gözleri dalıyor. "Hatırlar mısınız, Kaplan Köyünde Turgut Baba'ya ziyaretimizi?" diye soruyorum. Çoktan hakkın rahmetine kavuşmuş Turgut Baba'nın kapısının önündeki küçük verandada okunan şiirleri, anlatılan öyküleri ve merakla dinlediğim sohbetleri anımsıyorum. Rakı eşliğinde imece usulü toplanan erzak babanın evinde özenle hazırlanır, pişirilir, sofraya getirilirdi. Herkes dozunda içer oturduğu gibi kalkardı. Bir kez katıldığım bu sohbet yemeğinden kısa süre sonra Turgut Baba'nın vefatını öğrendim. Hiç kimseye zararı olmayan, görgüsünü bilgisini cömertçe paylaşan bu güzel insanları arıyorum.

Bahçenin en son masasında gençler bira içiyor. "Size bir şey sorabilir miyiz?" diyor içlerinden biri. "Bir daha ki sefer geldiğimizde birkaç arkadaşımız enstrümanlarıyla müzik yapabilirler mi burada?" Diğer masaları rahatsız etmeyeceklerse neden olmasın. Zaten uzun zamandır bahçede bu tür bir aktivitenin nasıl olabileceğini düşünüyordum. "Eğer misafirlerimiz rahatsız olmayacaksa, olabilir." cevabını veriyorum. Taş Ev'in genç misafirleri eğlenmeyi, yaş almış misafirleri kafalarını dinlemeyi seviyor. Yaşını almış gençler olan bizler onlarla birlikte hem eğlenmeyi hem kafamızı dinlemeyi seviyoruz. 

8 yorum:

  1. Tire İzmir'e geldiğimiz zamanlarda, haftasonu kaçamağı yapmak için harika ilçe idi. Kaplan dağı, harika bir doğal güzellik, yeşilin her tonu. Tire, tarihi sokaklar. Tarihi çınar ağaçları. Yeşil sokaklar. Küçük bursa bir nevi, ve insanı güzel, hem huy, hem tip olarak. En çok insanını sevdim oranın. Yerli turist olarak çok beğendim. Eminim içinde yaşamak daha da güzeldir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bu kadar yoğun yeşillik az yerde var. Aslında bir el atılsa daha çok şeyler yapılır burada. Mesela tam teleferik kurulacak bir konuma sahibiz. Yaşamak güzel bu doğal ortamda. Havası, suyu ve sağlıklı organik gıdalarıyla her şey çok güzel.

      Sil
  2. o lala güzel hayat yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat fevkaladenin fevkınde:) O ma mı?:)

      Sil
  3. "Görgüsünü, bilgisini cömertçe paylaşan bu güzel insanları arıyorum."
    Bu sözünüzün içeriğinde ne çok şey var.
    Bu kadar tutulan bir yer belki bir gün lokanta+motel tarzında çalışabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, özlemle arıyoruz o güzel insanları.
      Doğrusunu söylemek gerekirse konaklama hususunda pek çok misafir aynı şeyi söylüyor. Şu an için erken kanımca. Restoran olarak daha gideceğimiz çok yol var.
      Teşekkür ederim:)

      Sil
  4. Ne güzel , biz şehrin koşuşturmacasinda yipraniyoruz. Boyle bir hayat hayalim. Uzun yıllar keyifle yaşarsınız inşallah
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şehirden uzaklaşmak, kendini doğanın içine bırakmak güzel elbette. Size çok daha güzelleri nasip olur inşallah. Teşekkürler:)

      Sil