KATEGORİLER

4 Temmuz 2017 Salı

LİMONATA GİBİ HAVA

03/07/2017 Pazartesi, Tire

Kavurucu sıcaklar sona erdi. Yaylaya çıkarken zeytinliğe uğruyorum. İki sene önce diktiğimiz fidanların bir kısmı kurumuş. Kendini kurtaranlar da var aralarında. Her taraf yabani otlarla sarılmış. Geçen sene epey meyvesini topladığımız iki armut ağacını arıyorum. Zor olmuyor onları bulmam. Ne yazık ki üzerinde sadece on on beş meyve kalmış. Çoğunu kuşlar yemiş gerisini bahçeden geçenler. Armut toplamak kolay. Sapı dalından hemen ayrılıyor, vişne gibi insanın tırnaklarını sökmüyor. Komşumuz Nihat Dayı birkaç kasa armut toplamış pazara hazırlıyor. Arabayı durdurup hal hatır soruyorum. O da kasadan iki armut alıp bana uzatıyor.

Avluda güzel bir esinti var. Tam keyif yapılacak bir hava. Motosikletli bir genç geliyor. Pos makinesi arızasından dolayı hesabı ödeyemediğinden üşenmemiş borcunu hemen getirmiş. O kadar yolu sadece bunun için gelmesi üzüyor beni. Çay kahve ikram etmek istiyorum, işi olduğunu söyleyip ayrılıyor.

Kışın gündüz saatleri genel olarak sakin geçiyordu. Taş Ev'de ilk yazımızı yaşıyoruz. Havaların ısınmasıyla beraber misafirler artık daha erken saatlerde gelmeye başladılar. Pazar tatil günü olduğu için pazartesi günleri bazen durgun geçiyor. Bununla birlikte kesin bir genelleme yapmak doğru değil. Hiç ummadığımız bir anda sanki anlaşmışlar gibi bahçe arabalarla doluyor. Uzun bir aradan sonra bugünü sakin geçiriyoruz. Böylelikle biriken günlüklerimi yazmama fırsat doğuyor. 

Şehre dönüp derin bir nefes alıyorum. Gerçekten hava limonata kıvamında. Akşam üzeri şefimiz güzel bir masa hazırlıyor. Terzi söküğünü dikemez hesabı mezeleri tatma fırsatı bulamıyordum. E, bu kadar mezeyi karşımda görünce canım yanında soğuk bir bira çekiyor. Şefim ağzımdan çıkar çıkmaz buz gibi birayı masaya koyuyor. Ne yazık ki eşim yanımda değil. Onun şanssızlığı mı desem, böyle bir fırsat yakalayamıyoruz. Bir bakıma onun da kabahati var bunda. Mesela o burada olsaydı, illa ki mutfakta bir şeyler deniyor olurdu. Mezelerin hepsi benden on numara alıyor. Şefin sikordaki adlı mezesi gerçekten beğenildiği kadar var. Kiraz ağacının altındaki masadan kalkar kalkmaz yakın bir dostumu karşılıyorum. Güneş batarken sevgili oğluyla birlikte rakılarını yudumluyorlar. Hafiften esen rüzgar tenimizi tatlı tatlı okşarken durgun havalarda ara sıra ortaya çıkan sivrisinekleri de uzaklaştırıyor.

Venüs'ün keyfi yerinde. Misafirler biraz ilgi gösterdiğinde şımarıyor. Kulübesine kapatmak ona eziyet olacağından mecburen bir ağaca bağlayacağız bundan sonra.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder