KATEGORİLER

23 Aralık 2020 Çarşamba

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 70


Sevgili DeepTone tarafından organize edilen Ağaç Ev Sohbetlerinin 70. Hafta konusunu sevgili Andromeda belirlemiş. 

"Konu ne olursa olsun, kişi ve nesnelere ikinci şans verilmeli mi?"

İşin doğrusu nesnelere ikinci şans nasıl verilir konusuna takıldığımı Andromeda'nın konuyla ilgili yazısına yapmış olduğum yorumda belirtmiştim. Sağ olsun, soruma cevap vermiş ve "Bir ürün aldınız ama memnun kalmadınız. Aynı ürüne ve markaya ikinci bir şans verir misiniz?" diyerek konuya açıklık getirmiş. Doğal olarak konu Deep, yazısında her zamanki neşeli üslubunu kullanarak nesnelerle olan diyalogunu anlatmış. 

Önce nesne tanımındaki "eşya" yı ele almak eğlenceli bir başlangıç olabilir. Evet, yanlışlıkla elimdeki bardağı düşürürsem, bardak kırılır. O kırıldığı için ben de ona kırılırım. Fakat zamanı geri alamadığım için istesem de ona ikinci bir şans veremem. Bunama yaşına gelen bilgisayarım kafayı yer bazen. "Ön bellek bekleniyor" diye bir bilgi çıkar ekranın alt çubuğunda. Bekle bekle bir şey değişmez, ekran donar, sinir olurum. En sonunda kapatır, yeniden başlatırım. Fakat yine aynı numarayı çeker. Yine kapatır açarım. Bu kez düzelir. Yeni bilgisayar alana kadar elimdeki emektara sadece iki defa değil, son nefesini verene kadar şans veririm. 

Gelelim marka ve ürün konusunda ikinci şans verme durumuna: Ünlü markalar, elde ettikleri başarıyı sürdürebilmeleri için kalitelerinden, satış sonrası hizmetlerinden taviz vermezler. Bu yüzden emsallerine göre ürünlerini biraz daha pahalı satmalarını son derece doğal karşılıyorum. Ancak pek çoğu aşırı talebe bağlı olarak ipin ucunu kaçırır ve ürünlerinden ziyade markalarını satmaya başlarlar. Bu yüzden daha az tanınmış markaları denemek isteriz. Bazen hiç umulmadık fiyata kaliteli ürün bulmak mümkündür. Fakat genellikle ucuza aldığımız üründe aradığımızı bulamayız. Ya işlevsel değildir, ya parçası yoktur ya da satıştan sonraki servisi iyi değildir. Bu durumda aynı markanın ürününe ikinci bir şans vermek parayı sokağa atmak demektir bana göre. Sadece beyaz eşya ya da elektrikli ev aletleri değil, giyim eşyası, marketten, tatlıcıdan ya da hırdavatçıdan aldığımız herhangi bir ürün olabilir bu. Tek ürün satan bir dükkan size kötü bir ürün verirse o esnaftan bir daha alışveriş etmeyiz. Diğer taraftan Migros gibi yerlerde alternatif ürünler mevcut olduğu için diğer bir markayı deneriz. Yani marka ve ürün konusunda benim kararım net, ikinci şansları yok maalesef.

İnsan ilişkilerine gelince durum biraz karışık. Eğer karşımdaki insanın yalan söylediğini fark edersem benim için o bitmiştir. Mecbur olmadıkça ilişkimi keserim. Mecbur olmadıkça diyorum, çünkü bazen mecbur kalıyor insan. Özellikle evde tamirat işi olduğunda işini son derece iyi yapan bir usta bulduk diyelim. Adam sürekli oyalıyor, yarın geleceğim diyor yok, yarından sonra diyor yine yok. Onunla iş yapmak bir ölüm. Ama bildiğin diğer ustalar da biliyorsun ki eline yüzüne bulaştıracak. O zaman bile bile gidip işi ona yaptırmak zorunda kalıyoruz.

Askerliğimi yaparken başıma bir olay gelmişti. O olaydan sonra her ne olursa olsun karşı tarafı dinlemenin önemini anlamıştım. Ön yargılı olmadan kişiyi değerlendiririm, eğer beni bir kez daha zor durumda bırakacak bir davranış içerisine girmeyeceğine ikna olursam ona ikinci bir şans verebilirim. Fakat söz konusu davranışının onun bir karakteri olduğunu düşünürsem, imkanım varsa arkamı döner giderim. Eğer yoksa ondan uzak durmaya çalışırım. Özetle, her olayı ayrı değerlendirir, karşımdaki insana ikinci bir şans verilip verilmeyeceğine karar veririm.  

AĞAÇ EV SOHBETLERİ GEÇMİŞ HAFTALARIN KONU BAŞLIKLARI İÇİN BKZ  

23 yorum:

  1. Evet o askerlikteki olay çok fenaydı, size ders olmuş, biz okuyuculara da ders niteliğindeydi. Galiba aynı şeyleri düşünüyoruz, sanırım yaş aldıkça yaşadığı öz olaylar bizi aynı noktalara taşıyor İnsan olarak 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ‘Yaşadığımız olaylar ‘ olacaktı o kısım. Otomatik düzeltmenin azizliği, kusura bakmayın 🤗

      Sil
    2. Bravo, olayı hatırlıyorsunuz:) Asla unutamayacağım ders niteliğinde bir olaydı o. Düşündükçe canım acıyor. Rica ederim, yazı yazarken elimden geldiğince düzgün yazmaya çalışıyorum ama yorumlarda dikkatimden kaçan şeyler bende de oluyor. Çünkü yazdığım yorumları çoğunlukla okumadan yayınlayıveriyorum:)

      Sil
  2. Her "şey" ve "zat" duruma göre ikinci bir şansı hak ediyor sanki. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette kişinin takdirine kalmış. Ben ciddi anlamda bugüne kadar hiç kazık yemedim diyemem ama büyük konuşmayayım, kolay kolay da aldanmam. İkinci şans elbette verilebilir ama olumsuz bir neticeye vardığında kendimi aptal yerine konulmuş hissederim, işte bu duygu beni incitir:)

      Sil
  3. Tersinden bakarsak peki: Ya bize ikinci sanş verilmezse? Ne düşünür, ne yaparız? İkinci şans hepimize gerekebilir:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir kontra soru:) O zaman biz şansımıza küseriz:) Şaka bir yana, bize ikinci şans verilmediğinde bu bizim kulağımıza küpe olur. Karşımıza çıkan fırsatların kıymetini biliriz onları elimizden kaçırmamaya çalışırız. Bu aynı zamanda bizim karakterimizi de olumlu yönde etkiler. Doğru, ikinci şansı hepimiz isteriz. Fakat ikinci şans hiçbirimizin cebinde keklik değildir sanırım:)

      Sil
  4. O ustada onu bildiği için bu yaptığını yapıyor olabilir diye düşünüyorum. Yani eli mahkum benden iyisi mi bulacak diye kendini ağırdan satıyordur belki.
    Kirilan bardak olayına da insan olarak baktım nedense şu an. Kimse onu geri getiremez. Ne o ne bir başkası. Ikinci şans böyle son buluyor galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Biliyor ki, ikinci, üçüncü şans kendisine verilecek. Bu iyi bir davranış biçimi değil kesinlikle. Çünkü iyi bir usta bulunursa, artık ona yeni bir şans verilmeyecektir. Çoğu zaman farklı kararlar veririz. Sonuç olumsuz olduğunda keşke diğer yolu deneseydik deriz. Fakat böyle bir şansımız olmaz çoğunlukla. Bu yüzden ikinci bir şans verileceğini düşünerek hareket etmek yanıltıcı olabilir. Bir nevi doğanın kanunudur bu. Zamanı geçmiştir en azından. Ben de doğa kanuna ters bir tavır alamam:)

      Sil
  5. Selam..:):)bende yazıcam az sonrada bişey farkettim yazı üslubunuz gitgide değişmeye başladı sanki :);) oldukça eğlenceli bir yazı olmuş..:)görüşmek üzere..heee bi de emektarlara her zaman şans verin..pc için diyorum..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke biraz değiştirebilsem:) Deeptone'un gözlüğünü takıyorum arada bazen, iyi oluyor:))
      Teşekkürler. Biraz işim vardı blog ziyaretlerini aksattım, biliyorum ama bugün öncelikle Ağaç Ev Sohbetlerinden başlayarak telafi etmeye çalışacağım:) PC konusunda, evet ona sonsuz şans vermek durumundayım, en azından belli bir süre daha:)

      Sil
  6. heey haftasonu kitap yazımda ilgini çekecek bir kitap vardıııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep, işlerimden dolayı bakamadım, bakarım birazdan, sağ ol:)

      Sil
  7. Bilgisayarla ilgili yazdıklarınıza gülümseyerek katılıyorum. Neresinden tutsam elimde kalan bilgisayarımı tamire gönderdim, servise 1500 TL ödedik çünkü yenisini almaya kalksak muadili en az 6000-7000!!! Bazen eldekine ikinci bir şans vermek lazım :))) İnsan konusunda ise işin içinde art niyet yoksa ve karşı taraf zaten mahcup olduysa ikinci şans vermek değil konusunu bile açmam mevzunun. Hiçbir şey olmamış gibi devam ederiz :) Ama bilinçli ve art niyetle yapılan şeyleri de görmezden gelip ikinci bir şans vermek mantıklı değil bence. Bile isteye yapan yine yapar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla benimki canavar:) Sadece içine çok toz alıyor, bu yüzden ısınıyor. Son olarak 100 TL verdim, temizlendi. Doğru diyorsunuz, her olay ayrı değerlendirilmeli. Söz verdi, randevusuna gecikti. Bu yüzden ikinci bir şans vermeyecek değiliz. Ha bu sefer biliriz ki, o zat-ı muhterem randevularına sadık değil, bunu bilerek davranırsınız. Ama bana bilerek yalan söyledi, aldattı, güvenimi suiistimal etti, o zaman benim için yok hükmündedir:) Aynen.

      Sil
  8. Bilgisayarların açıp kapatınca düzelmeyecek hiçbir sorunları yokmuş gibi geliyor bazen.
    İnsanlar konusunda da dinleyip ona göre değerlendirip karar vermek en mantıklı yol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ara sıra inatları tutuyor ama yine de çok ortak zaman geçirdik, insan ister istemez biraz nazını çekiyor. Her olay ayrı değerlendirilmeli. İyice dinlenmeli ve yanlış anlamaları ortadan kaldırmak gerek. Böyle olunca duruma göre karar vermek en doğrusu:)

      Sil
    2. Onlarıdamı açıp kapasak acep bi restart yapsak düzelir mi ki:):)

      Sil
    3. Yok o biraz zor bence:))))

      Sil
  9. napcan bilgisayarı laptop kullanmak daha kolaaay :)

    YanıtlaSil
  10. Yine de karşılaşılan nahoş durumlar için tedbirli olmakta fayda var. Aksi takdirde en çok kendimize kızarız:)

    YanıtlaSil
  11. Hak ettiğine hak ettiği kadar değer vermek gerekse de gerçek hayat pek öyle net olmuyor. İki uca da esnenebiliyor:)

    YanıtlaSil