KATEGORİLER

10 Nisan 2021 Cumartesi

ZAMAN

Nedir zaman? Olayların oluş ve akış sıralamasını belirleyen bir kavram mı? Bazı şeyleri tersinden değerlendirmek farklı kapılar açıyor zihnimde. Zamanın hareketli, akan özelliğe sahip, ölçülebilen bir varlık olduğuna dair bir algıya sahibiz. Geçmiş, şimdiki ve gelecek olarak üç evreye ayırdığımız zamanın aslında sonsuz uzunluğa sahip sabit bir çizgi olduğunu ve yaşamların bu çizginin belli yerlerinde görünüp kaybolduklarını düşünemez miyiz? Zamanı podyuma, yaşamları ise podyumda boy gösteren mankenlere benzetiyorum. Elbette, bu defilenin bir ya da birden fazla izleyicisinin olması olasılık dahilinde ama şimdi o konuya girmeyeyim.

Sonsuzluk... İnsanoğlunun algılayamadığı bir ölçü. Sonsuzluk gibi zaman da izafi bir kavram olarak, akıp akmadığı, hangi yönde aktığı fiziğin en tartışmalı konularından biri. Kuantum fiziğine dalıp kafamı karıştırmaksızın algılarımı tersine çevirip zamanı sabitlediğim takdirde yaşamın nasıl şekilleneceğini merak ediyorum. 

İngiliz idealist düşünür John Ellis Mc Taggart (1866-1925), zamansal bakımdan olayları iki farklı biçimde sınıflandırmış. Zamanın A serisi, yani Kipli Zaman Teorisi, geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman kiplerine dayanıyor. Zamanın bir yöne aktığını, değiştiğini, eğer değişim olmazsa zamanın var olamayacağını ileri süren bu görüş, dinamik yapısıyla sezgilerimizle bir hayli uyuşmakta. Mc Taggart'a göre kipler birbirini dışlayan uyumsuz nitelikler. Eğer olaylar zaman içinde geçmiş, şimdi ve gelecek arasında hareket ediyorsa zaman içerisindeki her şeyin bu kiplerde bulunması gerekir. Oysa bir olayın aynı anda iki kipte yer alması mümkün değildir. Bu yüzden hareket halinde olan "şimdi" nin varlığı çelişki doğurmakta ve zamanın gerçek dışı bir kavram olduğu sonucunu getirmektedir.   

Ama benim üzerinde durduğum zamanın B serisi; Kipsiz Zaman Teorisi, kiplerin gerçek olmadığı, statik-durağan durum. Bu teoride kipler değil, öncelik, eş zamanlılık ve sonralık gibi sabit zamansal ilişkiler. Zaman kipleri dış dünyadaki gerçeklikte karşılığı olmayan, yalnızca insan zihninde yer alan yapılar. A teorisi sadece düşünebilen canlıların olduğu bir dünyada varken B teorisi, görelilik kuramına uyumlu ve bütün evren için geçerlidir.     

Newton, iki olay arasındaki zaman aralığının nesnel bir şekilde (gözlemciden bağımsız olarak) ölçülebileceğini iddia etmişti zamanında. Einstein'ın görelilik kuramı ise, iki olay ya da iki nokta arasındaki zaman aralığının bir referans noktası ve koordinat sistemi seçilmeksizin ölçülemez olduğunu ortaya koymuştur. Bilindiği üzere görelilik kuramının öngördüğü gibi hız arttıkça zaman yavaşlamaktadır. Örneğin ışık hızına yakın hareket eden bir uzay gemisi içinde 25 yıl süreyle bir uzay yolculuğuna çıkmış mürettebat, dünyaya döndüğünde bütün tanıdıklarının öldüğünü, dünyada geçen zaman karşılığının 100 yıl olduğunu görecektir. Bu basit örnek zamanın nesnelliğini ortadan kaldırmakta. Mutlak bir zaman tanımı olmadığı için mürettebatın mı yoksa dünyadaki insanların mı saatlerinin doğruyu gösterdikleri sorgulanamamaktadır. Bu sonucun da zamanın B serisini desteklediği görülmekte. Böylece kipler nesnel bir gerçeklik değil, dilsel ifadelerde anlam bulan bir yapıya indirgenmektedir.     

Zamanın gerçek olmadığı fikri sezgilerimize aykırı. Kibirli bir canlı olan insan, kainatın öznesi olduğu yanılgısı içinde. Bu yüzden zaman denilen kavramı yaşamının önünden geçiriyor. Zamanın sabit olabileceğini, evrendeki diğer varlıklarla birlikte zamanın önünden geçip gitme ihtimalini aklına getirmiyor.

Zamanı sabit ve sonsuz bir çizgi ya da yol olduğunu düşünelim. Mekan ve varlıklar o yolun herhangi bir yerinde ortaya çıkıyor, yol boyunca değişiyor ve ömrünü tamamladıktan sonra yolun bir yerinde yok oluyor. O yok oluş, ayrı bir doğuşa mı sebep oluyor bilinmez. Bu da ayrı bir konu. Fakat yolculuk yaptığımızın sürenin gerçekliği söz konusu değil. Önemli olan kat ettiğimiz yol. Görelilik kuralı gereği her canlının bu yolculuğu ne kadar bir süre içinde tamamladığı standart bir şekilde ölçülemez. Bir başka deyişle insanın yaşı ve kaç yıl yaşadığı sadece birer yanılsamadır. Gerçek olan zaman yolunda ne kadar süre zaman harcadığıdır. Bu süre herkes için ay ya da yıl bazında ölçülemez. Biri zaman yolculuğunu 35 yılda tamamlarken diğeri 80 yılda aynı noktaya gelebilir. Oysa gerçek zaman dilimi yani zaman yolunda kat edilen mesafe her iki durumda birbirinin aynı olabilir. Bazen zamanın ne kadar çabuk akıp gittiği ya da geçmek bilmediği hissine kapılırız. Bu sadece bir histir. Gerçek olan sadece yaşadığımız an ve zaman yolunda hızlanıp yavaşladığımızdır. Zaman yolunda daha önce yaşadıklarımızın bir kısmı birer anı olarak kalır hafızalarımızda. Yolda mola verip yemek yediğimiz bir lokantayı hatırladığımız bir "önce" liktir geçmiş. Gelecek ise bilemediğimiz acı ve tatlı sürprizlerle dolu. Yaşam yolculuğuna ilk kez çıkıyoruz muhtemelen, daha önce çıkmış olsak bile farklı mekanlardan geçiyoruz. Nerede viraj var, nerede bayır bilmiyoruz. 

Zaman geçmiyor, akmıyor hayatımızdan. Biz geçiyoruz zamanın içinden.

Zaman öldürülecek ya da kazanılacak bir şey değil. Eğer dikkat etmezsek o bizi öldürür, bazen de kazanır bizi zaman.

Zamanım yok demek doğru değil. Çünkü zamanın sahibi değiliz, biz ona tabiyiz.

Hayatımızdaki en acımasız şey zaman değildir. Zamanın suçu yok, o olduğu yerde duruyor, acımasız olan kendimiz ve çevremiz. Zaman bir yere gitmez, biz gideriz hep ileri, geri dönmeyi henüz bilmiyoruz, şimdilik...

"Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkesin içinde başka türlü ilerler." (Murathan Mungan) Oysa gerçek, herkesin zamanın içinde başka türlü ilerlediğidir. 

"Geçmiş veya gelecek yoktur. Sonsuz bir "şimdi" vardır." (Cowley) Geçmişin ve geleceğin gerçek olmadığı aşikar ancak tek gerçek olan "şimdi" nin sonsuz olduğunu söylemek için zaman yolunda durmamız lâzım.

"Zamanın kime dost kime düşman olacağı bilinmez." (Shakespeare)

"Uzun yaşamışsın derler bana, bilmezler seni uzun beklediğimi." (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

"Siz zamanınızı kaybetmiyorsunuz, zaman sizi kaybediyor." (Moliere) 

"Zaman su gibi akıp gidiyor derler, halbuki zaman değil biz geçip gidiyoruz." (Weber) 

"Dinleyin beni. Öncelikle, geçen şey zaman değil, biziz." (Geza Csath)

12 yorum:

  1. Geçmişte ve gelecekte takılı kalmadan, anı yaşamayı
    Ve yine yaşadığı anın kıymetini bilenlerdir zamanın ne olduğunu kavrayanlar.
    Bunu pek azımız başarabiliyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğim teoriye göre gerçek olan sadece şimdi. Gelecek ve geçmiş sadece birer illüzyon. Ancak anı yaşamak, onun kıymetini bilmek ne anlama geliyor gerçekten bilmiyorum. Anlık bir mutluluk kırpıntısından başka bir şey değil, sonunda gideceğimiz yer belli. Orası ise tam bir muamma...

      Sil
  2. Faydalı ve ilgi çekici bir yazı olmuş. Zamanı tanımlamak güç gerçekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen hayal ve gerçeği ayırmak hayli zor geliyor bana. Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...

      Sil
  3. farklı bakış açılarını yansıtan bir yazı olmuş tebrikler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bu dediğiniz. Farklı açılardan bakıyoruz hayata. Kimimiz hayali gerçek, kimimiz gerçeği hayal sanıyor. Teşekkür ederim:)

      Sil
  4. En nihayetinde her şey beyinlerimizde bitiyor sanki:-) Bedensel ölümle ilgili, ruh denilen kavram ile ilgili de bir yazı kaleme alsanız keşke:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum. Kalbiyle düşünenlerin de olduğunu biliyorum sadece:) Önerdiğiniz konu güzel, elbette ölüme dair bir şey söyleyemem ama hayallerimizde sınır yok:)

      Sil
  5. Bu yazı Esther’e bağlanacak gibi bir his geldi bana :) Zaman konusunda aklım karışık. Keyifler hızlı, cefalar yavaş geçiyor bildiğim tek doğru o..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok hayır, Esther'den bağımsız aklıma takılan bir konu bu zaman olgusu:) Yazının mantığı da bilim de aynı şeyi söylüyor zaten. Zaman bir yol, bir tünel, hepimiz onun içinden geçiyoruz. Geçen zaman değil bazen biz fazlaca oyalanıyoruz o yolda bazen çabucak geçiyoruz üzerinden. Burada bir paradoks var gibi yalnız. İnsanlar cefa çekmeye daha fazla mı meyilli? Kaos teorisini hatırlatıyor bana bu konu.

      Sil
  6. yaşama sevinci, heyecanı olsun da zaman olsun olmasın napalım, bizi aşar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman yolunda canımızı sıkacak semtlerden uzak durup çiçekli bahçeler arasında güle oynaya sürdürmek lazım hayat yolculuğunu:)

      Sil