KATEGORİLER

Gezi (27) Günce (613) Kitaplarım (188) ÖYKÜ (122) Sohbet (283) ŞİİR (3)

24 Eylül 2019 Salı

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #04



Sevgili Taha Akkurt ile Edischar tarafından başlatılan, sevdiğim ve heyecanla takip ettiğim güzel bir etkinlik olan "Ağaç Ev Sohbetleri"nde dördüncü haftaya girmiş bulunuyoruz. Bu hafta boyunca önerdiğim konu üzerinde tartışılmasını uygun bulan arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ederim. 

Pek çoğumuzun bildiği üzere üçüncü hafta Ağaç Ev Sohbetlerinde yaşadığımız yerleri tartışmıştık. Taha Akkurt bu konuya ilişkin görüşlerini paylaşan arkadaşlarımızın listesini arşiv sayfasına aktarmak suretiyle onları kolaylıkla ulaşılabilir hale getirmiş. Bkz "Ağaç Ev Sohbetleri #03".  

Evet bu hafta aslında basit gibi görünen ancak insanın üzerinde epey kafa yorması gereken bir konuyu tartışıyoruz. Soru şu:


Özgür olduğunuzu düşünüyor musunuz? Özgürlük sizin için ne anlam ifade ediyor? Size göre özgür olmanın sınırı nedir?

Öylesine tartışmalı bir sözcüktür ki "özgürlük", onun üstüne ne yazarsak yazalım geride yazmadığımız bir şeyler kalacaktır mutlaka. Sözlük anlamı; "herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti" şeklinde açıklanmakta. Bir çok filozof, düşünür, yazar çizer takımının merakını cezbeden bu konu üzerinde heprkes ayrı ayrı ahkam kesmiş. Fazla derine dalmadan sığ sularda dolaşalım biz de biraz. 

Özgür olduğumu düşünmüyorum. Aklı başında hiçbir insan evladının özgür olduğunu düşünmediğim gibi. Ne her düşündüğümü söyleyebilirim ne de her istediğimi yapabilirim. İyice delirmesi lazım insanın, her istediğini yapabilmesi için. Olaylara bizlerden tamamen farklı pencerelerden bakan bir delinin her düşündüğünü söyleme hakkı vardır ancak. O halde özgürlük, toplum ve yasaların delilere vermiş olduğu bir ayrıcalıktır dersek yanlış olmaz. 

İki önemli davranış biçimi özgürlüğümü kısıtlar. İlki düşündüklerimi söyleyebilme ve yazma konusunda karşılaştığım engellerdir. Fikir ya da düşünce suçu diye anılan eylemlerdir bunlar. Başkasıyla paylaşmadıktan sonra düşünmeye kimse engel koyamaz aslında. Sorun, düşüncelerin söylenerek ya da yazılarak toplumla paylaşılmasıdır. Tarih boyunca bu sorunu yok sayanların uğradığı zulüm, diğerlerine göz dağı vermiş olmasına rağmen cesur özgürlük savaşçıları her türlü cezayı hatta ölümü göze alıp fikirleriyle toplumun gözlerini açmaya çalışmış, düşüncelerini yaymış ne yazıktır ki bütün bunların karşılığında büyük bedeller ödemişlerdir. Ben onlar kadar cesur olmadığımı kabul etmek zorundayım.     


İkincisi ise istediğim tarzda davranmaya ilişkin karşılaştığım engellerdir. Malûmunuz olduğu üzere din, sadece bir inanç sistemi değil, her bakımdan bir yaşama biçimidir. Öyle söylendiği gibi bireysel değildir, toplumun her kesimini etkisi altına alıp insanları kendi kurallarına uydurmaya  çalışır. Örneğin muhafazar bir bölgede Konya'da, Erzurum'da ramazanda bırakın içki içmeyi, yemek yerseniz bile hayatınız tehlikede demektir. Bu saygıdan öte bir dayatma, özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Yaşam tarzı, giyim kuşam konusunda da ciddi kısıtlamalar söz konusu elbette. Ataerkil anlayışın hüküm sürdüğü ülkemizde kadınlarımızın sık sık maruz kaldıkları ve sonucu cinayetlere kadar varan olayların ana sebebi özgürlüklerin kısıtlanması değil midir? Yöneticileri izledikleri haksız ve yanlış politikalar nedeniyle farklı biçimlerde protesto etmek özgürlükse eğer, bunu ne kadar başarabiliyoruz?

Ayrıca aile, arkadaşlık ve genel anlamda toplumsal ilişkilerde de özgür değiliz. İşin bu yönü belli bir ölçüde gönüllü ya da zorunlu olarak yaptığımız eylem ve fedakârlıklardır. Örneğin ailede her bireyin her zaman istediği TV kanalını seyretme özgürlüğü yoktur değil mi?. Evi geçindirme yükü üzerine kalmış bir kişi, günün belli saatlerinde işverene kiralamıştır özgürlüğünü. Evinde evcil hayvan besleyen bir kişi, komşusu rahatsız oluyor diye istediğini yapamaz özgürce.

Diğer taraftan özgürlük, sınırsız olarak istediklerimizi yapma hali de değildir. Benim anlayışıma göre en güzel tanım şudur:
"İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesi değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır." 

Bu yüzden devlet memuru olmadım. Özel sektörde yıllarca çalıştım, kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramadı, gerektiğinde arkamı döndüm başka iş buldum kendime. Özel sektörde kişi, kendini geliştirip işinde yeri doldurulamayacak bir seviyeye geldiği zaman ona istemediği hiçbir şeyi yaptıramaz hiç kimse.

Özgür olmanın sınırı başkasının özgürlüğünün başladığı yerdir derler klasik bir söylemle. Fakat pratikte sorunlu bir tespittir. Zira çoğu yerde bu durum kesişir, birbirinin içine girer ve sonu iyi bitmez. Bence adalet ve eşitlik ilkesine uygun olarak çıkarılmış yasalarla bireysel özgürlüğün sınırı çizilmelidir. Bunun dışında olabildiğince özgür olmalı insan. Eyleme dönüşmeyen her fikir ve düşünce özgürce yazılmalı, çizilmeli ve söylenmeli. İnsanlar yasal bir partinin mensuplarına terörist demedikleri için teröre destek verdikleri iddiasıyla haksız yere terör yanlısı olarak suçlanmamalı örneğin. Ne dediklerinden ne de demediklerinden, ne yazdıklarından ne de yazmadıklarından dolayı zuĺüm görmemeli insanlar. Bu icraatleri yasalarda suç olarak bulunmamalı. Sanatçı özgürce sanatını icra edebilmeli, topluma rehber olmalı aydınlar.

Özgür olmanın sınırı insan olmaktır. Ben hızlı araba kullanıyorum, bu benim özgürlüğüm diyemez insan olan. Çünkü kimsenin özgürlüğü başkalarının canına malına zarar getirmemeli. Özgür olmanın sınırı işte tam da burada yatıyor kanımca.

30 yorum:

  1. bu ülkeden giderseeen bizim ülkeden çok daha özgür ülkelerde yaşayabilirsin ki, kanada, danimarka, almanya felan yaniii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizden geçti artık:( Şöyle düşünüyorum da, bu ülkede nice beyinler canlarını verdi özgürce düşündükleri için. Vatana, millete doğru yolu göstermek adına hapislerde ne aydınlarımiz çürüttü hayatlarını. Özgürlük, adalet, eşitlik uğruna ne canlar yitirdik... Uğur Mumcu'lar, Abdi İpekçi'ler, Bahriye Üçok'lar, Denizler, Yusuflar, Hüseyinler...

      Sil
    2. öyle işte napcaan az gelişmiş ülkenin az gelişmiş insanlarıyız. daha çok canlar yitirir bizim ülke. ülkenin yaklaşık yüzde yetmişi tutucu, yüzde otuzu ilerici.

      Sil
    3. Moralimi düzelttin, yüzde otuz? Var mı o kadar:))

      Sil
  2. Dedikleriniz de çok haklısınız. Benim düşüncelerim gibi sizin düşünceleriniz de...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Özgür değiliz ama duple yollarımız var, köprülerimiz, barajlarımız, dünyanın en büyük hava limanlarımız, saraylarımız var. Şehitlerimiz var, şehitlerimiz. Her biri ana kuzusu, sevgilisi, abisi, kardeşi, babası... Özgürlük ne ki, olmasa da olur. Herkes saklasın kendine sakıncalı düşüncelerini, düşlerini...

      Sil
  3. Interesting thoughts on what freedom means. Total freedom might bring chaos.

    YanıtlaSil
  4. Düşüncelerimiz benziyor, siz daha detaylı anlatmışsınız :) Ellerinize sağlık, bu güzel konu için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Düşüncelerimizin benzeşmesine sevindim ayrıca:)

      Sil
  5. Sevgili Kaystros, yorgunum, bu yazının altına imzamı atabilir miyim? :) yollar, barajlar, nükleer santraller ve daha neler neler var.. ama "bu da ne adar aptalca olmuş kardeşim" dersen allah muhafaza fetöcü damgası yersin.. işte arkasından bakakalırız.. geminin değil, özgürlüğün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette atabilirsin dostum:) Ne güzel söylüyorsun bak. Zülfü yâre dokununca Fetö'cü de olursun, azılı terörist de. Bu ahvalde hâlâ özgür olduğunu düşünenleri kıskanıyorum.

      Sil
  6. Özenli bir paylaşım teşekkür ederim sizi takibe aldım.. Aynı konuyu kısaca bende ele aldım sizinki kadar detay olmasa da kısa ve öz :)

    YanıtlaSil
  7. I think freedom comes with a price especially in today's world. Watch what you say, who you spend time with. People's moves are recorded by CCTV security cameras, the internet is monitored. So, we may think we are free but in reality we're not.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. It is the biggest lie to claim that it is completely free in this world.

      Sil
  8. "İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesi değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır."

    keşke o kadar özgür olsak!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu özgürlüğün en gerçekçi tanımı bana göre. Keşke...

      Sil
  9. Nasıl özgür olacağımı bilmiyorum ama nasıl özgür olamayacağımı çok iyi biliyorum...

    YanıtlaSil
  10. muhafazakar bölgeler konusunda dediklerin konusunda kesinlikle haklısın ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusu her iki taraf da birbirinin özgürlüğünü kısıtlıyor sanki. Mahalle baskıları... Ülkenin yarısını Avrupa, diğer yarısını Arabistan yapmak lazım belki de. O zaman herkes kendi bölgesinde daha özgür hissedebilir kendini. Belki de düşündüğüm gibi değil. Ne yardan vazgeçmek istiyor insanlar ne de serden:)

      Sil
    2. Eskiden dediğiniz gibi seküler kesim muhafazakarları hedef alırdı. Şimdi iş birazda siyasi zeminden dolayı tersine döndü. Ama öyle bölye değil baya bir döndü. Bu baskı karşısnda da işi gençler etki tepkiye dönüştürdü. Millet baskıya karşı özgürüz diye iyice freni boşalmış kamyon misali yaşamaya başladı. :)))

      Sil
    3. İnsanların bilgiye habere ulaşma yolları açık tutulmalı. Bence en temel özgürlük bu. Türkiyede yaşıyoruz, bazı tv kanalları 24 saat dini yayın yapıyor, dilleri döndükçe halkı kendi mezheplerine çekmeye çalışıyorlar. Yapsınlar, bence o onların özgürlüğü. Ama diğer dinlere, seküler kesimin taleplerine de aynı imkan verilmeli. Medya sadece iktidar partisinin borazanı olmamalı. Bütün partiler için söylüyorum bunu. Mesela Darwin'in evrim teorisini neden çıkartırsın kitaplardan. Öğrenci buna akla yakın bulur ya da bulmaz. En azından böyle bir teorinin olduğunu bilir. Kitaplar niye yasaklanır, insanlar düşüncelerinden dolayı niye hapse atılır. Ben en çok kendi görüşüme karşı olanları dinlemekten, onlarla tartışmaktan zevk alırım. Fikirlerimin değişmesi beni niye korkutsun ki. Sadece muhafazar kesimin korkusudur bu. Esasen o da inançlarındaki zayıflıktan ileri gelir. Özgür düşünce, felsefe, sorgulamak onlar için her zaman tehlikeli eylemlerdir. Allah günahlarımızı affetsin.

      Sil
  11. Merhaba =)
    Ağaç ev sohbeti bahane oldu tanışmak kaynaşmak çok güzel.. Sizin önerinize bir kaç satırda ben yazdım.. Bloğunuzu yeni keşfettim diyebilirim ve takibe aldım görüşmek üzere =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba:)
      Gerçekten iyi oldu. Hemen geliyorum:))

      Sil
  12. "delirmesi lazım", ne doğru :)))

    YanıtlaSil