KATEGORİLER

30 Haziran 2020 Salı

KARANTİNA KORONA 12 - FİNAL

2020 yılını kâbusa dönüştüren Covid-19 konusunda başladığım yazı dizisinin son bölümünü kaleme alıyorum. Daha önce yazdığım bölümlerde, kendi çapımda bir takım analizler yapmış ve Koronavirüs'ün özellikle yurdumuzda ne kadar can kaybına yol açacağına dair kafa yormuştum. Bilimsel bir çalışmadan ziyade istatistiki verilerden yararlanarak dünyamızı etkisine alan bu virüsün, taşıdığımız genlerle ve dünyadaki toplam vaka sayısıyla ilişkili olabileceğinden hareketle, daha önceki yazılarımda yurdumuzda olası can kaybı hakkında tahminlerde bulunmuş, daha sonra dünyadaki vaka sayısında tahminimin üzerindeki artış sebebiyle çalışmamı bir kez revize etmiştim. 

31.03.2020 tarihli Karantina Korona -5 başlıklı yazımda; yurdumuzda Covid-19 kaynaklı can kaybı henüz 168 iken, dünyadaki toplam vaka sayısı 802.967, can kaybı ise 39.025 idi. İlk tahminimde toplam vaka sayısının iki katına çıkacağını ve ülkemizde toplam vefat edecek kişi sayısının 1.932 olacağını öngörmüştüm.
  

02.05.2020 tarihinde dünya genelinde Koronavirüse yakalananların toplamı, 3.389.717'ye can kaybı sayısı, 238.989'a, ülkemizdeki can kaybı ise 3.258'e ulaşmıştı! Dünya vaka artış sayısına göre çalışmamı revize ettim. Yeni tahminime göre ülkemizde muhtemel toplam can kaybı sayısı 5.414 olacaktı!


Bugün itibarıyla dünya genelinde toplam vaka sayısı 10.268.786, can kaybı 504.345, yurdumuzda toplam vaka sayısı ise 198.613, can kaybı 5.115 olarak gerçekleşmiştir.

Hiçbir bilim adamının ileriye dönük tahminde bulunamadığı Koronavirüs vakasıyla ilgili değerlendirme ve tahminlerimden sonra bugün son sözlerimi söylemek isterim. Dünyadaki toplam vaka sayısı bir kez daha tahmin ettiğimin iki katına ulaştı, ancak ülkemizdeki toplam can kaybı sayısı hâlâ öngördüğüm sınırlar içinde. Bu durum ülkemizde Koronavirüs tehlikesinin büyük ölçüde ortadan kalktığını ve hızla hayatın normale döneceğinin işaretidir bana göre. Zira, plajlar, kafeler, restoranlar, AVM'lerdeki kalabalığa baktığımda bunu görebiliyorum. Maskeler genellikle insanların ya kulağında ya da kolunda asılı.

Bu arada, Koronavirüsle ilgili birçok komplo teorisi okudum. Başta İngiltere olmak üzere, bazı ülkeler Covid-19 için aşı ve ilâç geliştirdiklerini iddia ederken dünyanın farklı ülkelerine milyonlarca doz aşının pazarlandığını söylüyorlar. Covid-19'un bilerek ya da yanlışlık sonucunda insanlara bulaştırıldığı iddiasına pek soğuk bakmıyorum doğrusu, olabilir. Çünkü, yıllarca virüsler üzerinde bilimsel, stratejik ve savunma amaçlı çalışmalar yapan on iki ya da on üç biyokimya laboratuarının olduğu söyleniyor. Bu arada, Soner Yalçın'ın Kasım 2019'da yayınlanan "Kara Kutu" adlı araştırma kitabını okuyorum. Kitabı yazdığı zamanlarda Covid-19 henüz ortada yok ancak Sars, Ebola, HIV ve diğer virüslere ilişkin yazdıkları günümüze ışık tutuyor. Kitabı bitirince daha kapsamlı bahsedeceğim için fazla detaya girmek istemiyorum ama endüstriyel tıbbın bilim adına yaptıkları dudak uçuklatan cinsten. Daha önce küresel ilâç şirketlerinin kolestrol üzerine oynadıkları oyunun bir benzeri bugün Covid-19 üzerinden mi götürülüyor?

Kimse bana o kadar insan öldü, bu senaryo olamaz demesin. Kara Kutu kitabında sayıların nasıl arttırıldığı, istatiki bilgilerin nasıl çarpıtıldığı, Nobel ödüllerinin hangi sözde bilim adamlarına verildiği, hangi ilâç ve aşıların yan etkilerinden dolayı kaç kişinin hayatını kaybettiği, ilaç şirketlerinin FDA'ya, DSÖ'ne, anlı şanlı üniversite profesörlerine ve bilim adamlarına milyonlarca dolar verdiği, dünyada tekel oluşturan aynı şirketler aleyhine açılan davalarda milyarlarca dolar ceza ödediklerini öğrenince Covid-19 aşısı çıksa da, ilâcı bulunsa da onlardan asla ve de katiyyen uzak duracağım.

20 yorum:

  1. Ben de çocuklukta yapılması zorunlu temel koruyucu aşılar haricinde sonradan geliştirilen aşı ve ilaçlara pek güvenmiyorum. Corona konusunda düşüncelerim çok karmaşık. Yaşadığım yerde uzaktan bir film izler gibi izledik tüm süreci çünkü hiç vaka görülmedi buralarda. Ama İstanbul'da 3 aile yakınımızı kaybettik Corona yüzünden. Kayıplar çok acı.

    Bu süreçte en çok uzaktan eğitim konusunda sıkıntı yaşadım bir öğretmen olarak ve eğitimde eşitsizliğe ilk elden tanık oldum bir kez daha. Dilerim yüzyüze eğitime geri dönebiliriz bir an önce ya da en azından her çocuğa eşit imkanlar sağlanır eğitim için en kısa sürede.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle yakınlarınızı kaybetmiş olmanıza üzüldüm.

      Onların yaşı ve başkaca ne tür rahatsızlıkları olduğunu bilmiyorum. Koronavirüs olmasaydı, eminim ki onlara uygun düşecek bir ölüm nedeni uydurmak doktorlar için hiç de zor bir şey değil. İnsan vücudunda yüzbinlerce bakteri ve virüsle birlikte yaşıyoruz. Bunların çoğu zararsız, hatta faydalı olanlar bile var. Elbette dışarıdan aldığımız birçok bakteri ve virüs de var. Bunlar zaman zaman bizi hasta edebilir, öldürebilir de. Ancak bana öyle geliyor ki, bu Covid-19, gereğinden fazla ve amaçlı olarak şişirildi. Tamamen vücudun bağışıklık sistemiyle ilgili. Bağışıklık sistemini göçerten de, o vurulduğumuz aşılar, kullandığımız ilâçlar ve içinde her türlü koruyucu içeren gıdalar, hormonlu sebze ve meyvalar.

      Eşitsizlik her yerde var, sadece eğitimde değil. Yaratan bile bizi eşit yaratmamış. Bazı şeyleri değiştirmeye gücümüz yetmiyor, kabullenmek ve olabildiğince direnmek gerek. Umarım her şey en kısa sürede düzene girer:)

      Sil
  2. Deprem döneminde "deprem baba" vardı her tahmini tutan, size de "covid baba" demeli valla nasıl tutmuş, umarım bu tahmininiz de tutar ve artık giderek azalarak biter bu süreç.
    Fakat aşının "gönüllü" olacağını sanmıyorum ben malesef..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence sakıncası yok:)
      Küresel güçler bir süre daha bu olayı gündemde tutacak ve panik havasını sürdürmeye çalışacaklardır. Bildiğim kadarıyla hali hazırda aşı olma zorunluluk değil. Yeni çocuk sahibi olan birçok aile zorunlu denilen aşıları dahi çocuklarına yaptırmıyor. İçinde bulunan kanserojen ve yan etkileri müphem birçok kimyasal bir tarafa raf ömrünü uzatmak için kullandıkları cıva ve alüminyum gibi elementler dahi aşıya şüpheyle bakmak için yeterli bence.

      Dolaylı yollardan aşıya zorlayabilirler belki ama aşıya genel bir zorunluluk getirebileceklerini sanmıyorum.

      Sil
  3. Başlangıçta Corona'nın bilinçli bulaştırıldığını düşünmüştüm ama geldiğimiz noktada sanki doğal gibi geliyor artık (Doğa kendini koruyor gibi). Soner Yalçın'ın kitabını okudum yazılanlara da katılıyorum ve aşı konusunda bende tereddütteyim hatta keşke ilaç bulsalar diye düşünüyorum ama en azından ülkeler arasında seyahat etmek isterseniz zorunlu tutacaklardır. Ayrıca ülkemizde de bittiği yok, hatta düşüşe bile geçmedi sürekli vaka sayıları artıyor. Neden bittiğini düşündünüz? Ayrıca rakamların doğru olarak yansıtıldığına inanıyor musunuz? Bence her şeyin daha kötü olmamasını umalım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dediğim gibi, bilinçli ya da kazara. Ben de laboratuar çalışanlarından birinin yanlışlıkla dışarı taşındığı ihtimali üzerinde duruyorum.

      İlâç ya da aşı fark etmez. Kitabı okuduğunuza göre bunu biliyorsunuz. Rockefeller amcamız iş başında!

      Ne söylenene ne de DSÖ örgütünün söylediklerine inanıyorum.

      Sil
  4. Kara Kutu kitabını merak ediyordum zaten , yazınızdan sonra "okunacaklar" listeme kaydettim. Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  5. Rakamların gerçek hallerini bir gün öğrenebilecek miyiz diye düşünüyorum bazen. Herkes kendi işine geldiği gibi çeviriyor zira şu anda. Ne zaman normalleşebileceğimi kestiremiyorum. Gerçi Can uçmaya başladığından beri normalleşti evde zor tutmaktayım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım hiçbir zaman:) Bence normalleştik fakat biraz daha kasmaya çalışıyorlar. İlaç satacaklar, aşı satacaklar, kadayıfın iyice kızarmasını bekliyorlar:)

      Sil
  6. Günümüz için hiç birşey tesadüf yada sürpriz olmadığına artık inanmaya başladık. "Ateş olmayan yerde duman çıkmaz " eğer bu söz doğru olmasaydı yüzlerce yada binlerce kes veya kişi tarafından söylenmezdi. Demek ki ortada birşey var ki bu kadar teori var

    YanıtlayınSil
  7. Oh, öyle görünüyor ki kitabın yazarı böyle bir pandemi duyarlılığına sahip. Bu kitabı gerçekten okumak istiyorum. Tavsiyeniz için teşekkürler. Endonezya selamlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Endonezya'dan selâmınızı aldım, çok sevindim:) Kitap Türkçe olduğu için nasıl okuyabilirsiniz, bilmiyorum. Ancak okuduktan sonra kitap hakkında geniş bir değerlendirme yapmayı düşünüyorum. Türkiye'den sevgiler:)

      Sil
  8. Son dediklerinize aynen katılıyoruz,bu işin içinde çok ciddi bir bit yeniği var gibi bir durum var..Doğrusu ölen-kalan koronavirüs sayılarına da pek inanmıyoruz artık ne DSÖ ne dünyadaki diğer devletlerin hatta en güvenilir ABD ve AB hastanelerinin vermiş oldukları vaka ve ölüm haberlerine dahi artık pek inanmıyoruz,çünkü tamamen inandırıcılıklarını yitirmiş durumdalar..Hele de Türkiye,hiç konuşmaya bile gerek yok,dünyadaki gelişmelere bakınca..

    Aslında dünyadaki hekimler Coronavirüsle ilgili yeterince bir bilgi sahibi değiller ama sanki sahipmiş gibi davranış sergiliyorlar..Bunun nedeni DSÖ'nün vermiş olduğu yalan,yanlış/eksik korona bilgilerinde..Yeterince tam bilgiye sahip olanlar büyük ihtimalle DSÖ ve aşı fimaları ve bunları koruyan bazı devletler de bu işin içinde olabilir..Örneğin,Çin,Rusya,ABD ve bazı AB ülkeleri..Birşeyler çevirdikleri çok belli oluyor..Hekimler yeterince bilgi sahibi olmadıkları için,"Coronavirüs hastası olmayan kişilere koronavirüs teşhisi koyabiliyorlar"..Böyle bir şüphede var,dünyadan gelen haberler,bilgiler bu yönde..Ama tabii kimse bu söylenenlere inanmıyor,komplo teorisi olarak görüyorlar..

    Bu virüs,istenilen gerçekleşene kadar bitmeyecek ve hiçbir zaman doğru düzgün bir aşışı da bulunmayacak gibi gözüküyor..Planlanan şey neyse o gerçekleştiğinde ise büyük ihtimalle "aşı bulundu" denilerek,önceden tasarladıkları gizli bir aşıyı piyasaya sürecekler ve dünyaya bunu ZORLA yaydıracaklar gibi gözüküyor..Akla çok senaryolar geliyor.Yerli-yabancı kaynaklardan okuduklarımız,gördüklerimiz..Çünkü yapılmak istenen şey başka olabilir..Yeni dünya düzeni gibi..Gerçekten birşeyler dönüyor ama ne orasını pek bilemiyoruz..

    DSÖ,dünyanın en tehlikeli örgütü haline gelmiş durumda..Koskoca Rusya bile DSÖ'ye boyun eğmek zorunda kaldı..Ne Putin nede Trump,böyle bir virüsün olduğuna inanmıyorlar hatta pek çok devlet başkanları da inanmıyor ama bu virüsün arkasındaki gizli güçler,dünyadaki hekimleri kullanarak,yalan-yanlış,eksik bilgilerle,başta Trump ve Putin olmak üzere hemen hemen tüm dünya ülkelerine diz çöktürmüş durumdalar..Bu komplo teorisi gibi duruyor ama değil,yaşanılan bir gerçek..İşte DSÖ,bu nedenle dünyanın en tehlikeli örgütü haline gelmiş durumda..Kimse gıkını dahi çıkartamıyor korkusundan..

    Neyse çok konuştuk,aslında tespitleriniz mantıklı ama tabii ülkelerin verdikleri sayılar ne kadar gerçekçi orası biraz tartışılır..Emeğinize sağlık..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul Bey, yorumunuz için teşekkürlerler. Covid-19 henüz pandemi olarak ilân edilmeden önce, Wuhan'da ölü sayısı bine doğru tırmanırken endişelenmiştim. Önceleri, virüsün sadece solunum yoluyla bulaştığı ve havada ya da herhangi bir yüzeyde çok uzun süre barınamayacağı söylendi. Zaman ilerledikçe, bunun çok bulaşıcı olduğu, temas yoluyla kolaylıkla başkalarına bulaşabildiği ve kapalı ortamlarda uzun mesafelere ulaşabildiği, sıcak ve soğuğa dayanıklı olduğu gibi özelliklere sahip olduğu haberleri yayılarak dünyada bir korku yaratıldı. Benim ilk şüphem Çin gibi nüfus yoğunluğu fazla olan ülkelerde böylesine bulaşıcı virüsün kısa zamanda ve kolaylıkla kontrol altına alınmasıyla başladı. Özellikle İtalya, İspanya ve İngiltere'de can kayıplarının inanılmaz boyutlara çıkması, zaten basit bir dna molekülünden ibaret olan virüsün kendine uygun genleri seçtiğini düşünmeye başladım. Ancak son vuruşu ABD yapmıştı, milyonlarca vaka sayısı ve 200 bini aşan can kaybı!

      Trump, can kaybının milyonları bulacağından bahsediyordu. O zaman anladım ki, bu küresel sermayenin yeni bir oyunu. Çünkü daha önce kolestrol korkusu yaratarak milyarlarca dolarlık ilâç satmışlar, üstelik kazançları sattıkları ilâçların yan etkilerinden ortaya çıkan yeni hastalıklara yeni ilâçlar satarak kat be kat gelirlerini arttırmışlardı. Ürettikleri ilâçların patent süresi dolduğunda konu gündemden düşüyordu. Hep aynı tezgâh! İnsan sağlığı bile bu aç gözlü haramiler için önemli değil.

      Elbette zamanı gelince bu Koronavirüsten kimlerin ne kazandığı, hangi stratejik oyunların döndüğünü tarih yazacak. Ancak yeni oyunlarla dünya dönmeye devam edecek.

      DSÖ, FDA, Unicef, Dünya Bankası ve küresel ilâç sektöründen beslenen, diğer sözde sağlık kurumları, medya, üniversiteler, bilim adamları, bürokrasi, doktorlar, hepsi aynı ticari amaca hizmet ediyorlar. Bunlar, bu örgütlerde çalışanlar eğer birilerine daha çok para kazandırabiliyorlarsa, çok kolay yükselip büyük makamlara gelebiliyorlar, yaptıklarına şüpheyle yaklaşanları ise yok ediyorlar. Söz konusu kişi ve kuruluşların içinde olayın farkında olmadan çalışan ve sağlığın ticarete dökulmesine karşı duranları tenzih ederim.

      Sil
  9. bizdeki ölü sayısının 10 ile çarpılması gerektiğini söylüyor doktorlarımız. çok az gösteriliyormuş, panik olmasın diye. eveet ne zamandır yazmamıştın yaa. korona korkusu çabuk geçti ya kimse takmıyo artık. üç ay sürdü kabus :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doktorlara kim söylüyor/söyletiyor onları? Doktorluk da bir nevi tüccarlık oldu zaten. Bu tür haberleri yayanlar malûm çevreler. Halk panik olsun ki adamlar bol bol aşı ilâç satsınlar diye. Bak bak, nasıl algı yaratıyorlar:)))

      Sil
    2. yok ya, doktorların kendi söylüyor, acil doktorları genelde, örnek izmirde en az on katı imiş, aile ve akraba çevremde doktor çok, onlar söylüyor, hastane yöneticileri akrabalarım, yani aile akraba çevresi içinde konuşulan şeyler, gerçek doktorlar yani tüccar değiller, öyleleri de vardır tabii o başka :)

      Sil
    3. Soner Yalçın'ın kitabı Kara Kutu'yu okuduktan sonra mı söylüyorsun bunları? Eğer okumadıysan oku, daha sonra tartışalım istersen:)

      Sil