KATEGORİLER

30 Ağustos 2016 Salı

ZEYTİN'Lİ GÜNLER


12/08/2016 Cuma, Tire



Dün yoğun bir gündü. Bugün de öyle. “Artık yapılacak pek bir şey kalmadı.” dediğimiz sürece girdik güya. Dün geç geldiğimiz için geç yattım. Doğal olarak biraz geç kalktım. Kahvaltı hazırlığı başladı. Çarşıda işlerimiz var ama yaylada da bulunmamız lazım. Bugün alkolsüz içecekleri verecek bölge bayi gelecek, Yücel Usta Torbalı’dan gelip çay ocağı üzerine davlumbaz montajını yapacak. Eşim çok fazla işinin olduğunu söyleyip yukarıda kalmak istiyor.

Henüz kahvaltımızı bile yapmadan ilk telefon belediyeden geliyor. Belge hazırlamak için müdür çağırıyormuş. Aradan beş dakika geçmeden Mustafa Bey arayıp yarım saate kadar geleceklerini söylüyor.

Gidip demir kapının kilidini açıyorum. Az sonra bölge bayisinin arabası giriyor içeri. Yarım saat sonra geliriz demişlerdi oysa. Mutfaktaki ocakların altını söndürüyor misafirleri verandaya, güneşin henüz ulaşmadığı bir masaya alıyorum. Üç kişi gelmişler, içlerinde İzmir Bölge Pazarlama Müdürü de var. Ürünleri tanıtıyorlar. Taş Ev ve konsept ilgilerini çekiyor. Bütün ürünlerin cam şişede olmasının yakışacağını söylüyorlar. Yarın iki meşrubat soğutucu dolabı getirecekler.

Kahvaltıyı üç kişilik hazırlıyorum artık. Zeytin hazırladığım menemene bayılıyor. Şehre inişimiz öğleni buluyor. Belediyeye uğruyorum. Başkandan onay gelmiş ve emniyete hemen alkollü içki izni için dilekçe hazırlamışlar. Bu sevindirici bir gelişme.

Eşim Cuma Pazarında acı biber arayışında. Buluşma yerine döndüğümde bulmuş aradığını zaten. Müjdeyi veriyorum hemen.

Ozan’a uğruyorum. Gece saat ikiden sonra istediği konum bilgisini göndermiştim ona. İnternet işi iyice kabak tadı vermeye başladı. İşlemleri başlatmış, cevap bekliyormuş.

Belki de en büyük sorunumuz ustalık belgesi. Lokantacılar Odası Başkanıyla konuştum. Nedense içim almadı adamı. Telefondaki sesine bakılırsa genç birine benziyor ama bana ismimle hitap etmesi hiç hoşuma gitmedi. Koyunları beraber güttük sanıyor olmalı (!)

Her alışverişten sonra fatura alıyorum artık. Fiş geçerli olmuyormuş. Ufak tefek bazı ihtiyaçlarımızı tamamladıktan sonra eşimi yaylaya bıraktım. Dönerken Zeytin demir kapıya kadar bana eşlik etti. Şehre indikten sonra telefonum çaldı. Arayan yabancı bir numara. Genç bir ses açık olduğunu düşünerek restorana geldiklerini ancak kapıyı kapalı görünce dönmek zorunda kaldıklarını söyledikten sonra siyah bir köpek yavrusunun tel çitin altından dışarı çıktığını söyledi. İstersem onu çitin içine koyabileceklerini belirtti. Çok memnun olacağımı söyledim. Zeytin benim arkamdan peşime takılmış anlaşılan.

Sanayiye gidip aydınlatma direği olarak kullanacağım boruları alıyorum. Kızım arıyor. Programı değişmiş, buraya gelmek üzere yola çıkmaya hazırlanıyormuş. Seviniyorum bu habere.

Elektrikçi Ali’nin dükkânına uğruyorum. Bayındır tarafında bir köye gitmiş. Yapılmasını istediğim işleri sayıyorum. Tire’ye dönünce arayacağını söylüyor. Aramayacağını bildiğim için aramaması beni hiç şaşırtmıyor.

Akşam saatlerinde kızım geliyor. Zeytin’le ilk karşılaşması. Zeytin bize biz Zeytin'e alışıyoruz artık. Yolun kenarındaki konteynırların doğallığı bozduğunu söylüyor. Aslında haklı ama yapacak başka bir şey yok.   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder